|
23 Kasım 1984 MEVLÂNA’yım ben! 1 Hazır olduk her konuya, kim geldi bu kanıya? Selam dedik
oturduk, DOST SOFRASI’nda kötü sözü bitirdik; ‘Gel.’ diyenle söyleştik,
‘Sev.’ diyenle paylaştık; gerçek güne söz verdik, her yaprakta ADI’nı
okuduk. 2 “Gedik açsak dağ yolunda, duvar çeksek dost evinde;
kim alır, kim gelirdi, kimde yolu kalırdı?” dedi, YUNUS’um söze geldi: 3 “Ayağım set üstünde, uyduğum her katında,
saydığım yerden göğe. ‘Bulutlarla söyleşeyim, rahmetini cümle
ile paylaşayım.’ dersem, bulutlar güler bana. RAHMET, kayıtsız
şartsız her var olana gelendir; ‘Kimden aldın, kim ile paylaştın?’
der de, beni zorda koyar. Cümlenin olan, paylaşılmaz. Paylaşılan;
eldekidir, dildekidir, gönüldekidir, bağındakidir.” dedi, YUNUS’um her
satırda yerden göğe aldığınız, her seferde yeniden sorduğunuz
konudan, ayna misali kendinize dönmenizi RABB’imden niyaz ile diledi,
selamladı. 4 “Ayıkladım pirincin taşını, okşadım yetimin
başını. Elden ayaktan gelse, cümle ile konuya girse; YÜCE’nin SELAMI’na
selam dururdu, kendinden kendine niyaz ederdi.” dedi, PİR SULTAN ABDAL
sözü aldı: 5 “Her emekte istek var ise, tadı bütündür.
Değişen desteyi elden atan, dayandığı desteği yerde
bırakandır. Gelmeyi dileyen her yolcu kendine sorsun, ‘Bağladığımı
çözmeye mi niyetliyim, yoksa ömrümü çizmeye mi?’ ‘Koşuya gideceğim,
atlara dilediğimce yükleneceğim.’ diyene sözüm; her at dilenen yükü
almaz, her at dilenen yolda kalmaz, her at dilenen kapıyı bulmaz.
Dilediğin, RABB’inden istediğin olsun.” dedi, PİR SULTAN ABDAL
selamladı. 6 “Kuşlardan yolu sordum, uçtu da
gidiverdi; kaplumbağaya yolu sordum, gitti de duruverdi; kuluna yolu
sordum, hem söyledi, hem de ‘Neden?’ diye soruverdi. ‘Kimden alayım RABB’im?’
dedim, niyaza durdum.” NİYAZİ söze geldi de gülüverdi. (NİYAZİ EL MISRİ mi?)
EYVALLAH. 7 “Yeşil yaprak sallandıkça, çiçekler bollandıkça, her
nefeste kendinden kendine gerçek olanı kullandıkça; ehil sözü alırsın,
YEMEN’den aldığını bilirsin. Sen güzel, ben güzel, benden öte dost güzel,
dostu DOST ile BİR’leyen güzel, gafleti çizen güzel, nefsini eğitip
çözen güzel, boşlukta var olana varlığını duyuran güzel.” dedi,
NİYAZİ selamladı. 8 “Var ettiğin bizlerle, SEN’den güzel sözlerle,
dağlar taşlar eğilir, her damla su deryaya varmaya çalışır.
‘Damla suya eremezsem, güzelliğini görmezsem, vah bana, eyvah bana.’
diyelim, bir damla sudan ibret alalım, alalım da damla-damla dolalım, kar
tanesinde arılığı bilelim.” dedi, KAYGUSUZ sözü aldı: 9 “Yolda giden her kulu özgür olduğu halde duymayı dener,
kendi ile kendini sınar, az bildiğini toprağa, çok bildiğini
yaprağa sunar.” dedi, KAYGUSUZ selamladı. 10 “Selam verdim ağaya, baksın dedim
doğaya, ovada koşan boğaya… ‘Aman.’ demeden alsın, zamandan
bildiğini cümleye salsın, VEYSEL ile yoruma gelsin. (VEYSEL KARANİ HAZRETLERİ mi?) EYVALLAH.
Her yorumda karıncanın sözü vardır, kartala kadar; kelebeğin süsü vardır,
bülbüle kadar… Her yaratılanın yorumunda, gerçek büyür daha büyür. ‘YA ALLAH.’
dedik de sözünü aldık, her sohbette yoruma daldık. Dedik ki, ‘Ufuktan öteye
geçelim, kendi kendimizden kaçalım.’ O ÖZ var ya sende bende olan, nereye
kaçsan seni anında bulan… ‘Dön VEYSEL kendine bak.’ dedim, ‘Kendinde olana
güzeli kat. Kat da, aradığın gerçeği kendin kadar yorasın, ÖZ’ün
bittiği yerde durasın.’ ” dedi, VEYSEL’im selamladı. 11 “Çaylardan geldim geçtim, elimle suyu içtim,
ocak başına düştüm. Odunlar sıra-sıra, suyu gitmiş dura-dura.
Çerağ aldım, ocağa daldım. Dileyen gelsin, dizini koysun, binbir
kelam ile gönlünü yunsun.” dedi, MERKEZ’im her dileyeni ocağına
çağırdı. 12 “Yapraklara söz geçse, her kulu özenirdi,
dallar güller ile bezenirdi. RABB’im, gülün güzelliğini dikenlerle
belirtti, sürünün yeterini çobanlarla bildirdi.” dedi, MERKEZ’im selamladı. MEVLÂNA’yım! 13 Her okuduğunu yazma, her dumandan rahmet sezme.
Bacanın dumanı zahmettir. ‘DOST KAPISI’nda dur da, kimseye emretme.’ diyene de
ki; ‘VAREDEN’in EMRİ’ne asla karşı koyamam, baca dumanı gelse aman
nedir diyemem.’ Zahmetin RAHMET’ine hayır dedik katıldık, sözden söze adım attık
selam dedik, her nefeste dostluğu güttük. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|