|
24 Mayıs 1984 İstanbul- Levent
MEVLÂNA’yım ben!
1 MEYDAN bize güzel verir. Yolu bilen, gönül açan, her
olaya düzenden diyen; selam ile geleni bilir, aldığı yolu her adımda
gösterir.
2 “Çevre çimen doludur, yollar kulun halidir.” dedi,
YUNUS’um sözü aldı:
3 “Duvar yerinde durur, karar kulunda kalır, doğruya
her bilen eğilir. Ekinden bekleneni, bükümden katlananı RABB’im görür de
nasibini gür verir.” dedi, YUNUS’um selamladı.
4 “Vardım çeşme başına suyu akar, akan suya her
kulu bakar. Destiyi doldurdum diyen, yerden göğe sevinir; devirdim diyen,
yerinir. Geçtik bozuk düzeni, seçtik RABB’im SEN’den yazanı. Kül olsa
bildiğim, hal olsa bulduğum SEN’dendir.” dedi, YUNUS’um selamladı.
5 “Ata semer vuracağım, yol başına
duracağım, yere kilim sereceğim, selam verdim geleceğim.” dedi,
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:
6 “Doğruyu bildiğim gün, yaprağa
çiçeğe sordum; ‘Görgüden mi? Sargıdan mı?’ dediler ki, ‘Gören serer, seven
sarar; RABB’imin verdiği KARAR, kulunu güldürür, en güzeli buldurur.’ ”
dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.
7 “Geldik MERYEM ile söze, dedik selam olsun size. Gide-gide
yol bitmez, ocak yanmazsa baca tütmez; tezgahında altın olan, gümüşü
satmaz; gönlünü açmazsa kul, MERYEM elini tutmaz. El ele geldik, cümlemiz
hoşnut olduk, DOST KAPISI’nda beraberce bulduk. Gelene selam
vereceğiz, tezgahına bilginizi sereceğiz; ata otu soracağız;
yorganı ipek örteceğiz; sevgin ile, gerçeği dürteceğiz.” dedi,
MERYEM yolun başında olana selamını iletti.
8 “Deryaya attığın adım; gelene iz verir, diline tuz
verir, beklediğin günü tez gösterir. Dergah; kuluna makam gösterir, mekan
diletir, gerçeği eletir, saygısını beletir, her yorumda gönülden gönüle
VAROLAN’ı andırır, VAREDEN’i yandırır, aklına gönülden geçeni kondurur.” dedi,
RABİA sözün özünü verdi, selamladı.
9 “İpi gerdim ağaca yerde kalmasın diye,
yaprağı saydım yere dökmesin diye.” dedi, MERKEZ’im sözü aldı:
10 “Adım-adım geldi isek, bilginizin eseridir.
Yoğurt yiyeceğiz, ne güzel diyeceğiz. Bal ile… Kement attık
olaya, dedik beli dolaya, güzel günde halaya… ÖZ’den gözden alacağız,
görgüde kalacağız.” dedi, MERKEZ’im selamladı.
11 “Bağları budadık, sevgimizi adadık,
bilgimiz ile ödedik; gelen geçene selam dedik, gerçeği kaleme verdik.”
dedi, OSMAN sözü aldı:
12 “Binbir töreye baktık, her yöreye kandil
yaktık, vergide yargıda selamına geldik, ‘YA ALLAH!’ diye-diye, RESULÜ’nden
Şefaat bekledik. Erdik gördük, her dileyeni sardık.” dedi, OSMAN
selamladı.
13 Bülbüle ses verdi ise, GÜL’e olan aşkındandır; DOST
KAPISI buldu ise, HAKK’a olan AŞK’ındandır. Dağlar selam verir de,
ovalar hiç durur mu? Çiçekler vecde gelir de, ağaçlar söz bulur mu? Hep
beraber geleceğiz, hepimiz BİR’likte güleceğiz. ALLAH’ım cümlenizden
RAZI olsun, sevginiz kainatı sarsın, yollar niyazlar ile bağlansın.
14 Ona de ki; üç kapıda alacağını belledi, bir kapıda
bekledi. ALLAH’ımdan dilendiği halde yazılanı görecek, her adımda sırrına
erecek. Selam olsun, ALLAH’ın RIZASI ile kalsın. ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|