|
8 Nisan 1984 MEVLÂNA’yım ben! 1 “MEYDAN’da cümle kulu, güzeldir HAKK’a yolu. Selam olsun,
GÜZEL’e yol bulsun, aldığı her selamda ALLAH’ımdan RESULÜ’ne dönsün.”
dedi, YUNUS’um söze geldi: 2 “Bal aldım, dalda gördüm, yaprağı toprağa
serdim, her gelene sordum; ‘Zamanı, gerçekten mi alırsın, dünyadan mı bilirsin;
yoksa, olandan, yalnız düzene uyduğun için mi yumuşak olursun?’ Her
satır, her zerreye verendendir. Gül güzeldir yaprağı ile; dikeninden
ayıramazsın, yapısı öyledir.” dedi, YUNUS’um selamladı. (Kime?) ‘Her zerreye.’ dedik. 3 ÖZ’den sözden, ayrı kalmaz gönül sizden. Dünya bilinse
idi bir bohça bezden; gelen giden giyinir, ipek şalı sarınırdı. 4 “ ‘Değmedi gelişime.’ diyene de ki; NUR ile NUR’landıysan, ‘YAR.’ diye zorlandıysan; doğuştan
öte değil, kaya misali katı değil.” dedi, HAMZA DOST söze geldi: 5 “Topraktan aldığın taşı
işlersen, ‘Mücevher’ dersin, dilediğin DOST ile paylaşırsın.
Gelişinde de işlenme vardır, bilmezsen düşlenme vardır. Uyanalım
uykudan, kurtulalım kaygudan.” dedi, HAMZA DOST cümlenizi selamladı. 6 “Köşk ile çadıra göz attım, her var edilen
ile söz ettim. Gördüm ki gönül yapısı ayrı değil, hiçbiri RABB’inden gayrı
değil. ‘SEN bilirsin ALLAH’ım’ dedim, cümlesini selamladım.” dedi KAYGUSUZ
söze geldi: 7 “Doğu Batı bekleşir, bilgileri birbirine
ekleşir. ‘Ver bana, al sana.’ derler, kimi kuru aş, kimi baklava
börek yerler. Ne yerlerse yesinler, ‘YARATAN’ım.’ desinler. Bir-bir okladım
hedefi, ‘Bilen bulur.’ dedim ‘Sedefi.’ Yapıya el attık, kapıda bilgi sattık.”
dedi, KAYGUSUZ selamladı. 8 “Geyik ile söyleşen, sevgi ile bakar; oduncuya hal
sorsan, ocağını yakar; hal ile gerçeği veren, kucağında olanı
döker.” dedi, HACI BEKTAŞ söze geldi: 9 “Ne var ise, bedende; sevgi dolu, gidende; DOST ararsan,
gönlünde; güzel sorarsan, düzende. ‘Dizimi saracağım, yünü aldım
öreceğim.’ diyen ile, tatlı aşı yiyene selam olsun.” dedi, HACI
BAYRAM yürüdü. (HACI
BEKTAŞ mı?) Değil. HACI BEKTAŞ geldi, HACI BAYRAM söze
girdi. 10 “YUNUS yoldan sormadı alanı, ‘Aldım, verdim.’
deyip elinde kalanı. Sorana HACI BEKTAŞ ile geldi, oturduğu postu
dileyene verdi. Soralım dedi; ‘Bilgisine mi, duygusuna mı eğildik?’
‘Duygusu ile dağıldık.’ dedi. Yormayı dileyenden değiliz. Yorgunluk
asla oluşmaz, seyre gelen her kulu gönül kapısında buluşmaz.”
dediler, HACI BEKTAŞ ile YUNUS’um selamladılar. 11 YAHYA’ya sordum da ‘Gelenden misin?’,
‘EYVALLAH.’ dedi. “Meyhaneyi açtık, bilenden bilmeyenden seçtik, dört
kuşağa güldük; ‘Alalım mı?’ diyen ile, ‘Doyalım mı?’ diyene, ‘DOST
KAPISI’na uyalım.’ dedik; geldiğine sevindik, yendiğine sevindik, her
satırda güzel ile övündük.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı. (Ziyarete mi?) EYVALLAH. 12 “Bindiğim at güçlüdür. Yolumuz toz
almaz, dumana yer vermez; gemini sağlam tuttuk, asla düşürmez.” dedi,
YESEVİ söze geldi: 13 “Attığımız her dal, mekanını buldu; halini bilen,
makamını aldı; bilgisini yayan, sevgi ile kainatta kaldı. (Mekan, nedir?) Durak,
RABB’imin tayin ettiği durak. Çevirdim sayfayı okudum, gerçek bilgimi
dokudum. Sağ yönümde olana, seferden görgüsünü sorana; göreceğin
süsler, bileceğin besler.” dedi, YESEVİ selamladı. 14 Ekinler boy verecek, güzelde huy görecek, MERYEM söze
gelecek; “Adım-adım yürüdüm, saçı uzun taradım, taşı çektim toprağı
aradım. Karınca döne-döne yol alır, kuşlar kondukları dallarda sallanır.
Selam verdim cümlesine, gümüş misali aldılar, Güneş’te GÜZEL’e
daldılar. Gümüş misali; madde bilinci aldılar.” dedi, MERYEM cümlenizi
selamladı. 15 “Her adım sayılıdır, her bahçe kuyuludur. Bahçeme su
gerekli ise kuyudan alırım, gönlüme su gerekli ise deryada kalırım.” dedi,
RABİA söze geldi: 16 “Yerden göğe söyleştik, PİR
SULTAN ABDAL ile halleştik. ‘Gelen giden bekleşir, çevreye dileyen
gelir buluşur.’ dediler. Girdiğim her bahçe ekilendendir, ağaca
su verilmedi ise yaprağı dökülendendir. Ektiğimiz toprağa
gücümüzce bakalım, gündüz baktı isek, gece huzur ile ocağımızı yakalım.”
dediler, RABİA ile PİR SULTAN ABDAL selamladılar. 17 “Deryaya gemi olsam, gemide gerçeği
bileni bulsam, her seferde AŞK’ı ile dolsam, gönlümde yanan ateşi
küllesem.” dedi, VEYSEL söze geldi: 18 “Binbir cümle bir oldu, HAK ile HAKK’ı buldu,
güç gelene güldü, geç geleni sildi; yolumuz yolcu ile, gönlümüz hancıda.” dedi,
sevenlerin gönlünde kaldığını söyledi, selamladı. 19 “Aldığım BİR’dir, bildiğim PİR,
yüklendi isem nefsime, kir; almadığım gayreti demedim ‘Zor.’ ” dedi, VEFA
söze geldi: 20 “Gemiye mi atıldık, görgü ile mi katıldık? ‘GÜZEL. GÜZEL.’
diyerek, her hal ile tutulduk. Yamalı giymedik, posta sarındık, gönüldeki
BİR ile arındık.” dedi, selamladı. 21 “ALLAH’ım cümlenizden razı olsun, BEYT’i yerinde bilsin,
‘YAR’ dediği YARATAN’dan ayağına kadar gelene uysun.” dedi,
HAZRETİ HAMZA karşınızda olan ile söyleşti. 22 “Bağlı olanı çözesin, bilginde olanı görgün ile
dizesin; attığın kalıpları, toprağı kazasın, içine atasın, örtesin,
asla dürtmeyesin.” dedi, HAZRETİ HAMZA selamladı. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık. |