|
22 Mayıs 1984 İstanbul MEVLÂNA’yım ben! 1 Kurallar asla değişmez, bilmeyen kul
gelişmez; sevgi yok ise yorumda, arasa da buluşmaz. Selam olsun,
yuvaya gelen her kulu, DOST SOFRASI bulduk desin. 2 “Yol bizim, han bizim, göz bizim, söz sizin.” dedi, YUNUS’um
sözü aldı: 3 “Hayra yorduk her sözü, güzel geldi kul yüzü. Duman yolu
kapamaz, çoban sürüyü bırakamaz. Değişene değil, YUNUS ile
gelişene söz ederiz, GÜZEL’i sohbete katarız.” dedi, YUNUS’um yolu bilene
selamını iletti. 4 “Maksat güdene, söz desen gelmez; toprağına ekin
atsan, bitmez; eline katık versen, satmaz; hür olduğunu bilir, DOST eli
tutmaz.” dedi, HACI BEKTAŞ sözü aldı: 5 “Dağlara yaslansam, gayretten kalırım;
yollara katlansam, hayrete dalarım; DOST KAPISI’nda, DOST halinde bulurum.” dedi,
HACI BEKTAŞ selamladı. 6 “Yoğun gelir sesiniz, yuvada konu olur
nefesiniz. Konuk ile bağlaşır, sevenlerle buluşur… Her nefeste
RESULÜ’nün sözü vardır. Bilenden yerini alana, bilmeyenin yeri dardır.
Cümlenizin varlığı, gönüllerin gürlüğündendir. ALLAH’ım RAZI olsun,
soylu gelenden soysuzu uzak tutsun.” dedi, HAZRETİ HAMZA, HAMZA DOST,
HAMZA BABA selamını iletti. 7 “Her sözümüz BİR’liğedir.
Kumun gidişine göz atınız.” dedi, MERYEM söze geldi: 8 “Yudum-yudum içeceğiz, her yudumda gerçeğe
döneceğiz; kundak ele geldikte dileyen DOST’a sunacağız, bağlı
olan düğümü anda çözeceğiz. Kumun gidişi, bilene gerçeği
açar; her kulu, dilerse ÖZ’ünü seçer. Gelmeyi diledik, RABB’imden
İZİN aldık, yuvada sofrayı kurduk, yaprakta yeşili gördük. Kapak
olmayın gelene, katık sormayın nadana.” dedi, MERYEM GÜL Ağacı’na
sevgi mendili bağladı, selamladı. 9 “Demde dönüşe uysam, doğudan geleni duysam;
niyazına gerçeği katacağım, her nefeste RABB’im ile DOST adını
anacağım.” dedi, beylikten paşalıktan yumuşak yolu açana,
gelişin gerçeğine uyduğunu BEHLÜL’üm söyledi: 10 “ ‘Merdiven buldum çıkayım, her adımda arkama
bakayım, çıktıkça güzelden güzeli bulayım.’ dedim, ‘Çıkmak için nefes gerek.’
dediler, ‘Bakmaya alışırsan, kafes örter.’ dediler. Değirmen su
bitirmez; su, ayağın güçlü ise götürmez. Bile-bile gideceğim, bula-bula
sürümü güdeceğim.” dedi, BEHLÜL’üm selamladı. Değirmen, bildiği
haldir; akan su, tuttuğu yoldur. 11 “Çevren dolu güllerle, güzel olan hallerle.”
dedi, HAMZA DOST sözü aldı. Yuvanın sahibine. 12 “Subaşına oturalım, dumanı silip
doğan Güneş’e bakalım. Her yaprak adına yazılır, YUNUS misali
yumuşak halin DOST KAPISI’na kazılır, yalan ayağının altında ezilir,
görmeyi dilediğiniz gerçek tül misali açılır.” dedi, HAMZA DOST
bindiğin atın başını YUNUS’um tutsun diye niyaz etti, selamladı.
Bükülmeyen el sendedir, YUNUS yolun üstündedir. (Resim
verilir: ZEYNEP SEYYİDE) 13 Yaprak oldu dalda kaldı, sevgi ile doldu güzeli buldu.
RESULÜ’nün yavrusu ZEYNEP SEYYİDE. ‘Nerden? Kime?’ denilir: Yoğun
gelen her güzellikte, RESULÜ’nün himmetini bilenlerdeniz. Resim, yuvaya
armağandır; her sözün özü, gölgesiz olandır. Yerden göğe niyaz
ediniz, her anına şükre durunuz. 14 “Gölde balık avlarsan, çölde erik toplarsan, derman veren
ALLAH’ımdan yolu dilersen; olmaz denileni oldurur, dilenen mekanı buldurur,
gönlüne aşkın doldurur.” dedi, MERKEZ’im sözü aldı: 15 “Olmayanlardan sorulur, dersin. Unutma, olmıyan,
ALLAH’ımın yazgısından değildir. O dilediğini oldurur, çölde erik
buldurur.” dedi, MERKEZ’im el ele veren her kulunun, dağların doruğu
misali her yöne açık olduğunu söyledi. “Düş görsen, şaşma;
ele desti alsan subaşına gitsen, taşırma; elimde gerçek altın
taş var dersin, güçlü ol düşürme. Her sorunda, elden ele de, aykırı
düşünme. Gerçek olduğuna inan, asla şaşma.” dedi, MERKEZ’im
bildiğin halde, güldüğün yolda, yanında olduğunu;
düşündüğün olayda, şüphesiz kalmanı söyledi selamladı. 16 Yol bizim geldik size, hal bizim güldük söze,
DOST KAPISI’nda selam dedik cümlenize. HAY diye durduk, RAHİM dedik,
RAHMAN SIFATI’na sarındık. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
|