31 Mayıs 1984 Ramazan Arifesi

MEVLÂNA’yım ben! .

1 Her güzelde O’nu ara, kulluk sözünde kendini tara. Yudum-yudum içtiğimiz, sazdan sözden geçtiğimiz her olaydan seyrini buluruz. Cümlenize selam olsun, beklenen aydan her kulu nasibini alsın.

2 “Geldik SEN’i bilmeye, geldik beni bulmaya, her zerreyi sormaya, seni beni silmeye. Altın yazıyı yazdık, toprağa adımızı kazdık, gelmiş geçmiş olayları seyir diye rafa dizdik. Bilginiz ile görgünüzü kainata serdik.” dedi, YUNUS’um sözü aldı:

3 “Her nefeste HAY dedik, her heveste geçici olanı gördük. NUR olalım, yorumda gerçeği bulalım. Ayrıda değil, ÖZ’ünüz ile aldığınızı bilelim, özürsüz kalalım.” dedi, YUNUS’um “Onurluluk, kulluğun gerçeğini bilmekten gelir; kulunun bilgisi ÖZ’ünde kalır.” diye cümlenizi selamladı. Onurdan maksat kibir değildir, dünyada kula baki olan kabir değildir. Ne toprakta, ne yaprakta, asil olan, bünyesinden gelen değil künyesinde olandır. Ermeyi meyve diler amma kul eli böler, öylece künyesinde olana uyar.

4 “Baktığımda Güneş’e bildiğim her rengi gördüm, ışığında cümleyi sardım. Güneş’in gittiği yere sordum, akşamın alacasına güldüm. Gölgeler sana bana Güneş’i bildirdi ise, gittiği yerde gölgeyi sildi ise, her an görevindedir dedim sevindim, HAMZA DOST adına büründüm. Düşündüm ki; benim Güneş’in gittiğine ettiğim şahadette, doğduğunu müjdeleyenler de vardı, onlar da gerçeği söylediler. Hiç bir olay gerçeği silemez, hiçbir güç Güneş’i bölemez. Bilgimiz Güneş’ten ise, görgümüz ışığındandır.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 

5 “Gölgeyi dert demeyiniz, günün değerine şüphe katmayınız. Oymayı aldı ise eline ustası, güzel geldi ise tahtası; güzel en güzel olacaktır, sofranda ahengi bulacaktır.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: 

6 “Günleri saydım da bayrama geldim, Gülleri aydım da seyrana daldım. Ne dikeni battı, ne alan daha güzelini sattı. Bülbül ona öttü; bilen ondan geleni tattı; yollara kumunu kattı. Gönlüm GÜL bahçesidir, cümlenizin bohçasıdır. Sevginizi atın, bohçayı öyle kapatın.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 

7 “ ‘Almayı dilediğim nedir?’ dedim, kendime sordum, gönlümde tezgahı kurdum, ne gelirse koydum. Gelene geçene sordum, ‘Sevginiz BİR midir?’ HAY dediler. ‘Gönlünüz gür müdür?’, RAHMAN olan ile dediler, KAYGUSUZ’a kayguyu sildirdiler. ER olduk, erlikte kaldık, SAHİB olana EYVALLAH dedik. Gönül senin yapındır, bilgin gönlünde kapındır. Sevgin, kapını açar, yapına geçer.” dedi, KAYGUSUZ selamladı. 

8 “Her yiğit, güçlüğe göğüs verir. Her yiğit, güçlüğü yendik te müjdesini alır.” dedi, SARI SALTUK gözden sözden hazdan bulduğu ile sevgisini dağıttı, bilgisini eğitti. “Beklersen gelecek, yaprak olup saracak, birbirine örecek.” dedi, selamladı.

9 “Ayağıma yemeni, aldım ele dümeni, suda buldum samanı. Geldim selam ile, geldim kelam ile, geldim olumsuzu sileceğim, adım verip gideceğim. Yol bizim, SÖZ YÜCE’nin, bilinmeyende gecenin izi vardır. Çözelim her düğümü, bilelim gelecek düğünü. BİR olduk, BİR’de bulduk, BİR’liğe adım attık. Güçlükten yakınmayız, gerçekten sakınmayız. Bülbüllere ses veren, GÜZEL’e heves veren RESULÜ’nün adına geldim, gönüllerde kalan şüpheyi sildim. Bir-bir alacağız nefesi, bir-bir sileceğiz hevesi; diyeceğiz ‘Günü geldikte bırakırız kafesi.’ Almayı dilediğiniz, GÜZEL’in GÜZELİ’dir; getirdiğim Selam, SEVGİLİ’nin özelidir.” dedi, ALİ adı verdi:

10 “Gayrette hayrette beraberiz, görgüde sevgide beraberiz. Gün-gün alışacağız, altın tepsiye altın bilgi koyup buluşacağız.” dedi, ALİ RESULÜ’nün Selamı'nı cümlenize iletti. “Selam benden benimle, selam sizden benimle yerine ulaştı.”

11 ALLAH’ıma emanet olunuz, nurların yoğun geldiği günlerde nasibinizi alınız. Damla-damla alıştığımız, gönüllerde buluştuğumuz gerçeğini asla unutmayınız.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH