17 Ocak 1985 Perşembe

MEVLÂNA’yım ben!

1 Huzur diledi isek günden, kayguyu silelim gelenden. Suyun aktığı yerdeyiz, güzelin bildiği gerçekte… Cümlenize selam olsun, YUNUS ile söze gelen her BİLGE yolun gidişine katılsın, her alan dilenen kervana katılsın. Desin ki; ‘Benden senden okunacak, bilgin ile dokunacak gündeyim, dumanı sildim aydındayım.’

2 “YUNUS’tan soru alan, bağladığı ağaçta Dost ile kalan MERKEZ’ime danıştım, yapraklarla söyleştim.” dedi, YUNUS’um sözü MERKEZ’ime verdi:

3 “Gördüğüm düzen cümlede yolu açar, sevdiğim YAZAN gönülden geçeni seçer. Ne dağlar yere durur, ne ovalar dağa vurur, her yaratılmış yerli yerinde gerçeği korur; yağdan baldan bir damla, gönülden gülden bir hamle, çağırdığım gerçeğe adım attırır,  elinde olanı DOST KAPISI’na tutturur. Niyazımız, güzelden güzele adım atmaktır, nefesten alana dilediğini katmaktır.

4 (Uykusundan korku ile uyanıp, ağlayan bir çocuğa…) Çeyrek günde uyuyan, çeyrek günde elini başına dayayana; yerden gökten aldığınız, selam diye verdiğiniz, naneyi yağa serpiniz, ekmeğini batırıp yesin, uykusunu öyle alsın.

5 Meyhaneye her giren, ‘Mey alayım…’ der, her kulu dilediğince içer.” dedi, yoldan gelene MERKEZ’im selamını iletti.

6 “Manaya yöneldikte Güneş’e bakarız, başımıza gül takarız; güzellik öyle tarif edilir. KAYGUSUZ’a gayreti sorsak; ‘Emekten esirgenmeyen.’ der, her adım için RABB’inin RIZA’sını diler.

7 Gelmeyi dileyene de ki; ‘Meyveler oldu toplayacağız, bohçalar doldu katlayacağız, gönülleri AŞK’ı ile paklayacağız.’ Dönüşten yol sorana; ‘Gidişi bildin mi?’ diyelim, kayguyu sildin mi bilelim, sevgimizi gerçeğin aynasına tutalım.” dedi, KAYGUSUZ selamladı.

8 “Altın anahtarı elime aldım, altın kapının önünde durdum, ‘Sevgili nerde?’ dedim de, HAZMA DOST’a sordum. Dedi ki; ‘Bağladığı düğümü çözer, bilmediği satırı çizer, HAK BAHÇESİ’ne HAK SÖZÜ’nü almış gezer, deryada giden balığı süzer.’ ” dedi, HAZMA DOST selamladı. 

9 “Bir somun aldım, yerden göğe cümleyi selamladım, her gelen ile somunumu paylaştım; verdiğim her lokma, somunumdan eksilmedi. (Paylaşmayı bilirsen, elindeki artar mı?) EYVALLAH. Bir versem bin alırım, her lokmanın vergisini RABB’imden bilirim. Esirgedi isem lokmayı, DOST KAPISI’ndan dönerim, derdime öyle yanarım. ‘Bildim SEN’i ALLAH’ım esirgemeyensin, esirgeyene arttırmayansın. Sevginde SEN’in ile oldum, gölgemi SEN’inle sildim. Bilsem bilmesem gönüldeki kaygumu bitirdi.’ diyelim, elden ele HAK LOKMASI iletelim. Bir tas çorbamız kaynarsa, bir kamış suyumuz önümüze geldi ise, cümlemizin nefesindendir, aydın olanın kafesindendir.” dedi, SOMUNCU her niyazınıza gönülden katıldı, selamladı.

10 “Var git dileyenin yuvasına, sar git ‘Dost.’ diyenin havasına, sen de tuzunu kat sofranın çorbasına.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı:

11 “Dinlediğim her ses, bana seni getirdi.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

12 (Nefesle gazel, sözünün açılışı mı?) EYVALLAH. Ben, ‘Gölden aldığım balığı deryaya salayım.’ desem, olmaz, yerini bulmaz. YUNUS’un yolunu sorsam, gazelden bilmez.

13 “HAY ALLAH’ım arayım, SEN’i kime sorayım, SEN’den benden oluşan bilgim ile kalayım.” dedi, HACI BEKTAŞ sözü, bağladığı gerçekten çözdü.

14 “Sürü-sürü balık olsa, gölde olan nehire gelse; yolcuya söz vermez, çünkü göldeki balık nehire akmaz, bildiğinden çıkmaz. ‘Bilgimi, göldeki balığa mı, deryadaki balığa mı aktarayım?’ dedim de YESEVİ sözü aldı. Dedi ki; ‘Gönlündeki balığı bul da ona anlat. Çevrende olanın alacağı bilgiyi demde biliyor isen, durma sat.’ ‘EYVALLAH.’ dedim de, bilgime talip olanın nasibine verdim.” dedi, HACI BAYRAM ile HACI BEKTAŞ bilinen konuya nokta koydu, selamladı.

15 “ ‘Bindiğim attan geldiğim yerde ineceğim, aradığım kapıya döneceğim, AŞKI’na düştüm yanacağım.’ dediğim gün; ‘Seyre gelmeden ne ile oldun, hizmet vermeden nerede buldun, sevgini vermeden kim ile doldun?’ dediler, ayvadan, nardan, bağdan, bostandan bilmediğim günde bana sordular.” dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

16 “ ‘Hizmetine gireceğim, ömürde dilenen hırkayı şüphesiz öreceğim; ‘Cümle de, SEN’in yarattığın…’ diye sonsuz işaret göreceğim; dağılan her taneyi toplayacağım, kundak olsun elime alıp katlayacağım, öylece SEN’den gelmenin mutluluğunu yaşayacağım ALLAH’ım.’ dedim, her adımda O’ndan gelene talib oldum. Cümlenize selam olsun, ben gibi bilenler galib gelsin.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.

17 “Suyumuz birikti gelsin alsınlar, sevgimiz birikti arayıp bulsunlar.” dedi, SARI ANA sözü aldı:

18 “Yeşilden yeşile bilgi aktardık, dilenen sofrada sevgi kotardık; ‘Dost.’ diye gelene niyaz ettik, şifa diledik; yerden göğe, YUNUS ile sözü gerçek bilimde topladık.” dedi, SARI ANA selamladı. (Uyku için mi?) EYVALLAH. Saymayı denesin, desin ki; ‘Her nefeste bir yudum alacağım, bir gölge sileceğim.’ Naneyi kaynatsın, su diye içsin.

19 Eğlendiğiniz her konu, beklediğiniz yöne götürür. Eğlenmekten maksat, oyun değildir. YUNUS’tan gelen sözde, ‘Nerden nereye alalım, nerde kimi bulalım?’ demeden, uyuş vardır.

20 Öksürmeyi dilemeyene; karanfili kaynat iç. (Kuru karanfil) (Öksürüğü için mi?) EYVALLAH.

21 Mayamız dilenen haldendir, gönlümüz gerçeğe açık GÜL’dendir. Seyre daldık, bilmeyi diledik; dilediğimiz gerçeği seyre daldık, güzel çirkin her şeyi… Cümlenize selam gelsin, YEMEN’den gelen selam gönüllerden geleni alsın.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH