|
28 Mart 1985 - Regaip Kandili
Sözlü Tebliğ:
1 Soru: Sözlü bir
tebliğde; ‘BİNBİR MELEK yöneldi, emanetler birbirine eklendi;
RABB’ini ÜFLESİN diye bekledi…’ cümlesi var. HAZRETİ ADEM’e verilen
bu emanetler, ‘Binbir zerre’ midir?
Cevap: Binbir kapı.
2 Soru : ‘Binbir kapı’ nedir?
Cevap: Her gün okuyorsun. Kullar, ADEM’in varisleri… (HAZRETİ ADEM’e verilen emanetlerin,
diğer kullara da verildiği…)
3 Soru : Biraz daha açar mısınız? Mesela, bir
veya birkaç kapının ne olduğunu
söyleyin ki, bize ışık tutsun ve tefekkür ederek kendimizce yoruma varalım.
Cevap: Selvi ağacı gölge verse, gölgesinde kendi doruğunu görür.
Çınar ağacı gölge verse, gölgesi kadar insanı barındırır. İster
gölgemizi görelim, ister koruyan, ister korunan olalım. İlk kapının EDEP,
ikinci kapının ŞÜPHESİZLİK- UMUTSUZLUKTAN uzak, üçüncü kapının
SEVGİ olduğunu… AKIL MANTIK birbirini tamamlar. (‘AŞK geldi, noksanlar tamam
oldu.’ der, MEVLANA HAZRETLERİ. Açıklar mısınız?) TEVAZU yedinci
kapıdır, BARIŞ dokuzuncu kapı… (‘BARIŞ’; kendi içimizdeki barış mı, herkesle olan
barış mı?) Kendiyle barışmayan, çevresine karışmayandır.
4 Her kapı
açıldıkça; huzur seninle olur, sevgi sende köklenir, RAHMET’i ile beslenir,
çiçeklenir, yapraklanır. Aklın ve mantığın sendeki ağaç ile
bütünlenir. AŞK, odur. (Bizdeki
ağacı, açıklar mısınız?) Bilgi bilgiyi atmaz, seven bilgiyi satmaz,
sen aşık oldu isen, akıl seni zorda tutmaz.
5 (Perdemiz, aklımız mı oluyor?) Akıl senin olaydı, bu
alemde kalaydı; kimini yel üfürür, kimini sel götürürdü. Akıl O’nun
verdiği, AŞK’ın O’na erdiğindir.
6 Kat-kat açılsa
gökler, her biri ayrı bilgi saklar. Giden, geleni bekler; ‘BÜTÜN olayım, güne
dolayım.’ diye. (‘Giden,
geleni bekler.’ cümlesini açıklar mısınız? ‘Giden’ kim, ‘Gelen’ kim?)
RUH, zerreleri bekler. (Zerreler
RUH’a mı ait, CAN’a mı ait, ya da ikisi arasında başka bir şeye mi
ait?) Hepsi BÜTÜN’e ait. (‘BÜTÜN’
ne? NUR-u MUHAMMED’iye mi, yoksa RABB’imiz mi?) O bilir seni beni, O
bilir dünü günü, sana verir geleni.
7 Soru : Zerreden ne anlamamız gerekiyor?
Cevap: Döne-döne geldiler, bir MEYDAN’da buldular, niyaz ile sundular:
ADI’n ile daim kaldık, İZNİN ile SEN’i bulduk, CAN idik CANAN olduk,
‘HAY’ diye-diye BİR’ledik. MEYDAN bize mesnet oldu, anılmayana kasvet
verdi, aklımız zoru dünyada yendi. Bilmece demedik, bulmaca verdik, her bir
kapıda bir nefer (MELEK)
gördük. Binbir soru sorarlar, (Kapıdaki
MELEĞE), gördükleri ile duyduklarını yorarlar. (Hatalı mı oluyor EFENDİM?)
Sen kendi terazine koyarsın, RABB’im KENDİ TERAZİ’si ile tartar,
dileyelim ikisi birbirini tutar.
8 Soru : Son kapının PEYGAMBER’imiz olduğu
bildirilmişti. BİNBİR KAPI’ya, HAZRETİ MUHAMMED’in hakikati
diyebilir miyiz?
Cevap: Her kapının anahtarı o'ndadır. Onun ile gelen, o'nun ile bilen, o'nun
ile seven her kulu sonda… (Buradaki
‘o’ kim? RESULÜ mü, ALLAH mı?) RESULÜ olmasa, BİNBİR’inci
KAPI’yı açamazsın, KIYAM’dan geçemezsin. (Onun bize kapıları açması, Şefaati mi? Yoksa, Şefaat
KIYAMET’te mi?) Onun Sancağında toplanan; Şefaatine
erenlerdir, o'nun ağacında açan çiçekleri derleyenlerdir.
|