|
18 Ağustos 1984
MEVLÂNA’yım ben!
1 Nerden geldiğim bilinir, kimden verdiğim
görülür, sevgimiz ağ misali örülür. Cümlenize selam olsun, her
öğütten kulu kendine düşeni alsın.
2 “Damlaları saydım, dumansız kaldım, düzensiz denileni
zamansız dedim. Her olay, SAHİBİ’nin EMRİ’ndendir.” dedi,
YUNUS’um sözü aldı:
3 “Geldiğim yolun uzunu, gerçek verir dedik yazanı.
Doğruyu eğriyi akıl bildirir; aklı gönül, gönlümü mantığım
yönlendirir. Yerde gördüğün taşı alır kenara koyarsan, hem kendine,
hem cümleye hizmet etmiş olursun; gördüğü taştan atlarsan,
kendini korumuş olursun. SAHİBİ, kimi nerde koruyacağını
bilir; kul, niyeti ile yönünü bulur.” dedi, YUNUS’um selamladı.
4 “Kaş ile gözde derinin eğitimi önemlidir, el
ile ayakta iskeletin eğitimi önemlidir. YEMEN’den söze geldik, söz aldık
size geldik, günün yorumunda dize geldik; aydın olan her kul ile, gönül
ağı kurduk.” dedi, İBN-İ SİNA sözü aldı:
5 “Beyin eğitiminde düşünce gerekli
ise de, dağılana değil toplanana yer verilir. Bağlayıcı
HÜKÜM’de, seyir halinde olan her bilginin, boşluğa yerleşmesi
gereklidir. Doldurulmayan boşluk, geçerliliğini zaman bölümü içinde
kaybeder. Oynak olmayan her kemik, koruyucu görevini yapar. Doğruya
yönelmiş her varlık, her yenilenen bilgiye taliptir. Doyumsuzluk içinde
olan kişinin, yeni-yeni konulara yönelip, beyindeki boşlukları
doldurması gereklidir.” dedi, İBN-İ SİNA anıldığı günlerde,
ananlar ile sevgisini paylaştı. (Beynin
belirli bir yüzde ile çalışmasındaki boşluklar bunlar mı?)
EYVALLAH. “Doğruya yöneldiğin gün, donmuş konuları
Güneş’in sıcaklığı ile erittiğin anda, her konu sana açıktır.
Her çiçek, her böcek, her yerden verginin düzenine taliptir; kul, kendi
dilediğini almaya taliptir. Aklından geçen ile dilediğin her olayın
gerçek düzene uyup uymadığını, mantığın ile bulabilirsin.
Mantığını çalıştırmıyor isen, çiçeğin böceğin dahi
yapmadığını yapmış olursun.” dedi, İBN-İ SİNA gölgenin
olmadığı, NURU’nun dilendiği kadar paylaşıldığı yerden
cümlenizi selamladı.
6 “Aşan bilir, coşan bilir, dost ile
DOST’a gidilir.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı:
7 “Uçan kuşun kanadına ip bağlasam, aşamaz;
koşan atın ayağına birbirine bağlasam, yerinde duramaz; akan
suya mani olsam, çamur olur, geçemez. Demde her sözün denildiği, bilen ile
HAK SOHBETİ yapıldığı görülür. Bağımsız olan ÖZ’üm, HAKK’a
bağlıdır sözüm; yerde kaldıkça dizin, gönlünden güzeli asla çıkaramazsın;
‘Gemiye geldim…’ dersen, istesen de batıramazsın. Güzellik, bilginin ölçüsüdür.
Senin gördüğünü cümle kulu görür de, bilgisinin örtüsünden
güzelliğine varamaz. Yerden aldık, YÜCE’den bildik, cümlenize selam
dedik.”
8 “Atı nalladım, iti kolladım, yolu soranı DOST’a yolladım.
Nağme dilendi, zarfı pullandı; almayı dileyene, çevreyi yersiz deyip
gülene…” dedi, BEHLÜL’üm sözü aldı:
9 “Açık yolda duracağız, merkep olsa vuracağız;
her direğe ipi gereceğiz, yıkanan çamaşırı sereceğiz; ‘Gör
bakalım.’ diyeceğiz, tatlı aşı öylece yiyeceğiz.” dedi,
BEHLÜL’üm selamladı.
10 “Dağlarda bulut var ise, yağmur
gelendendir; Güneş var ise, kar eriyendendir; olumsuza emek vermek, kulu
zorlayandandır.” dedi, KAYGUSUZ sözü aldı:
11 “Koyun besledim, sütü var diye; atı besledim,
yüküm var diye. Gidip gelene selam verdim, VAROLAN’ı nerden bildiğini
sordum. Kimi yerden, kimi gökten, kimi azdan, kimi çoktan dediler, kendinde
olana bakmayı bilmediler. Benden olumsuz gelen, sende noktayı bulur, her kulu
açtığı yönde görür.” dedi, KAYGUSUZ selamladı.
12 Her bağda düğüm olur, her dalda
yaprak verir, BÜTÜN’de kul düğünü görür; durmayan zaman içinde, kayıt
cümle için çalışır.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
MEVLÂNA’yım!
13 Mendilin dört ucunu birbirine bağlarsan, içine
dilediğini koyarsın. Aldığın kadar vermeyi deresin. Bilginde
gelişen ile gayen buluşur.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|