19 Nisan 1984

MEVLÂNA’yım ben!

1 Hazır olan her varlık, görmez elbet darlık; gelişten mutlu olan, gidişte bulmaz zorluk. Cümlenize selam olsun, alan aldığı yerde, seven bulduğu günde görsün. 

2 “Her seferde olan, gönlünü güzel ile sersin.” dedi, YUNUS’um söze geldi:

3 “Eli ele bağladık, güzele haz ile ağladık, çevreyi sevgimizde süsledik, her varolanı bilgimiz ile besledik. Sohbeti dileyen; gemiyi yolda bilendir, bastığı her adımı sayı ile okuyandır.” dedi, YUNUS’um selamladı.

4 “Bitirdiğim sayfayı döne-döne okudum; ‘Bilmem.?’ diyen kuluna, yolunda alacağı her damlayı geçersiz saymamasını söyledim.” dedi, YAHYA EFENDİ söze geldi:

5 “ ‘Aldım suyu bitmedi, kainata yetmedi; çağırdım gelsin diye, DOST elini tutmadı.’ diyene, ‘Dolu desti vereydim, hali nedir göreydim.’ dedik, sohbet sofrasında her dilenen aşı tatlı yedik.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı. Dayanmayı bilene, tutunmaya çalışana.

6 Merdane düze gelir, derdi siler söze gelir, her düzende yolu bulur, kaydını cümleye verir, sözü MERYEM alır: 

7 “Dağ eteğinde durdum, sürüye adım verdim, her dileyene sordum ‘Senden gelen, nerdedir?’ diye. Ben benden bir zerre vermezsem, ben senden neyi isterim, DOST KAPISI’na varıp hangi örtüyü örterim.” dedi, MERYEM selamladı.

8 “Kuşlara selam versem, alıp giderler; çobana selam versem, sürüye iletir güderler, bileni bilmeyene katarlar.” dedi, PİR SULTAN ABDAL söze geldi: 

9 “Katıldık her sürüye, çoban alası değil; götürdük her yiğide, sırtına vurası değil; dedik ‘Bilen, bilmeyen?’, dediler ‘Sırası değil.’ Aldığımız her satıra ‘Şükür ALLAH’ım.’ diyelim, gönüller açık geldi, HAK AŞI’nı yiyelim. Bilgisini açmayana, gönül kapı olamaz; ‘ALLAH. ALLAH.’ demeyene, hizmet yolu bilmeyene, kapının anahtarı verilmez.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.

10 “Gide-gide bitmedi, sevgi doldum yetmedi, ocak yaktım tütmedi.” dedi, HAMZA DOST söze geldi:

11 “Bunaldığım gün bitti, aldığım verdiğim HAK ADI’na yetti, her alan kendi bilgisini güttü, sahip olduğum gönül HAK ADI’na beni gerçeğe attı. Ne yetmeyen bilgide, ne bitmeyen sevgide; O’ndan başka görmedim, her zerreme sevgimden başka vermedim.” dedi, HAMZA DOST; ham meyve yiyen ile, ‘ALLAH! ALLAH!’ diyenin çevresinde kendinden olan gerçeği gösterdi, MERYEM’in adına selamını bildirdi.

12 “SARI ANA söz alır, sözü sofrada bulur, gördüğü her çatıya dilenen sevgiyi getirir. Bağlıya el atarsa, çözülendendir; dağlıya göz atarsa, seçilendendir.” dedi, SARI ANA; sevgisini cümlenize böldü, her bir nefeste HAK SEVGİSİ’ni buldu, selamladı.

13 “Ayna yok yüzüme bakayım, anahtar alıp sözüme takayım.” dedi, KAYGUSUZ sözü aldı: 

14 “Her söz ile giderim, bağda asma dilerim. Üzüm olup erecek, kulu sofrasında görecek; belden dilden sildiğini, elden GÜL’den sorduğunu HAK ADI’na bulacak; boş destiler dolacak, bilen mutlu olacak, bilmeyen olduğu yerde kalacak, arayıp buluncaya, desti ele gelinceye kadar.” dedi, KAYGUSUZ yaprak-yaprak niyaza ağaç ile katıldı, selamladı.

15 Yaprağı DOST gününde alırsan, meyvesini dilenen halde bulursan, dileyen her kulu ile paylaşırsan; yoğun geleni bilirsin, ‘HAY ALLAH’ der, kendinde olan ile kalırsın. (Resim verildi: HACI BAYRAM) Kaygudan söz almadan buldu, kaygusuz geldi, her gölgeyi HAK ADI’na sildi.

16 “Dağlar duman vermez, bilen gece görmez, uyan izi silmez, doğruya nokta koyan asla güzeli bölmez.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi:

17 “Buğday başak verdi de, kulu yolu gördü de; gelen alan oldu mu, çuvala tahıl doldu mu? Öyle ise güleceğiz, balı yiyecek, limon yaprağını katacağız. Gölgeye düşmeyelim, Güneş’e şaşmayalım; bir aldık bin vereceğiz, darlığı temelden sileceğiz.” dedi, HACI BAYRAM, YUNUS’a dediğini cümleniz ile paylaştı.

18 Dayandığına dönesin, güvendiğinde bulasın, çizdiğin her kalemde DOST ADI’nı göresin. ‘Yazdım çizdim, okudum bozdum.’ diyene de ki; ‘Gerçek yazı itilmeyendir, dünya gününe…

(Not: Tebliğin son kısmı bulunamamıştır.)