|
29 Mayıs 1984 MEVLÂNA’yım ben! 1 “Kurduğumuz düzende, güzeli gördük yazanda, deryaya
dalıp yüzende. Bir senden, bir benden, sevindik gelenden. Durmaya özenmedik,
vermeden kazanmadık. Alacağız vereceğiz, her renk fistan
giyeceğiz.” dedi, YUNUS’um selam ile söz geldi: 2 “Her böceğin görgüsünde, her çiçeğin
bilgisinde, kulunun gerçeği vardır. Her renge büründük te, ahengi bulur.
Yapraktan akan damla, yağmurun seferidir. Dilersem gayretini, derler ki
‘Niyazının seheridir.’ Aradım-aradım güldüm, gülenler ile buldum. Her bilene
nağme saldım, ‘Gelin alın, bilin görün.’ diye. (Çağrı mı?) EYVALLAH. Nasibini ALLAH’ım
bilir, niyet edene şüphesiz gönderir.” dedi, YUNUS’um niyaz ile selamladı. 3 “Bardak aldın eline, güzel dedim diline. Binbir sözü
verdin de, bir-bir taşı serdin de, atım atan sormadı, ham gözü durmadı;
dağlara yaslan dedim, bir dalını sarmadı. Gelmiş geçmiş
selamdadır, KAYGUSUZ kelamdadır; bağlara adım atar, pazarda üzüm satar;
bileni, bilmeyenin ardına katar. DOST olduk ya seven ile, kendini kendine soran
ile, komşudan aldığını gönlünce yoran ile. Her konuyu görevince
yordukta gerçeği bulmuş oluruz, nefsimizi DOST’a katmış oluruz.”
dedi, KAYGUSUZ selamladı. 4 “Eklediğim yamayı güzel gördüm sevindim, gölgesiz
yolda ağacına selam dedim, beklediğime gelen niyazı ekledim. Selam
olsun.” dedi, HAMZA DOST söze geldi: 5 “Her yuvayı dolandım bir-bir, anan diller
gür-gür. Dizi yerde olanın, gönlü yolda kalanın, seyrine doyamadım. Demde
katıksız bilgiye yer verenden, MEVLANA ile söze gelenden, ALLAH’ım RAZI olsun.”
dedi, HAMZA DOST selamladı. 6 “Bakır da bir, gümüş te; çevre de bir,
çehre de… Odunu yaksan ocakta, dalı alsan kucakta; hizmet ile gelirsin, ABDAL
ile alırsın; her gezenden sorarsan, yaprak yaprak
okursun. Geyik suyun başında, diledi su içecek, kovalarsan kaçacak. Kalsın
suyun başında, otur yolun taşında. Gedik sana açılır, çimen yoldan
geçilir, çiçekler selam verir, kamış ile nefes alır.” dedi, PİR
SULTAN ABDAL selamladı. 7 “Atlara ot verelim, ayaklarını saralım; adım-adım
gitmeye, dilenen sürüyü gütmeye. Duman bize gelemez, uğru söze gülemez.
Uğruluk, yalnız para pul çalmak değildir. ÖZ’den alana, söz
geçersizdir. Kayguya düşmeyiniz. Bilginize gülene şaşmayınız.
Gerçeğe gülene, bilgi uğrusu denilir; öylesinin helvası tez yenilir.”
dedi, YUNUS’um sözü aldı: 8 “YUNUS yolun bekçisidir, bildiğin gerçeğin
hakçasıdır. Almayı dilediğiniz her konuya niyet kuralım, bilgimiz ile
gönlümüzü karalım.” dedi, YUNUS’um selamladı. 9 “Yazdan kıştan geçeriz, bahar deriz seçeriz. Ne seçtiğimde
kalırız, ne geçtiğimiz ile oluruz, ne de olumluyu buluruz.” dedi,
BEHLÜL’üm sözü aldı: 10 “Kış gelse odun olmaz, üşürsün, yaz
gelse kar kalmaz, yanarsın; baharda, çiçek böcek der dönersin. ‘Aldığımız
SEN’den, vereceğimiz SEN’in ile, varacağımız SANA ALLAH’ım.’ diyelim,
her nefeste kamışa şükür üfleyelim.” dedi, BEHLÜL’üm selamladı. 11 “Bir bardak suda tüm deryanın bilgisi vardır,
ne var ki hizmet alanı dardır. Akan suyun başındayız; aldık-aldık verelim,
daldık-daldık görelim.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı. 12 “Yumak düzenli sarılsa, hizmet yeterli
verilse; yollar tozu almazdı, kulu duman görmezdi.” dedi, MERKEZ’im söze geldi: 13 “Hal ile olmayı, yol diye vermeyi görev saydık, MERYEM
ile güne geldik, ağaca sırtımız verdik. Ses nefes, oluk-oluk ulaştı,
sevgimiz birbirine bulaştı. Doğru yol şaşırtmaz.” dedi,
MERKEZ’im sözü MERYEM’e verdi: 14 “Dolandım durdum çevrede, dedim uyan kalır çağrıda.
Adım-adım gittim de, her ağacı tuttum da, ağaç şikayet etmedi,
dalı ile dürtmedi. Doğduğuma şahit olanlar, öldüğüme nokta koymadı.
MERYEM nerde aranır, toprak nasıl taranır? Gür-gür akan sulardan gece gündüz
sorulur, bildik bilmedik yorulur. Nefes alıp verdikçe, nefsi tepsiye koydukça;
ne soruya cevab gelir, ne MERYEM yerini verir.” dedi, selamladı. 15 “HACI BAYRAM GÜL bağladı, gelenden gidenden sözü
eğledi; ‘DOST yolumuz, DOST halimiz.’ dedi selam bekledi. ALLAH’ım RAZI
olsun, verdiği her karar RABB’im ADI’na densin. Bal ile yoğurt
yensin, olumsuzu siler. Alacağın söz seni, vereceğin söz cümleyi
sevindirir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 16 Altın gümüş yerini verir, seven cümleyi
görür. Korkuyu akıldan silelim, barındığımız HAK’tır bilelim. Denizler
yosunlarla, kulları YASİN’lerle beslenir, kainat bilenlerle süslenir.
Denizde yosun, bilginde YASİN, görgünde kainat; benliğini bağlasın,
ALLAH desin AŞK’ına ağlasın. Cümleye. Deryaya göz atalım, gelene
gidene ışık tutalım, YUNUS ile sevgi satalım. Yunalım dedik aynı deryaya
girdik, birbirimize sorduk; ‘Nerden? Nerde? Nereye?’ Kimi dedi, dereye; kimi
dedi, YEMEN’den zamandan aldık, zamanı ÖZ’de sildik. BİR geldik, BİR
kaldık, BİR’e talib olduk. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
uğru:
hırsız, yol kesen.
|