|
3 Mayıs 1984
MEVLÂNA’yım ben!
1 Gönülden güzele
uyduk, doğuştan geleni duyduk, cümleniz ile sevgiye doyduk. Gün
günden beslenir, kul görgüsü ile süslenir. Selam olsun, giydiğiniz
fistanda yamayı bilen vursun.
2 “Seyre geldim
düzeni, yolda buldum YAZAN’ı. Ayrı-ayrı bilmedim, DOST KAPISI’ndan başka
görmedim.” dedi, YUNUS’um su başında yere baktı.
3 “Suyun başı
yeşillenir, her toprak tanesi, aldığı ile koşullanır. Veresiye
gider, alasıya güder.” dedi, YUNUS’um selamladı.
4 “Merdiven
başı düşündürür, ‘Varayım mı? Durayım mı?’ diye. Çıktıkça
oluşan, bilgisinde buluşan ile sarmaşır.” dedi, HAMZA DOST selam
ile geldi:
5 “Her
basamak,
bir öncekinden daha yakındır. Kul ne kadar basamak çıktı ise, o kadar sakindir.
Ayağın bitirdiği değil, gönlünün götürdüğü yer güzeldir.”
dedi, HAMZA DOST selamladı.
6 “Yaprakları dizeceğiz, hep el ele gezeceğiz, fidan için toprağı
karacağız.” dedi, KAYGUSUZ söze girdi:
7 “ ‘Gökyüzünde
pencere açılsa, bir-bir öteye geçilse…’ denilir. Pencere gökyüzünde değil,
gönüllerde açılır, açıldıkça perde-perde geçilir.” dedi, KAYGUSUZ selamladı.
8 “SEYYİD
ABDULLAH yolun gidişinde, söz alır, dayandığı gerçekte güzeli görür;
dağlarda kar olsa da, sanılmasın doğrudan yolunu çevirir.” dedi,
SEYYİD ABDULLAH selamladı.
9 “Duman yer
değiştirdi ise, kulunun gerçeğe yönelmesindendir, deryaya
dönülmesindendir.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi:
10 “Attım kuyuya taşı, koydum yastığa başı; dedim az gelmez
aşı, geldiğimiz günden dünyada koşu. Dağlara yaslanalım,
DOST elinden taşlanalım, güzel gönül verdi diye HAK ADI’na nazlanalım.”
dedi, HACI BAYRAM selamladı.
11 “Doymayı gönülden diledik, her olayı nefsimizden eledik. Sahib olduğunuz,
cümleye katıksız verdiğiniz sevginizi yapıya aldık; kapıya, gerçeği
bulsun diye aklınızı koyduk.” dedi, PİR SULTAN ABDAL söze geldi:
12 “MERKEZ’imden alacağım, her satırdan alacağını vereceğim. Yorganı
boyuna denk dikeceğim; taze fidan dikecek, kuruyanı sökeceğim.” dedi,
PİR SULTAN ABDAL ile MERKEZ’im selamladı.
13 “Her kuşak
bilenin belinde, bilmeyenin dilindedir. Çağrıya gülen, ağrıya
ağlayan, dünya halindedir. Asla hata değil. Gerçekçi olalım, asla
olduğumuzdan ayrı durmayalım. RABB’imin verdiği her hali
yaşayacağız. En güzele uyduğumuz gibi, gazele de
bakacağız.” dedi, MERYEM gölgeyi Güneşten geldi diye sevdi.
14 “Gölge gönülde
iz bırakır, Güneşte söz bırakır, cildi yakar. Onun için gölgeye
sığınırsın. Güneşin verdiği, ağacın gölgesinde
değerini bulur. Her gününde gölge arayan, görgüsünü sandıkta bırakır. Hep
ağaç altında olmaz, tembellik kula gelmez, dolaşmazsa kul bilmez.
Korkuyu bilmeyen, yargıya düşmeyendir.” dedi, MERYEM selamladı.
15 “Değirmende
su buldum, suyu kanaldan aldım. Sıcak geldi suya daldım, ne güzel dedim, her
verdiğine şükrettim. YAHYA adına söz aldım, yerden göğe dize
geldim. Dayanacak yol alsam, yolda gelene sorsam; ‘Demde güzel, nerdedir?’ Kimi
değirmende der, kimi baklava börek yer, kimi Güneş’e bakar, kimi
ocağı yakar.” dedi, YAHYA sözün verdiği düzeni cümlenizden aldı,
selamladı.
16 “Konuk gelse sözüme, güzel dese yüzüme; aynaya bakacağım, sevgimden her
gönülde çerağı yakacağım.” dedi, LALELİ sözü aldı:
17 “YA
ALLAH dedik, cümlenizi selamladık. Kendinden aldığın her konuyu,
olaylardan ayırma. Gönlünde elediğin bilgiyi duyurma; eledikten sonra
sergile; elemezsen, önce kendini yargıla.” dedi, OMAR sözden aldığın ile
güzeli bulduğuna sevindi. Ayrıda kalmadığı her zerreden, YARATAN’ın
dilediği halde kaldığına, cümleniz ile kalmak dilediğine inanın
diye söz etti. Çölden geldi, kum bildi, geçit vermeyen dağları düz etti,
OMAR selamladı.
18
GANİ’yi diledik, söze gelsin dedik: “ÖZ’deyiz söze gelelim, gönülden
gönüle güzeli görelim.” dedi, cümlenizi selamladı.
19 “Yaprak yerini
almazsa, çiçek düzeni bulmaz. Çiçek düzen bulmazsa, meyvesini vermez.
Yaprağın düzenini diliyor isek kökünü bilelim, suyunu verelim, sevgimiz
ile besleyelim.” dedi, VEYSEL’im dar sokakta hür gönlünü semaya açtı, YUNUS ile
sözü seçti.
20 “Kara üzüm ak
üzüm, sevgime geçti sözüm, güzeli gördü gözüm. Almaktan bıkamadım, verdim-verdim
sıkmadım; verdiği her kırıntıyı, nasib dedim dökmedim. Sözüm sepette
kalmadı. YUNUS ile aldığına sevindi, kaygu vereni gördü yılmadı. Yuvama
göz atarsan, Dostluğumu bilirsin; yoluma göz atarsan, gerçeği
görürsün.” dedi, VEYSEL’im selamladı.
21 Yerden göğe
alacağız, sevginizde cümle ile dolacağız.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|