28 Kasım 1984

MEVLÂNA’yım ben!

1 YA ALLAH dedik, günde söze geldik, doğru ile eğride düzü bulduk; seyrinde güzele göz attık, dileyene yolumuzu verdik. Gün gelir niyaz eder, yolda yolcuya güler; gün gelir avaz eder, Güneş ile Ay’dan sohbeti siler.

2 “Ne derdin çizgisi çekilir, ne güzelin sınırında durulur.” dedi, YUNUS’um söze geldi:

3 “Ay Güneş’e sorarsa, ‘Vereceğin nerdedir?’ Güneş Ay’dan sorarsa, ‘Alacağın kimdedir?’ Aynaya günden veren, gününü geceden bilen; her oyunda var olur, darlığında gün bulur. DOST KAPISI açıksa çalmadan gir. DOST SOFRASI’nı açık gör. O zaman diyeceksin ki, ‘benden sana selam olsun, seni bilen benden sorsun.’ Yapıdan gelen bilir, dumanını silen görür, yumuşak yol dileyen kendini kumda bulur.” dedi, YUNUS’um selamladı.

4 “Handa durdum, ata semer vurdum, gidene yolu sordum. Yumağına düğüm atma, az aldı isen üzümü satma; destek olduk sırtına, gönlüne kaygu katma.” dedi, SEYYİT OMAR sözü aldı:

5 “Bayram günü gelir, bağlı olandan sözü alır, açtığın bohçada seçtiğini bulur. Sürü ile gidelim, dağ yolunda bekleyeni görelim; gayreti bildi isen, hayreti silelim. Destek olduk gücüne, aydın gelsin gönlüne.” dedi, SEYYİT OMAR selamladı. “Değişen ile güldüm, selam demeden geldim, dağılan ile buldum; kaybına ağlayandan, kemer yeri dağlayandan söz diledim, gölgesiz gün bekledim; dayanmayı denerlerse, o gün gibi bu gün de güldüm.” dedi, gözünden kaşından, gönlündeki taşından saygı ile ayrıldı.

6 Ben gibi sen de uyan, senden geleni duyan, YAR ADI’na gönlünü adayan; ‘Selam.’ diyerek geldi, selamet diledi; yeşil renk ile maviyi birledi, su damlası Dostluğunun şahidi oldu.

7 “ ‘Dayanmayı biliyoruz.’ diyenlerden, arınmaya niyet kuranlara selam olsun; bayram gelsin gün bilsin, gönül yolunda kalsın, bir bardak suya her kulu selam versin.” dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

8 “Değirmene su geldi, DOST’u gördü, hal sordu, her alan geleni verdi. Binbir emek bir sepete girer mi, emeğine söz almayan güler mi; ağaç yok ise, kul gölgesini arar mı? VAROLAN bilinir, bilinen aranır, saç var ise taranır. Döktüm yere sepeti, gelsin alsın paketi. VAREDEN’in gürlüğüne, hak edenin zorluğuna sahip olduk, gölgeyi ağaçtan diledik.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.

9 “Buluta yol soracağım, her giden ile sıraya gireceğim, sürüyü aldım engin meraya götüreceğim.” dedi, MERYEM sözü aldı:

10 “Her nefeste andı isek, ADI’na gönülden yandı isek; yol bizim, söz ÖZ’ün… ‘DUR’ demeden duramayız, zor demeden bulamayız, biz sevgisiz kalamayız.” dedi, MERYEM selamladı.

11 “Yaprak-yaprak sözü aldık, biz kayguyu dünden sildik. Dağlar yol açar, YAR ADI’nı kul seçer. Demde yola açılan, gün Güneş var iken sevgi yolunda seçilendir.” dedi HAMZA DOST, VAROLAN’ın VARLIĞI’na yoğun gelen güzel ile gönlünü verdi:

12 “Çardak yerden bilinendir, RAHMET gökten beklenendir; dumanını sildiğimiz, gölgesinde kaldığımız, ayağımızdan başa inandığımızdandır. Gölge, RABB’imin gölgesidir.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 

13 “Yemine asla yer vermeyelim, yemin edeni hoş görmeyelim. ALLAH’ımın ADI, kulunun yorumuna şahit gösterilemez.” dedi, KAYGUSUZ sözü aldı:

14 “Her satırda söz verdik, her sahifede yolu sorduk. Denildi ki, ‘ADI’na gönülden katılıyor isen, YOLU’na yorumsuz atılıyor isen; yön sorma, günün vergisinden kayguya girme.’ Yol açık, yolcu hazır. Yolda olana, yamayı yerinde bilene… Ağaca meyvesinden dolayı değil gölgesinden dolayı gönül veren, kendinde olanı cümlede gören, her olaydan çirkini silen, sen ile beni birleyen… Selam olsun ona yerden göğe.” dedi, KAYGUSUZ selamladı.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH