|
11 Nisan 1984 MEVLÂNA’yım ben! 1 Yumuşak gelsin huyu, selviye değsin boyu,
RESULÜ’ne uysun soyu. Selam olsun, ‘ALLAH. ALLAH.’ diyen kulları, doğruda
HAK ADI’na kalsın. 2 “Dağlarda kekik yaydım, ağaçları tek-tek
saydım. Her ‘Yol?’ diyene yol verdim, her kulunda ALLAH’ımın NUR’unu gördüm.”
dedi, YUNUS’um söze geldi: 3 “Bardak-bardak su verdim, darda olana sordum; ‘DOST
sende, güzel sonda?’ Her olayın, başı ve sonu vardır. Olayın güzel
bitmesi, gönlünde olan darı siler. Çevreye göz atalım, elde olanı tutalım.
Gönüller darda kalmaz, yol dileyen geri dönmez, ocağımızda ateş asla
sönmez, dar gelen sığmaz, bol gelen taşmaz, aldığı güzele bilen
kulu şaşmaz. ‘Benim atım yöredendir, benim katım töredendir.’ diyene,
de ki; ‘At, yolun gidişine uyar; kata gelen kulu, DOST sesini duyar; öyle
oldukta, seni beni siler.’ ” dedi, YUNUS’um selamladı. 4 “Dört ağaçta durunuz, gövdesine ‘Selam.’ deyip
vurunuz; ‘Şükür ALLAH.’ deyiniz, niyazınıza cümleyi katınız.” dedi,
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı: 5 “Yemeniyi giyeceğiz, ‘Yol, bizedir.’
diyeceğiz; sofra kurduk dolacağız, niyaz olan her sofrada
kalacağız.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı. 6 “YUNUS ile söyleştik: Kuma suyu
katacağız, dilenen kapıya varacağız.” dedi, KAYGUSUZ sözü aldı: 7 “Yerden göğe razıyız, ALLAH’ım RAZI olsun.
Yumuşak gelen her olayda sert taşı buldu, demde oluşan seferden
yaprak misali yerini buldu. ‘Kundak açıldıkta görülür.’ dedik, daha önce
verdik. Konuğu beklersen kaynağı bulacaksın, çevrende oluşan
çamuru sileceksin. ‘Her olay, düzenden.’ dedik, daha önce verdik. Zararsız,
fakat yoldan uzak tutan… ‘Her olay düzenden.’ dedik. Hayır. Mana ile madde
kaynağı. Gerçek bilmek, kendinden kendine her öğün sormak. ‘Yargıyı,
bilgim ile mi, görgüm ile mi değerlendiririm?’ deyiniz. Hem görgü, hem
bilgi ile değerlendirilen her olay gerçeği yansıtır;
doğuştan sözünü bilenin açtığı her sahife, tane-tane okunur.”
dedi, KAYGUSUZ selamladı. 8 Meyveli ağaca tırmanma, dalı gevrek olur;
aldığım her somun, sana çeyrek gelir; RABB’imin sevgisi, her kulunu bulur.
Değil. Somun, mana azığıdır; ‘Ver ALLAH’ım.’ diyen, BÜTÜN’de
çeyreği görendir. (
Çeyrek; olumsuzluk mu?) Olumluluk. Bir somun çeyreği, bir kulunu
ömrünce besler; lokma-lokma alanlar, hallerine bin şükrederler. Varolan gönlünü, VAREDEN’e açtığın
günden, ‘YARDIMCI’m.’ diye gemiyi seçtiğin yönden… ‘Yaprağı
sayacağım, sevgim ile sevgiliye doyacağım.’ dediğin her günde
içtiğin her yudum su, KEVSER ŞARABI olur. Saymayı düşleyelim,
olumsuzu taşlayalım; DOST sofrasını kurup, aşımızı tatmaya
başlayalım. Dört ayrı kapıda, dört nefere sorarsın, uyacağın yapıda
HAK SESİ’ni duyarsın. Çevrende oluşanlara, HAK ADI’na
çalışanlara selam verelim. 9 ‘Çavdar mı eksem, yulaf mı?’ diyene sözüm; yerden
aldığın, duvar üstünde bulduğun, elbet senindir. Ektiğin
biçtiğin, senindir. Ayran aldın, sıcakta ağacın gölgesine geldin.
Gördüğün her olay, yaşantı düzenidir. Yoğun gelen her olaya
gönül versen, ömrü düşlemiş olmaya benzerdi. Nane, oyma misali
büyüyecek. Nasibi olanı alır, yapraktan adını bulur, sevgide adını duyurur. 10 YUNUS ile dolandık, yuvada DOST ADI’na
hallendik, güzelliğe sevindik. Aşı gür olsun, sesi gür gelsin, gönlü
hür kalsın, gücü her zoru yensin; DOST bilsin, gönlüne gelen her yolcuyu YUNUS
misali sarsın. Zorlar ADI’na yenilecek, nasibini sofranıza katacak. ALLAH’ıma
emanet olunuz. Her rüya,
gerçeği yansıtır. 11 ( Çeyrek somuna
layık olmak için, bir nasihatin var mı DEDE’ciğim?) Beklediğin
her olayda, kendinde olana YUNUS misali sor. ( Gönlüne danışmak mı?) Evet. Çevreye düğüm atan, çevrede
kozu satana yol sorma. Çünkü, adım attığın anda, sorumlusu sadece sensin.
‘Öyle ise, kendimin sorumlu olacağı düzeni, başkasının aklından niye
alayım?’ diyesin, çeyrek somunu yuvanda paylaşasın. ALLAH’ıma emanet olunuz. 12 Yama yoksa fistanında, çiçek boldur
destanında. ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
|