|
9 Aralık 1984 MEVLÂNA’yım ben! 1 Huzur ile geldik söze, günler açık dedik size. Kumda ayak
izi gördük, cümle alem dedik sardık, her arayana sorduk, ‘Aldığını verir
misin, verdiğini görür müsün, dağlarda akan suya gölgeni düşürür
müsün?’ 2 “Akan sular selam verdi, DOST SOFRASI cümleye açıldı.”
dedi, YUNUS’um sözü aldı: 3 “Bağ bizim, üzüm sizin, cümlesi HAK’tır sözün; ne
dünde, ne bu günde, kalmadı HAK’tan gizin. Açık gelen her sözde örtü arayana
gülelim, ‘HAK, günü geldikte açar perdesini.’ diyelim.” dedi, YUNUS’um
selamladı. 4 “Binbir söz bir emekte buluşur, cümle kulun
emeği HAK KATI’nda gelişir. Saray da bir gönlümüzde, kulübe de;
dumansız sema aradık cümlenizde.” dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı: 5 “ALTI AT’la çıksak yola, mendili sersek dala,
bürünsek gerçek hale; alan da bilirdi, dileyen de bulurdu, sahibi
olduğumuz sevgimizde, gerçek noksansız görülürdü; ben alsam, sen bilsen,
benden sana yerden göğe sevgi ulaşırdı, dileyen her kula
bulaşırdı. Nağme; bilenin sözü, verenin ÖZ’üdür, cümlenin gönlünde
RESULÜ’nün halidir.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı. 6 “ ‘Çıkayım yüce dağa, diledim
sancağı dikeyim; diktiğim fidanın köküne, hak ettiği suyu
dökeyim. Fidan niyaz edecek, yaprağı dalında tutacak, dileyenin sofrasına
meyvesinden katacak. Hizmetimiz noksan ise, noksanımızı bilelim; RABB’im,
SEN’den gelen HİMMET’i, gözümüz aç görelim.” dedi, YESEVİ sözü aldı: 7 “Sancağımız ezelidir, ebede kadar, sonsuzluğun
bilgisinde bulana kadar. Açalım bohçamızı, seçelim lehçemizi. Aykırı gelen
olmaz, bilmeyen kalmaz. Sefer, güzele adımdır; seher, güne açılan, ADI ile
gerçek günde geçilen… ‘Bir muradım olsun, ALLAH’ım RAZI gelsin.’ diyen her kulu
ile niyazdayız. Soframıza asla olumsuz lokma gelmez, yiyenden nasibi kesilmez.”
dedi, YESEVİ seferde olanın, seherde görgüsüne açıldığını söyledi,
selamladı. 8 “ ‘Her adımda O’nun ADI, her nefeste gerçek sözü,
hevesimde kainatın bilinci…’ dedim, RABB’ime niyaz ettim. OMAR adı söylendi,
yemeği bilen ile bilmeyen eğlendi. Katladık konuyu, sakladık kanıyı,
açılacak gerçekte selamladık emeği.” dedi, emeğin emekçisini
selamladı. Adı ile gerçeği bağlayan. (Konuk mu?) EYVALLAH. 9 “Kaygu almadan gel, dumandan geçmeden bul, seçen
değil seçilen ol.” dedi, KAYGUSUZ sözü aldı: 10 “Her emeğin emekçisi, niyetiyle ölçüsünü
alır; bilmediğinden değil, uymadığından yargılanır. Madem ki
bilensin, uyandan oldun, öyle ise kayguyu da sildin.” dedi, KAYGUSUZ her konuya
YARDIMCI’n ile girmeni, gerçeği gölgesiz görmeni diledi, selamladı. 11 “Bakla eksem buğday almam, ektiğim
tarlada harama gülmem, DOST KAPISI’nda çaresiz kalmam. Gel güzel, gel
bağlı düğümü çözelim; güzellik her zerrede, çirkinin yazısını silelim.
Bağlar öyle güzel ki beklediğim gün gibi, meyvesi bilen ile bilmeyene
yön gibi. Her satır birbirini tamamlar, aldığımız her bilgi gerçek anı
tanımlar.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: 12 “El ele oldu isek, günde güzeli buldu isek,
açılan kapıya geldi isek; ne senden ne benden demiyelim, HAK ADI’na gölge
düşürmeyelim. O’nun vergisi sonsuzdur, O’ndan gelen kinsizdir. AŞK
ile geldi isek söze, AŞK ile dönelim, AŞKI ile yanalım, GÜL dalına
bülbül misali konalım, ağlamak değil sonsuza kadar gülelim.” dedi,
HACI BAYRAM selamladı. 13 “Emek verdiğin olayda aynayı elinde buldun, kendi
gerçeğini kendine sordun, ‘Yol benim.’ dedin güldün. ALLAH’ım GÜL’üne
güleni katsın, attığı her adımda YESEVİ elinden tutsun.” dedi,
VEYSEL’im sözü aldı: (YESEVİ
HAZRETLERİ, konuğumuzun ULU’su mudur?) EYVALLAH. 14 “Gün sana, gelen sana gölgesiz açıktır.” ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH (Resim
verildi: AHMET YESEVİ ile HACI BAYRAM VELİ)
15 Adımız verildi, hizmetimiz HAK KATI’nda görüldü, AHMET
YESEVİ adı ile HACI BAYRAM niyazına yazıldı. Asla gölge almayalım,
şüphede kalmayalım
|