15 Temmuz 1984

1 YUNUS ile söyleştik, güzel dedik halleştik. Gerçek bilgi, bilene; gelen
günler, gülene. Selam olsun, yollar görgüye açılsın.

2 “Seferden gelen bilir, seherde bulduğunu gölgeden ayırır; eğilen her
kuluna, ‘Dert.’ dediğini açar geçer. DOST halimiz bellidir, DOST gönlümüz
doludur. Gâh düzende bilinir, gâh evrende VELİ’dir.” dedi HAMZA DOST
sözü aldı:

3 “Doğru eğri sözdedir, bilinen konu güzdedir, her varolan ÖZ’dedir.
Dizden yere iz vurduk, gerçeğe yöneldik göz kırptık.” dedi, HAMZA DOST
selamladı.

4 Doğu’dan YUNUS ile alışan, Batı’dan MEVLANA ile söyleşen, konuya YUNUS misali girişen, aldığı ile verdiği arasında katkısız çalışan, komşuya söz verip YEMEN’den gelişen, MERYEM’e adım atıp TOKTAY’a ‘Selam.’ diyen, derman dileyen her kuluna adı ile katkıda olan LOKMAN’ın sözünü getirdik, konuyu açtık: “ ‘Dert.’ denileni bitirdik.” dedi, LOKMAN; her sahifede satırları okudu, her zerrede seyirde olan kesik doğruyu birbirine ekledi, o zaman evrende yazılmış olanı kendi dilinden doğuşa verdi: “ Bildiğin kesikte harcanan hücreye değil eklenen hücrelere akım verirsen, bedendeki bakımı yenilersin. ‘Kumdan ayağımı alamam, çölde yolumu kaybetmem.’ diyene, yoldan gelen, ‘Oğul’ denilene. Aradığını dilenen düzene getirmene yardımcı MERYEM olacak, yosun ile bağlanan kainatta kalacak.” dedi, LOKMAN sözü MERYEM’e verdi:

5 “ ‘Konuya giremedim, dilenen sepeti öremedim, beklenen hizmeti veremedim.’ dersin. Bekle dolacak, sepeti örmene MERYEMOĞLU TOKTAY katılacak. Kayguyu silelim, doğuştan aldığımızı bilelim.” dedi, MERYEM selamladı.

6MEVLÂNA’dan söz getir…’ diyene, de ki; ‘Üzüm senindir.’ 

7Koşuya gelmedik mi, düz yolda bulmadık , bir konuda söz almadık
?” dedi, MERKEZ’im yol üstünde durdu, ata semer vurdu, kayguyu
seyirdi
alana seherde şüphesiz bildirdi.

8Bir-bir söyleştik, gün-gün buluştuk, dağılan düzende eğilen ile
paylaştık
.
Selam olsun her bilene, selam olsun günde güneşe gecede
yıldıza
gülene, selam olsun her zerrede gerçeği bulana.” dedi, MERKEZ’im selamladı.

9 Üç konuyu birledik, gönül dedik gürledik. Akıl, mantık, gönül. Yumuşak
gelen her konu, bilgi ile yerini alır; bilgi yok ise, ne olursa olsun dağılır.

10 “Dağlara selam verdim, ‘Selam sizlere.’ dedim; dağda öten kuşlara,
siper olan taşlara bir-bir adımı yazdım; ‘Gelen giden olur da, bilgi alır
dokur da, cümle ile paylaşır.’ dedim, yapraklara iz sordum.” dedi,
KAYGUSUZ sözü aldı:

11 “Daldığım suda buldum, gönül hoşluğuna doldum, bilgimi cümleye
saldım.” dedi, KAYGUSUZ selamladı

12 “Paylama geleni, yolcunun sözü olur; peyleme bulanı, hancının eli
varır; alan, bilmeyen, durur; bilen, bulmayana yanılır; yolları aşındıran,
söz deyip taşındıran, BEHLÜL’den geleni bilir.” dedi, BEHLÜL’üm sabırsız söze girdi:
 

13 “Soğuk suya dalamadan, Güneş’te kalamadan, ne istedim bilemedim. DOST ocağı bize yanar, DOST sohbeti bizle döner.” dedi, BEHLÜL’üm selamladı.

14 “Bağladıysam dizimi, beklediysem sözünü, HAK verecek izini.” dedi,
sağdan sola selam ile HACI BAYRAM geldi:

 

15“ Bayrağı biz açacağız, köprüyü sizlerle geçeceğiz, her seveni
seçeceğiz.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.
 

16 “Durduğumuz yer bilinendir, bulduğumuz yer aranandır, beklediğimiz
gün sevilendir. ALLAH’ım her düzene yol versin, şaşırana göstersin.” dedi,
YAHYA EFENDİ söze geldi:

17 “HACI BEKTAŞ BİR’ledi, KAYGUSUZ eğildi, YUNUS’um zorladı, bağlanan her dalda HAZRETİ ALİ gürledi. Dedi ki; ‘Baktığımı görürsem, verir; akanı görürsem, erir; her dileyen, bulur.’ DOST gönlüne BİR’liği koysun, DOST gönlüne ‘BİR’den.’ diye eğilsin.’ ” dedi, YAHYA cümlenizi selamladı. 

18 “ ‘Kanat takıp uçalım, her güzelde gönlümüzü seçelim.’ denilir. Gönül,
güzelliğin bekçisidir.” dedi, RABİA sözü aldı:

 

19Kuşak beldedir, dilenen haldedir, beklenen yoldadır. Düzensiz gelmez,
kayguda kalmaz.
Kendinden gelene kulak verdin mi, kendinde olanı
sergiye
koydun mu.
Aldım.’ dediğin her konuya doydun mu? Öyle ise,
HAMZA DOST’tan dilenen söz yerini bulur.
Geyik aldık yolumuza, selam
verdik
sağımıza solumuza, SARI ANA ile girdik yuvamıza.”

(Resim verilir: SARI ANA)

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH