|
21 Ağustos 1984 MEVLÂNA’yım ben! 1 Ayak attık kütüğe, yolu sorduk katıya, dönelim dedik
batıya. Alacağız vereceğiz, güzeli görüp güleceğiz. Cümlenize
selam olsun, selam alan her kulu gönlünü açık bilsin. 2 “Dört yaprakta okudum, her gönülde dokudum, bülbül oldum
şakıdım. Güğümden suyu aldım, su ile yere geldim; fidan kuru, dallar
solmuş, bilen bilmeyene haber salmış… Suyu döktüm fidana, meyveyi
verdim sorana.” dedi, YUNUS’um sözü aldı: 3 “Ağacın düzeninde, kökünden dalına her zerresi su
ile kaynaşır, aldığı bilgi ile oynaşır. Günümüz, ‘Bilenden
alayım…’ diyen bilmeyenle doludur; ‘Alayım…’ diyen de, YÜCE’nin kuludur. Her
olaya güzel diyelim, olmasa baklava börek, ekmek soğan yiyelim. Bilelim
ki, O’ndan geldik, O’nun verdiğini yedik, şükrüne durduk; örtüldü ise
bohça, sırlanmış küpe döndük.” dedi, YUNUS’um doldurduğu su dolu küpü
cümlenize sundu. 4 Seyredelim güzeli, sihir değil gerçektir. Dert
ettiğin her olay gününde bellenir, gelen günde tellenir. Balık pulu
sayılmaz, sofraya hiç konulmaz. MEVLÂNA’yım. Dağılanı toplayalım,
eğileni katlayalım; kemikte azalan var ise, pulu kurutup öğütelim.
Kemikte giden var ise dedik. YEMEN’den sözü aldık, DOST SOFRASI’nda kaldık.
Ayağında sıkıntı veren, gününde kayguyu görene. ‘Koşamam,
dilediğim halde taşamam’ diyenin… 5 “Dalgalar ses verirse, köpükleri kul görürse,
güzelden örnek bulursa; her halde deniz güzeldir, dağ güzeldir, ova
güzeldir… ‘Şikayet edeyim.’ diye niyet kurarsa; deniz kötüdür, dağ
katıdır, ova çamur… Güzeli, güzel diyen; DOST aşını, gönül taşını,
yerli yerine koyandır.” dedi, BEHLÜL’üm sözü aldı: 6 “Seherde çıktım yola, seferde girdim kola,
derdimi sordum kula; ‘Doğuştan…’ dedi, sözün başında acı
aşı yedi. Her olay geçicidir, KORUYAN sevgiliyi seçicidir.” dedi,
BEHLÜL’üm selamladı. 7 “Ortak olmadık söze, kayıtsız kalmadık size. ‘Yarım yolda
bütün bilgi, niyaz ile olur.’ dersen, bilgiye sınır çizmiş olursun,
MEYDAN’da bilenden bilmeyenden yerini sormuş olursun.” dedi, kundağı
gölgeden Güneş’e alan, sözünü cümleye veren MERYEM söze geldi: 8 “Bağımsız kalayım.’ dedim, ‘Uyumsuz olma .’ dediler,
özgür irademe taşı koydular; ‘Gidemem, gelemem.’ dedim, bilgimi
savurdular. ‘ALLAH. ALLAH.’ dedim de, konulan taşı yolda bıraktım. Asla,
aklına uymayanı sergiye koyma; ‘Gökten zümrüt yağdı…’ deseler, gayrıya
uyma. Yaz da olsa, toz da olsa, kendinden kendine alışta ol.” dedi,
MERYEM, ‘Dağılanı toplayım, bir bohçada katlayım.’ diyene selam iletti. 9 “Her öğütte gölgeni silersin, sevgi ile gülersin;
sonra döner, yeniden kayguya dalarsın. Ayağında sarılı olanı aç, olumsuz
dediğin olayda, görgün ile bağladığın güzeli seç, yer vermiyor
ise geç. ‘Yayan gidemem, aldığım sürüyü güdemem.’ denilmesin; komşuya
yer verdi isek, ‘Nasıl olur?’ demeden paylaşılsın.” dedi, KAYGUSUZ sözü
aldı: 10 “İğne aldım iplik yok; elma soydum
çöplük yok. ‘Fistan giyeyim.’ dedim, yerden ayağı aldım, dört yönümü
aradım. ‘Dar gelmez duvarlar, hor görmez davarlar.’ dedim, fistanımı giydim.
Elbet çoban fistanı… Giyersem yaban fistanı, derler ki, ‘Yazacak destanı.’
Okuyalım sevinelim, YAZAN ile övünelim. Seyre geldik, dumanı sildik, komşu
ile sevincimizi paylaştık. Doğuya söz verdik, batıya kilim serdik.
Dileyen gelsin, selamını alsın.” dedi, KAYGUSUZ selamladı. 11 “Her yıldız ile paylaştığım, her
sohbette söyleştiğim; sunmayı bilmiyor isek, susmayı öğrenelim;
DOST ADI’nı anıyor isek, her hali hoş görelim; bilen ile berabersek,
uyumlu olacak diye bekleyelim. dedi, SARI ANA sözü aldı: 12 “Kim olduğun değil, kimi
bildiğin önemlidir, konuya kanı ile geldiğin önemlidir. İnanmış
olmak. Başıma çevre sardım, çehremde her varolanı gördüm; beni seni
bilmeyi diledim, silmekte gerçeğe uydum. Beni silersem sende kalırım,
BİRLİĞİ’ni öyle bulurum, kötüye attığım adımı geri
alırım.” dedi, SARI ANA açık yolda gayreti cümle ile paylaştı, selamladı. 13 Olumsuzluk, attığın adımda değil, niyetinin
ardındadır; YÜCE’ye sığındı isen, ULULAR yardımındadır. Konuk gelen
bilecek, dumanını silecek, yaprak aldı bölecek. Okuduğun her satıra günün
yorumunu katma, olumlu olumsuz diye yasını tutma. Yasa, gelişte
aldığındır, ömründe uyduğundur. Duyanın yerinde doyan beklerse,
gerçek dışı denilir. Hem yerde olacak, hem gelen sesi duyacak. Bekleyen
ile değil, umduğunu yorumlayana YEMEN’den aldığınızı ilettik,
DOST ile dostluk sohbetine katıldık. HÜSEYİN ile bağladığını
gönülden çözecek, bir kalemde silecek. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|