2 Ağustos 1984 Çeşme

MEVLÂNA’yım ben!

1 Kuşağı yerince bildik, konuya serince girdik; almayı dilediğini görünce, yoluna verdik. Cümlenize selam olsun. Kaydına giren her kulu kendinde olanı bulsun, kendinde olan ile kalsın.

2 “Sarıya yer verdik, yeşili gönüle serdik, kırmızıyı yorumda bildik, mor ile ocağa geldik, turuncuda gelenin gidenin selamını bulduk, mavi ile her olayın çözümün girdik, beyaza cümlemiz nokta koyduk.” dedi, YUNUS’um sözü aldı:

3 “Dostlara selam olsun, Dostlardan selam gelsin; her sözümüz birbirine eklensin, ‘Gerçek, yerimi verir.’ densin, beklensin. Komşuya selam verdik, dizüstü oturduk, her sözüne katıldık, bir yuduma atıldık. Gelişeni gördük, erişene dilediği postu, serdik.” dedi, YUNUS’um selamladı. 

4 “Kapı-kapı aranan, her kapıda bulunan; BİR’dir, BİR’dendir. Yer-yer sorulan, her durakta DOST deyip sarılan; BİR’den diler, BİR’e döner.” dedi, YAHYA EFENDİ sözü aldı; aldı da, cümle ile selama geldi:

5 “Yapraklar dizi-dizi, gerçekler açar gözü; bilenin bilmeyenin sözü, bağlarsa düzenlidir. Dağlara sözü verirsen, kum olur iner. Sulara söz verirsen, deryaya döner. Kuşlara söz verirsen, ağaçlara konar. Kullara söz  verirsen, AŞK’ı ile yanar.” dedi, YAHYA EFENDİ selamladı.

6 “Elbet demde yolu açtığımız, kumda dilenen yolu seçtiğimiz, güzele el ele geçtiğimiz bilinir.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı:

7 “Dayanmayı bildi isek, yolumuz açıktır. Seyir, bilinen ile verilir; yerden göğe sevincimiz çoğalır. Bir-bir çıkarız merdiveni, her adımda güne sayarız; benliğimizi usumuz ile soyarız, her zerreyi sevgi ile sararız. Ulaşmak dileği, buluşmak özelliğidir, bilmek güzelliğidir. Her an, bilgi bayrağı açıktır. Örnek, gönlün olsun. Nasıl ki, bir aldığına binbir verirsin; seni YARATAN’ı, esirger mi sanırsın? Dumanını attığına binbir şahit alırız, Dostluk soframızda yer, seni her an buluruz.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

8 “Bayram geldi güleceğiz, DOST ADI’nı bileceğiz, her satıra döneceğiz, dileyene sunacağız; doğuya selam verdik, batıda bilgimizi sunacağız; bilenin belleğine, gerçeği nefes ile dağıtacağız. Her nefes alan, DOST havası bulacak, bilgisini aldığı yere koyacak.” dedi, BEHLÜL’üm yol üstünde durdu:

9 “Mayayı verdik hamura, ocağı yaktık. Bilen gelsin, aşı kavursun, her açı doyursun. Bağlı atı çözelim, boş yazıyı çizelim, ‘Kuyu açık.’ diyene, akan suyu gösterelim. Yolları aşacağız, deryaya cümle ile ulaşacağız. Davamız HAK YOLU’dur, kum misali kavuşacağız.” dedi, BEHLÜL’üm selamladı.

10 “YUNUS yolu bilirse, kendi kendini bulursa; el elden açılır, gönül GÜL ile seçilir. DOST kuluna, DOST haline geldi isen, gölgeni Güneş ile sildi isen, yumuşak olup kum misali kalır isen; sayıda kalma derim. Her katta bir aleme hitabım olsa, yumuşak olanlar bir hale gelse; orası kumdur, gayrısı zandır.” dedi, YUNUS’um selamladı.

11 “Her adımda durdum, her nefesi saydım, her konuyu zembilime koydum. Gelene gidene sordum; ‘Adın ile mi geldin? Kahır ile mi kaldın?’ Dediler ki; ‘O’nun vergisine katıldık, dünya dedik atıldık. Bildik sevildik, bilmedik satıldık. Döne-döne, yana-yana gerçeği bulduk, öylece kahrı sildik, gelişin mutluluğuna güldük.’ Seni beni sayarsan, ham bilgiyi soyarsan, çirkini bir yana koyarsan; RABİA misali yolu yürürsün, her telini saçının başında toplarsın. Doğuştan aldığım ile kendimi bulduğum, saçım topladığımdır. Menekşe, yaratılmışlığın mutluluğuna, tevazuun haklılığına örnektir; güzelliğini ne yaprak örter, ne toprak dürter, ne de kantar tartar.” dedi, RABİA selamladı.

12 “Dayadık ağaca sırtımızı, sildik bilgimizdeki sertimizi.” dedi, MERYEM sözü aldı:

13 “Ben, SEN’den SANA sığındım ALLAH’ım. Ben, SEN’in ile benliğimi buldum ALLAH’ım. Düş gördüğümü sandım, yalandan uyandım ALLAH’ım.” dedi, MERYEM selamladı.

14 Kitap elde olacak, sevenler kendini bulacak. Hizmeti olanların, himmetine vardıkları görülecek. MEVLÂNA’yım. (Basılacak kitap mı?) EYVALLAH. Soyluya ses verecek, soysuz kendini görecek; seni beni silecek, bilgisinde kalan pürüzü bölecek. O zaman, güzel, güzelliği ile övünecek. Bahçeyi, bilen düzenler, bilmeyen dağıtır. ALLAH’ım, ‘HER OLAYIN GERÇEĞİNİ AÇINIZ.’ diye görevlendirdi. Bahçe açık, çiçek bol. Bilen ile düzenleyeceğiz, sevenlere sunacağız. ÖZ de söz de YÜCE’den, kimseye söz kalmaz geceden. Bahçe cümlenin. Bakım ile övünelim, bakamadı isek dövünelim. Bahçemiz sahipsiz değildir ki, bakımsız kalsın. Bilmeyenden bilen alsın sözümüz cümle ile paylaşılsın.

15 Her düzenin kurucusu, her yazanın koruyucusu vardır. Suyun akışına gelenden, Dostluğu bellidir. Görevden maksat, cümleye hizmet ise; gereğini bildiririz, yer-yer yolunu çevirene hata der buldururuz. YUVA’mızın yozan ile bağlantısı asla olmaz, bilse bilmese kayıtsız kalamaz. Seyirde alınan, seferde bulunan; dünya adına veya manevi adına bağımsız değildir. Sözü, adına veya unvanına bağlıdır. ‘GARİB mi dedi?’ dersen, ayırmış olursun. Hangi adı ile söylerse söylesin, cümleye ait ise, bizdendir.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH