14 EYLÜL 1984

MEVLÂNA’yım ben!

1
 Komşudan komşuya selam götürdük, her konuda sorguyu bitirdik; bardak olduk akan suyu taşırdık, dağdan dağa bilgiyi aşırdık. Cümlenize selam olsun; her satırda aldığı güzele nokta koysun.

2 "Sular yukardan aşağı gelir. Ağaçlar aşağıdan yukarı büyür." dedi YUNUS'um sözü aldı; aldı da akan suya daldı.

3 “Gölde yol bulamadım, balık ele geldi alamadım; sevgiye açıldım, var olana doyamadım. Çimen oldum ezildim, duvara taş diye dizildim. Gerçek yerimi sordum, 'Kumda tanesin.' dediler. Belledim, gönlümü GÜL’ledim. Yoğun gelen her olaydan HAKK adına özgürlüğe katıldım. Hem özgür olayım hem bağımlı kalayım; söz ile geleni saz ile çalayım. Saz, bağımlılığa; söz, özgürlüğe misaldir." dedi YUNUS'um selamladı.

4 “Ne derlerse desinler, asla gerçekten ayrı demesinler. Mayayı vurmazsan süt yoğurt olmaz, peynir sofraya gelmez." MERYEM YUNUS ile söyleşti, yerden göğe gerçek olanı bilişti.

5 “MERYEM diye anıldık, her ağaçtan sorulduk; gölgeyi aşmak için gide gele yorulduk. Her taşa isim verdik, toprağı verimli bulduk. Unutulmasın. Hava, güneş, su var ise toprak verimlidir. Özellik değil, zorunludur. Çünkü, yaratılmışlığının hikmetindendir. Kul olmak, kulluğunu bilmek özellik değil güzelliktir. Çünkü kulluğunu bilmek zorunluluktur. Dost olmak, dost bilmek kendinden kendine hizmettir. HAKK cümle kulunun dostudur, özel kullarının değil. Konuya söz ile girdik, her kulunda RABB'imin sevgisini gördük. Dayandığımız sadece O'dur. Verdiğimiz her satır O'ndandır. MERYEM anıldığı an niyazdadır." dedi selamladı.

6 Zengin-fakir bir lokmaya, soğuk-sıcak bir hırkaya, cümle alem bir fırkaya selam verir, DOST görür. (O fırkadan maksat ne acaba?) Dostlar söze gelirse, eşitte cümleyi görürse, gülerler. Dostlar söze gelirse, çeşitte cümleyi görürse; fırkaya ayak koyarlar, her birine adını sayarlar. Konuk gelenden aldık, her sözünde tek-tek durduk, ayrı fırkalara sorduk; 'baştan-sona.' dediler. Unutulmasın, güzellik çeşittedir. Eşit gelen her konuda gönül çeşit arar. Gözünde sadece mavi veya yeşil rengi görmek kulun gerçeğe uyumunu sağlayamaz, bilincine bağlayamaz. Onun için kainat fırkalara bölünmüştür; elbet bilgi olarak. Gerçek bilim, âlemlerin tamamıdır.

7 “Boyumdan değil bağımdan söz alırım, her gönülde RESULÜ'nün sevgisini bulurum." dedi, HAMZA DOST sözü aldı:

8 “ 'Bundan yolum açılır, şundan sözüm geçilir.' diyenler, aynı fırından ekmek yiyenlerdir. Dağılan toplandı mı, ekilen katlandı mı; güzel deriz güleriz, her kumu taş olmasın diye eleriz." dedi, HAMZA DOST selamladı.

9 Yorumdan aldığımıza yerden-göğe katıldık, az gelene çok gelen ile atıldık. 'Seyre dileyen gelir.' diyene sözümüz; gerçek asla seyir mahalli değildir. VAREDEN var ettiğine DOST halinde ise, DOST'luk perdesini açar. gerçek yaşanır.

MEVLÂNA’yım!

10 Her sözde BİR'liğe, her ÖZ'de gürlüğe bakarız da, gönüllerde çerağı yakarız; nasibine suyunu dökeriz, gerekirse ayağından taşı çekeriz. Verdiğimiz satır-satır okunsun. Yorumumuz, gönüllerde dokunsun. Her kulu, gerçeğe uymayandan sakınsın. Kuşakta bel izi olmaz, belde kuşak izi kalır, eğer taktı isen. Olay, kuşağın izidir sadece.

11 “Komşuya su verdim geldim, konuktan kaynağı sordum. 'Almayı denemedim, kimseyi sınamadım.' dedi de, sevindim. Kement attığım her olayda niyetim var ise de, RABB'imin EMRİ'ni buldum; seyre, ayrıya düşmeden geldim." dedi PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

12 “Taşlı yol yorarsa, yolunu çevirirsin, günden güne bilgini devirirsin. Ne gelen arkana kalır, ne geçen senden önce varır. Yerden bilme yolunu. Taşlı da olsa, kumda da kalsa; kul niyetinde bulur, bulduğu halde kalır." dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.

(Yorumsuz cümleniz yok mudur?)

13 Doğuşun bilincinde; ölüşün yolundan görülür. Doğum ve ölüm dahi, yoruma tabi tutulur. Öyle ise her kulu bilincinde kendi ÖZ'ünü yoklamalı, gerçek ile katlamalı, asla vehim katmamalı. (Yani görevler de, hizmetler de yoruma tabidir?) Yapının özelliği, YUNUS misali dergahta uygulandığı günde, yorum değil bilim vardır. MEVLÂNA-YUNUS söze gelir, gerçek bilgi verirse, gerçek olduğuna şüphesiz inanılır ise; O gün, bu gündür. O gün yaşanan, bu gün yaşanır. Kuşlar kuş olmanın bilincindedir, asla yorum yapmazlar. Kul olmanın bilincine ermek için, yorum yapma gereği vardır.

14 Her yüzyıl bir fırkanın emridir, ALLAH'ımın fırkalara EMRİ'dir. MEVLÂNA, yüzyılın on beşinci yılındadır. Dağlar-taşlar söz verir, Dostlar size iz verir; gönüllerde görür de elinize saz verir. Dost olalım, dost bulalım, cümle ile dost kalalım. Her kapıda RABB'imin ADI'na duralım, 'Ne der? Ne diler?' soralım Dilerse un ile helva karalım. Dilerse yarasını saralım. Düşerse ayağa kaldıralım. Yalnız unutmayalım, yaptığımız özellikten değil güzelliktendir. Her kulu özeldir. Kulluğunu bilmek güzeldir. Şarkıyı her kulu söyler, sesi güzel olanı cümle dinler.

15 BEYT'ine geldik selama durduk, 'ALLAH! ALLAH!' dedik seyrine daldık. VAROLAN, var ettiğine âlemleri bahşetmiş de; var ettiği bir taşın gediğine söz etmişse, açığını ortaya koymuşsa zor olanı seçmiştir. Her zerre, her anında RABB'ine secde etmiştir. İşte kul bunu biliyor ise kendini bulmuştur. Sen bilsen bilmesen, uysan uymasan; zerrelerin gerçeğin bilincindedir. Kov aklından şüpheyi. Yol güllerin yoludur. Kumun getirdiği kulun bitirdiğidir.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

16 (Fırka burç değil midir?) Hayır. Fırka; kulların bilinç düzeyinin uygulandığı bölmelerdir. (YEMEN bir fırka mıdır?) YEMEN, fırkaların düzenlendiği MAKAM’dır. (Dünyayı yöneten bir fırka var mıdır?) Yasa ne diyorsa onu getirelim, uymayanı bitirelim. EYVALLAH.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH