|
13 Nisan 1984 (1982 de,
YUVA’mızın aldığını vermek konusunda canlara bir takım görevler
verilmişti. Görevlerin kolaylıkla yürütülmesi için de, 11-4-6-7-41 ve 27’ler
olarak gruplandırılmıştık. Bir süre önce, çalışmalarımız bazı
nedenlerle kesintiye uğramıştı. YUVA, yeni canların da katılması ile
çalışmaya başladığına göre; bu grupsal düzenler, hala geçerli
midir?) MEVLÂNA’yım ben! 1 Yollardan gelen bilir, kaydını bulan okur, okuyan aklı
ile gerçeği dokur. Cümlenize selam olsun, dolu gelen destide dilediği
suyu bulsun. 2 “Düz yolu bildim geldim, deryaya daldım buldum; her güzel
ile dünü yaşadım, güne ÖZ ile geldim.” dedi, YUNUS’um sözü aldı: 3 “Tarlamı süreceğim, ekini yayacağım, esen yeli duyacağım;
kuş kafeste öterse, DOST YOLU’nu açarsa, nefesime selam verip
güleceğim. Nefeste bulduğumu hevesim ile silemem, kaderime ne yazdı
bilemem, SEVGİSİ’ni güzel çirkin diye bölemem; oturduğum
taş sert gelse de, yitirdiğim sevgi kainatta kalsa da, asla
umutsuzluğa düşemem; sevgim var ise yitiremem, sözüm var ise
bitiremem; kaldığım yerden alsam, her bulduğumu yüklensem, elbet
götüremem. Bilgim bana gerçeği buldurdu ise, yücelirim. (‘Aklı yükselen, ALLAH’a yakın
olur.’ Hadisi için mi?) EYVALLAH. Akıl, var olana, mana bilgisinin
arayıcısı olmasını, mantığına uymayanı uzak tutmasını bildirir. Sevmek
akıl ile değil, gönül iledir. Gönlünde sevgin var ise VAREDEN’i ararsın,
aklına sorarsın, mantığın ile yorarsın; öylece, gerçek seni ÖZ’ünde
buluşturur.” dedi, YUNUS’um selamladı. 4 “Doğruyu bilmek için dokuz kapıya gitmeye gerek
yoktur, TEK KAPI alacağın bilgiye çoktur. Gözden aldı isek, sözde verdi
isek, her birimiz hizmetine talib oldu isek; yer-yer dolanacağız, gah
açılacak, gah beleneceğiz.” dedi, PİR SULTAN ABDAL söze geldi: 5 “Bir-bir aradım her kapıda, dedim ‘Yazmaz mı
elindeki tapuda?’ Dediler ki: ‘Toprak bellenmek ister, yaprak ellenmek ister,
kulu hallenmek ister. Tapuyu kimden alacaksın? Kapıyı kime soracaksın? Bilgini,
hangi sofrada sunacaksın?’ Dedim ki: ‘Tarlada ekine, ağaç bulursam köküne,
asi kulun dikine; su veririm, gönül alırım, akan suda RABB’imi bulurum; duman
gelse, ocak yansa, bacadan gitsin beklerim.’ ” dedi, PİR SULTAN ABDAL
selamladı. 6 “Her öğüt günün aynasıdır, gecenin
örtüsü, kulunun sargısı…” dedi, HAMZA DOST sözü aldı: 7 “Alacağım her niyazı var olanlarla paylaşırım,
karayı akı DOST SOFRASI’nda bekleşirim; bende olana, senden gelene, adım-adım
yaklaşırım. Her var ettiğinde, VAROLAN’ın vergisi vardır. Senden ne
alırsam bana kar, sana ne verirsem gine bana kar… Her bilgiyi katlarım, bir
basamak atlarım.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 8 “Yük almadan yürüyelim, kumda iz gördü isek,
ayağımızı sürüyelim; gelene iz olsun diye, verenden söz alsın diye… Bir
hizmet, bin himmeti getirir, kulun ömrünü yorulmadan bitirir. Çevremden almayı
diliyor isem, çevreme katıksız vermeliyim, bilgimde gerçeği dürmeliyim. Ay
yıldız SAHİB’inin vergisindendir, kulunun görgüsü sevgisindendir.” dedi,
HACI BAYRAM sözü aldı: 9 “Ovaya indim günde, YUVA’ya geldim dünde. Az ile
çoğu ayırdım, aç geldim diyeni doyurdum, her yol soranı çağırdım.
Bilse bilmese arasın bulsun, ayna misali kendini görsün; ‘Selam.’ diye-diye,
her kulu ile YAR ADI’nı ansın.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 10 “Her sayıyı bilen, noktayı koyan değildir,
sadece noktayı okuyandır. Davara yön versen, seni değil çobanını arar;
gece ile günde bildiğine sorar, Güneşten aldığı ile verecek
karar.” dedi, KAYGUSUZ söze geldi: 11 “ ‘Bindiğim at götürecek, kaygumu
bitirecek.’ diyelim, her günün sabahında niyazımızı umut ile bağlayalım.
Duman, yanan odunun vergisidir; baca olmazsa, huzurun kaçar. Öyle ise, her
olayın kapısı penceresi vardır. Yanan ocağına yer verirsen, kayguya örtü
gerekmez.” dedi, KAYGUSUZ selamladı. 12 “Ayağın getirdiği, aklının
bitirdiği her konu, geçersizdir.” dedi, YAHYA EFENDİ sözü aldı,
deryaya daldı, her balığa sordu; ‘Bilginiz nedir?’ Dediler ki; ‘Su ile
ışık, elimize verseler kaşık; ışık kabında suyu içeriz, sevgi
ile en güzel sözü seçeriz.’ “ Ne balık avladım, söz olur diye; ne tayı
bağladım, iz bulur diye…” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı. 13 “Dağlar yücedir, bilgisi benden nicedir” dedi,
BEHLÜL’üm sözü aldı: 14 “Dağın yanına vardım da, vergisini sordum; dedi ki,
‘Hele çık zirveye, sakın söz verme zırvaya.’ Güldüm, ovaya geldim; dedim,
‘Vergin nedir?’ Dedi, ‘Hele, ara da bulasın; çiçekte böcekte YARATAN’ı göresin;
vakit geldikte, bedenini örtesin; o zaman, sorgunu tekrar edesin.’ DOST olduk
toprak ile, post bulduk toprak ile, aldık verdik toprak ile…” dedi, BEHLÜL’üm
her güzeli yerinde kodu, selamladı. ALLAH’ıma emanet olunuz.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|