|
15 Kasım 1984 İstanbul-Levent MEVLÂNA’yım ben! 1 Kervan olduk yollarda yorgunluk bilmeden, yeşil
renge kavuştuk kayguya hiç düşmeden, gölgesiz gönül bulduk olayları
deşmeden. Cümlenize selam olsun, seven her kulu sevgiliyi bulsun. 2 “Geçit vermeyen yol bizden değildir, gerçeği
söylemeyen dil sözden değildir, güller açtı ise yazdan değildir.
YUNUS ile söyleştik, YUVA’ya geldik bekleştik, olanın, olmayanın
konusunda dertleştik. Dedik ki; ‘Olan ile bulana vermek ne güzel,
dağlardan su misali deryaya inmek ne güzel…’ Bilgimiz
ile oluştuk, YUVA’da güzel ile buluştuk. Ne güzeldir bilişmek,
ne güzeldir HAK YOLU’nda buluşmak.” dedi, YUNUS’um her sözün özünü HAK
diye bağladı. 3 “Çevrede duman gördü isen hayıra yor, de ki
RAHMETİ’ne; çevrede yoğun hizmet gördü isen sevin, de ki
RAHMETİ’ni getiren zahmetidir. Yapraklara ADI’nı yazdım, ADI’n ile
kainatta gezdim, her düzende VAREDEN’i sezdim.” dedi, MERYEM sözü aldı: 4 “Karıncanın yuvasında, neşe gördüm havasında.
Ocağı yansın, sofraya lokması konsun, suyu dilediği kadar alsın.
Desin ki; ‘Binbir zahmete binbir RAHMET, her nefeste binbir HİKMET…
Güzelden alıştım, gerçekte buluştum, MERYEM ile söyleştim;
HAK’tan gelen ne yazandan, ne bozandan sorguya düşmedim; nağmeyi her
sözde bildim, naz ile gelene güldüm.’ ” dedi, MERYEM selamladı. At sırtına
oturdum, yerde ekini bitirdim, DOST KAPISI’na götürdüm. Bilen aldı, bilmeyen
öteye saldı. MEVLÂNA’yım! 5 Her adım sayılıdır ‘ALLAH. ALLAH.’ diyerek,
HAK URBASI giyerek. Yama yeri almadı, açık gelen kalmadı; bilmeyi dilemeyen,
dilenen kapıyı bulmadı. Kayguya yer yok. Zahmetine girecek, kendini aynada
görecek, bildiğine o zaman uyacak, senden gelen sesi duyacak. Ona de ki;
‘Gönlün GÜL bahçesidir, dilin HAK bohçasıdır. Derman dilersen YÜCE’den, ömrün
uyanır geceden.’ Senden gelene uyacak, seyirde olanı silecek. Kaygu etme. Yapraktan
gelen sesi, günün yorumuna versin. Alacağın, HAY sesidir. Her yaprak HAY
diye inler, HU diyeni dinler. Bayram o gündür ki; HAY denilen anda
BİR’liği kurmak, aykırı gelen her sesi kırmak… Cümle yaratılmış,
o gün, o an HAY der. (Kadir gecesi?)
EYVALLAH. Barındığın yuvada, korunduğun havada saymayı
dilediğin, gönülden katılır. Oyundan değil, uyumdan dilediğin,
gerçek diye katladığın düzende elinde kalana sahip ol, olduğun güne
nasib diye uy. Her zerresi katlanacak, güzel günde kutlanacak. Dilemek, yerden
göğe niyazına eklenir; uyduğun her olayda, nasib diye beklenir. Her
çuvala düğüm atasın, dilediğin yola katasın, elimizi uzattık tez
tutasın. 6 Omuzunuzda el izi, sofranızda GÜL sözü…
Doyumsuz geldik, asla uyumsuz olmadık, DOST SOFRASI’nda kalmadık; YUNUS ile
söyleşenden, ‘Yerin nedir?’ sormadık. Düz ovada tez gideriz, ‘Bereket
ALLAH’ım.’ deriz. Sürü yolda, seyri GÜL’de… Al diyenden alırız, toz diyenden
biliriz, korkuyu anda sileriz, KAYGUSUZ ile YUNUS’a güleriz. 7 BAYRAM senden aldık mı, PİR SULTAN ABDAL ile bulduk
mu, SARI ANA’ya sorduk mu; YAHYA ile O GÜN’den, EYYÜB’üm ile bu güne karar
kıldık mı; MERKEZ’im yerden göğe, SEYYİT OMAR daldan dala, MERYEM ile
halden hale, yumuşak olmadık mı? Binbir emek, bunca RAHMET; eğildik
HUZURU’nda, cümlesine dedik HİMMET… Cümlesi selamladı. MEVLÂNA’yım! 8 Ter aktı alnımızdan, yer etti gönlümüzden. Sel oldu, darı
sildi, dört yol ağzına geldi. ‘Hangisine varayım, tezgahı nereye kurayım?’
denilir. MEYDAN açık gelecek, aldığı sütü cümleye sunacak, oymayı
dilediği günde tezgaha koyacak. ‘Oyma nedir?’ denilir; hazırladığın
merdane… ‘Cümlemiz el vereceğiz.’ dedik, daha önce söyledik. Yığılı
taşlar açılacak, taşsız yoldan geçilecek, ağacın güzeli
seçilecek, tezgahta dilenen hale gelecek, YUNUS ile MEVLÂNA
söyleştiği yerde buluşacak. 9 HACI BEKTAŞ’a danıştık dedi ki; “Her öğün
kendine niyaz etsin, bir öğün cümle ile kalsın, cümlede kendini bulsun.
Dağlar yolu açar da, kul yolunu geçer de; en güzeli seçmez mi?” MEVLÂNA’yım! 10 Duvarı öreceksin, kapıda elini tutanı
göreceksin, çatısını soracaksın. İşte o zaman cümlemiz ordayız, sanma
ki zordayız. MEVLÂNA’yım! 11 Halden GÜL’den, gönülden cümlemiz
buluştuk, ‘Korkuyu siliniz.’ diye sizler ile konuştuk; men dili
koyduk cebe, gelen gideni saydık, nefsi bedende soyduk. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
|