|
12 Ocak 1985 Cumartesi MEVLÂNA’yım ben! 1 MEYDAN açık gelene, gönül açık sevene, yollar açık bilene. Selam olsun,
her kulu renklerden gelen sesi alsın. 2 Dayanmayı bildiğimiz, savunmayı sildiğimiz, öğünmekten
kaldığımız, dost halimizden görülür; sevgimiz her gün, açık-açık örülür;
aldığımız her konu, gerçeğin ipine dizilir. 3 “Dört yanıma baktım da dört güzeli gördüm, her güzelde gerçeğin
sırrına erdim.” dedi, YUNUS’um sözü aldı: 4 “Bir ağaçta düzen olmaz, çünkü bir ağaçla ovanın düzeni
bozulmaz. ‘Nerde olursa olsun ayağında taş kalmasın, DOST KAPISI
kuluna kapanmasın.’ dedik niyaza durduk, gelenden gidenden YUNUS’u sorduk. 5‘ YUNUS çevreye daldı, tek ağaç gölgesine durdu…’ dediler de,
TABDUK ile suyumuza çöp attılar. Bilmediler ki, akan suda çöp kalmaz gider
durur, yer buldukça karaya vurur. Gam değil ne deseler, ister kuru lokma,
ister baklava yeseler. YUNUS dost arar, yerden göğe hali sorar; yanına
bülbül gelse nağmesine dalar, karga gelse kaygusuna yorar; senden
aldığını, dileyene sorar.” dedi, YUNUS’um selamladı. 6 “HAK ADI’na sorduk geldik, HAK yolunu bulduk sevdik, bir tas
buğdayı Dost eline verdik. Selam olsun, niyazını bilene YARDIMCI gelsin.”
dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: 7 “Ektiğim her taneye adım yazdım, al oku; mendil elinde olsun, dileğince
doku. Ayağına sert geleni duyma; gönülden aldığına ‘dost nefesi…’ de,
aykırı gelene uyma. Saf-saf gelsin deryadaki dalgalar, gerçeğe uysun
bilgindeki halkalar.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 8 “Vurduk taşa kıralım,
sorduk başa varalım; gürleyelim, sırlayalım, doğru yönde parlayalım.”
dedi, BEHLÜL’üm sözü aldı: 9 “Her basamakta arkana baktığında göreceğin tek şey
vardır, bilmediklerin… Çevrene baktığında gördüğün tek şey,
öğreneceklerin… Her basamak bir bilginin eseridir, öğrenmeye heves
ettiğin sadece tasarıdır. Dizgide olmayanı öğrenemezsin. Kaygu etme.
Öğrendiğin kadar, senin için en hayırlı…” dedi, BEHLÜL’üm gölgesiz
günde yüce ağacın gölgesini diledi. 10 “Yerden göğe hizmetteyiz, YAR KAPISI’nda himmetteyiz, gümüş
altın zimmetteyiz. Yamayı dikeceğiz, yırtık olanı sökeceğiz, akan
sudan aldık fidana dökeceğiz.” dedi, MERYEM sözü aldı: 11 “Ayağımız taşa toprağa basar, günün derdini çeker; ne
söz eder, ne ağlar, ne de ‘Gitmem artık.’ der. Yumuşak yol bulalım,
ayaktan huzura varalım; seni beni sorarlarsa, ‘Kuma gitti.’ diyelim; soframızı
kurduk, HAK LOKMASI yiyelim.” dedi, MERYEM selamladı. 12 “Yağmur tanesi geldi alnımı buldu, açtığım avucuma doldu,
yerde toplandı, toprak ile hallendi. Yumuşak oldu ise, varsın çamura
dönsün, olumsuzu gerektiği gibi silsin.” dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü
aldı: 13 “Toprağım var süreceğim, fidan aldım dikeceğim,
çalıları sökeceğim. 14 ‘Gel el ver.’ dedim nefere, ‘El ele gidelim zafere, her Dostu
çağıralım sefere.’ ‘Diktiğin fidan, sana mı, bana mı?’ dedi de nefer,
sadece ABDAL’a kaldı zafer ile sefer. ‘Ortak olayım.’ dedim, elimi tutmadı, ne
emeğini, ne bilgisini katmadı. Fidanın meyvesini topladım eline verdim,
‘Zahmet olur.’ dedi satmadı; ‘Hey gafil uyan.’ dedim, nefsini alıp gütmedi;
RABB’ime havale ettim, görevim düzenlemeye yetmedi. Kayguya düşmeyelim,
alan alır, aldığı ile bulur, hiçbir olaya şaşmayalım.” dedi,
PİR SULTAN ABDAL “Olumsuzu olumlu yapmak, kulun gücü değildir.
RABB’im seyri bildirir, seferde olanı buldurur.” dedi, selamladı 15 “Seyrana geldik hazzı, gölgesiz dedik güzü; çevrede olan her yüzü
yaprak-yaprak göreceğiz, emekten veren ile sepeti öreceğiz. Doymayı
deneyenler, önce uyanlardır, soğuktan sıcaktan, kardan buzdan ayrıya
düşenlerdir. Her olayı katıksız dileyen, sevgisine örtü koymasın.” dedi;
bundan şundan sözü alanın, KAYGUSUZ ile ormanda bulanın sorgusuna geldi: 16 “Yolumu bulayım diye her ağaca nişan koydum, gide-gide
ormanın dışında kaldım. Döndüm baktım ki, koyduğum nişanlara
kuşlar tünemiş, aldıkları her tanede birbirini sınamış, bilen
bilmeyeni kınamış. ‘Bak sen minicik kuşa, kendini hakim saymış.’
dedim de, merdane gelen kadıya sordum: ‘Her yaratılan, bildiğince uyuma
katılır, bilgisinde olan ile uyuma atılır. Güzelin örneğini,
yaratılmış her var olanda görmelisin. Marifet; yaratılmışlığının
BİLGE’si olmak, sınayan kınayan kuşlara kendini örnek vermek…’ dedi
de kadı, beni bilgimdeki noksan ile ortada koydu. Düşündüm danıştım,
ERENLER’le konuştum. Dediler ki; ‘Kimsenin kaydına kimseden söz düşmez,
bileyim diyen kişi kimsenin bilgisini deşmez, kendi yolunda gönlünü
açtı ise olanlara şaşmaz.’ ‘EYVALLAH.’ dedim kendime döndüm, kendimi
ERENLER’in sohbetinde buldum.” dedi, KAYGUSUZ selamladı. MEVLÂNA’yım! 17 Gelmeyi dileyenler, yerimin varlığını özleyenler, Güneş’ten
alan yıldızlara benzerler. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
|