|
11 Ekim 1984 MEVLÂNA’yım ben! 1 Yüzlerde gölgeyi sildik, her anda güzeli bilene güldük,
seyrine yol arayana niyazını sorduk. ‘ALLAH! ALLAH!’ dedi de, yerini gününü
ALLAH’ına havale etti. 2 “Bir dal bir dala sorsa, akan su dağ eteğinde
dursa, gelen giden yorgun olsa; ağaç, gölgesine alır mı? Dal dal ile
söyleşirse, su yol ile birleşirse, elbet ağacın gölgesi onu
dinlendirir.” dedi, YUNUS’um sözü aldı: 3“ Her adımda durmadan sordum, odun aldım ocağa diye
yardım, ocak yanına kilimi serdim, suyun gelişine gönül verdim. Ne güzel
halleşir, ne gelse bekleşir, kim olsa paklaşır. SEN’den ÖZ’ümü
aldım da, RABB’im dedim cümleyi sardım da, her nefese günün vergisini sordum
da; ne aldığımı, ne sardığımı sergiye koymadım.” dedi, YUNUS’um
selamladı. 4 “Altın kafes yeterlidir, gümüş sepet tutarlıdır;
niyet kurduk, DOST’luk sorduk, cümle alem katarlıdır.” dedi, “ MEYDAN yerinde,
cümle serinde, gelmeyi dileyen her kulunun gönlünde soframız açıktır.” dedi,
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı: 5 “Çalı çırpı toplamadan, çamaşırı
katlamadan, su var ise atlamadan; güzelin ölçüsünü veremezsin, renklerin
verdiğini göremezsin. Her kapıda nefes aldık, nefsi saldık. Duyandan uyandan
ALLAH’ım razı olsun, Boyumuz cümle ile BİR’liğe gelsin. Boy;
RESULÜ’nden aldığınız, güzel diye uyduğunuz, gönlünüzde
duyduğunuzdur. (İslamiyet,
ALLAH sevgisi?) EYVALLAH. Kumdan geçtik el ele, sözü naklettik
dilden dile.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı. 6 “Okudum yazdım, bilgimde çözdüm, uymayanı
çizdim.” dedi, KAYGUSUZ selamladı. 7 “Çardak aradım durayım, bağın nerde sorayım.
‘Oyundan uzaktır.’ dediler avımı elimden aldılar, her biri çevremi sardılar,
‘Nerden? Kime? Nasıl.’ diye sordular. Cümle ile katıldım, bir ok ile atıldım;
bilenden kurtuldum, bilmeyenden satıldım. ‘Olursam kulum, bulursam yolum…’
derim, çardakta kalırım; ‘EYVALLAH.’ dediler, gönülden gelene sevindiler. Yol
yolcunundur, gönül hancının, oturalım nasibimizi kotaralım. Selam olsun
cümlesine, selam olsun cümlenize.” dedi, KAYGUSUZ selamladı. 8 “Varolan VAREDEN ile yerini bilir, kendinden kendine
gerçeği bulur. Gel deseler yeridir, YESEVİ yolunun PİRİ’dir.
Derman günün yerini verse, ferman yolunu gösterse, geçici olana kimse talib
gelmezdi.” dedi, YESEVİ selamını iletti. 9 “DOST’luk söz ile değil ÖZ ile gerçektedir; kayalar
dik olsa da, kuluna her hali ile hizmettedir.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: 10 “Dağda buz varsa kayacağım, suda
tuz varsa kovaya koyacağım kolu, tuzlu bez saracağım. Güneşte
ısıt, öyle sar suyu. Yedi gün, yedi saat… (Bertik için verilen şifa) YUNUS ile söyleşen, VEYSEL ile
halleşen, gönüllerde aşkı ile dölleşen…
Yapısına, kar gelse kapısına, bekleriz, Dostluğunu paklarız. GÜL’den GÜL’e
söyleşen, her gününü paylaşan; gerçek sana açılır, gölge öyle
geçilir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 11 “Olumsuz gelen olaydan kendinden kendine
sorguya düşme; ne derse desin deşme, gelen güne gölgesiz diye
şaşma.” dedi, BEHLÜL’üm sözü aldı: 12 “Bir-bir aradım her binayı, dediler ‘Söyler
BEHLÜL kinaye…’ Duman gelen kapıya girmem, duman veren olayı sormam; yaratılanı
severim, kırılsam da kırmam. ‘Çok aldım, az bildim…’ dersem; kendimden kendime
yol çizmiş olurum, zoru yenmiş sayılırım. GÜL ağacı diken ile
sevilir, GÜL rengi övülür. Komşuya sorsam ‘Sevdiğin çiçek nedir?’,
her biri ayrı söyler. Ayrı-ayrı olsa da, bildiği günde sevse de;
olduğuna gülersin, doğan bebeği belersin.” dedi, BEHLÜL’üm
selamladı. 13 “Açtık bohçanın ucunu, seçtik güzelin tacını. YARATAN ile
bildik, yaratılana güldük.” dedi, MERYEM sözü aldı: 14 “Kum eledim tozu yok, kul bekledim sözü yok; ‘Aşı
pişti tuzu yok.’ dediler de, beni sofraya çağırdılar. Kul
kulluğa soyundu ise; ne toza, ne söze, ne tuza şansını
bağlamasın, şansım yok diye ağlamasın. Gördüğünü beklersen,
dumanına duman eklersin. Kuşlar yuvasız kalmaz, bilgisinde eksilen olmaz,
çarşı pazar dolanır da niyetini silmez. Dolduğu kadar alacak,
olduğu yerde bilecek.” dedi, MERYEM selamladı. MEVLÂNA’yım! 15 Doğudan batıya yağını alana, kendini bulana…
Katkısı DOST KAPISI’nda olsun, beklediği yerde bulsun, çağrıya geleni
bilsin, benden senden aldığına gülsün; yoğun gelen her olayda ‘ALLAH.
ALLAH.’ desin tesbih çeksin; ‘Olamam.’ demesin, günün kulu ile oluşumuna
nokta koysun düşünsün. ALLAH’ıma emanet olunuz. (Resim
verilir: AHMET YESEVİ) 16 Yoldan sorana, YESEVİ selamını iletti. 17 “Yerden göğe ulaştığımız,
günden güne nefis ile bulaştığımız bilinir, elbet her dileyen ile
yardıma gelinir.” dedi, HAMZA DOST soydan huydan gönüllere selam iletti. 18 Bayandan söz eder de, bayrama sesini katmaz
mı, anasını soran ile adım atmaz mı? ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
|