|
29 Mart 1985 Cuma
(Bu gün Amerika’da yeni ve kesin
bir kanser ilacı bulununcaya kadar dondurulmuş bedenler var. Bu
dondurulmuş bedenlerin RUH durumu hakkında bizi aydınlatır mısınız?
MEVLÂNA’yım ben!
1 “Niyaz ile
geldik, niyaz ile olanları gördük, GÜZEL’in verdiğine cümlemiz uyduk,
dağlara ‘Niyazın nedir?’ dedik. Esen yelden, akan selden selam alırız, her
damlada RABB’imin İZNİ’ni görürüz.” dedi, YUNUS’um sözü aldı:
2 “Bilgi, yükü
götürseydi, dağlar yürürdü; DOST KAPISI’nı bilseydi, seven erirdi; eriyen
her kulu, geldiğini aldığını bilirdi.” dedi, YUNUS’um selamladı. (Yağmur duası da buna dahil
mi?) EYVALLAH.
3 “Olandan
gelenden, HAK İZNİ vardır; inanmazsan görgün dardır, ömrün zordur.”
dedi, HACI BAYRAM söze geldi:
4 “Yazdığımız
nağmede, sezdiğimiz çizgide, övdüğümüz çözgüde, ‘Elek gücü.
Bilek gücü.’ demedik, aşımıza haram lokma koymadık; ‘Dost olmazsa?’ deyip
te, her gelenden sormadık; günün bitimine, gecenin yetimine yol verdik,
doğudan batıya İZNİ’ni aldık.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.
5 “ÖZ’den
geldiyse sözüm, günde gördüyse gözüm; her çiçeğe selam verir, her
böceği yuvasından bulurdum.” dedi, BEHLÜL’üm sözü aldı:
6 “Örümcek
ağın örmüş, ipeği saran sormuş; ‘İpeğim ile ben
mi övünürüm, yoksa sen mi?’ . Doymayı bilmeyenden, uymayı denemeyenden,
alacağımız cevap birdir. İpek benim, yaprak senin, gölgeyi diledi
isen yeterli toprak senin.” dedi, BEHLÜL’üm selamladı.
7 “Bir anda her
zerreye HÜKMÜ’nü ileten, O. Her anda kulunu yöneten, O. Yerden göğe bilir
de, ömrünü RABB’im YAZMAZ mı?” dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:
8 “Doğru
eğri arayanda, saçı uzun tarayanda. Can ile CANAN günlerde oluşur,
ruh o günde beden ile buluşur. (Şu halde, donmuş olanlar ileride
bedenlenecek mi, o manada mı alalım?) Donsa donmasa buluşur, ömrü
yettiği yerde kalışır. Kapak koysan destiye, gün-gün suyu azalır; YAR
ile sohbet günü, yersiz yolda harcanır. Ne buzdan Dostu olur, ne tozda postu
bulur. Beden dediğiniz kafes, akım ile yaşar; akım kesildiği
yerde, düşer. ‘Derman diye-diye su ile buza geldik, bedenden suyu aldık, deryaya
susuz geldik. ‘ dediler de, ABDAL’a sordular. Suyun Dostluğun ile
yaşasın; sende, gönlündeki sevgiyi zorsuz taşısın.” dedi, PİR
SULTAN ABDAL ömürde ne uzayan, ne kısa kalan günün olmadığını söyledi,
selamladı.
9 (EFENDİM, RUHLAR’ı tekemmüm ediyor mu?) “Gayret ile söylenen, hayret ile
bağlanır; beden uykuda ise, RUH gezer dolanır. ‘Gördüğüm,
bildiğim yer.?’ dersiniz, gölgesiz gezersiniz.” dedi, MERKEZ’im sözü aldı:
10 “Umduğumuz
her olaya bilgimizi katarsak, gerçeğe hizmetteyiz. Dağlara hükmetmeye
kalkarsak, hayal ile savaşırız. Derman dilerken RABB’imden; kendi
kaynağımıza ibret değil, sadece her kulu için himmet dileriz. Her
hizmette, kendine ayırdığın payı rafta dizme, ‘Bağlamayı
bulacağım.’ diye imbikten süzme. O, vereceği günü bilir,
vereceği kulu bildiği gibi…” dedi, MERKEZ’im selamladı.
11 Yağan
yağmur RAHMET’tir toprağa. Ya RAHMET’i bilemezsek, sel geldi ise
dönemezsek, marifet ehlinden soramazsak? sadece O’na yöneliriz, RAHMET’i de
O’ndan diler, selameti de O’ndan dileriz. ‘Marifet ehlinden sorulan, nedir?’
denilir. Her gölgede sebep arar, kendimize yöneleceğimiz RABB’im ile
alışacağımız yerde, aşacak açacak birini ararız; her
öğütten, sadece aldığımız gün sevinç duyar, yeni heves ile yarına
geçeriz.
12 DOST güzel, her
kulu ile. DOST güzel, açtığı yolu ile. DOST güzel, sevgisinin
sonsuzluğu ile.
13 Doğruyu
SEN’den aldığımız gibi bildik ALLAH’ım. Sevgiyi, ÖZ’ümüzden bulduk
ALLAH’ım. Dar gelen güne, SEN’in AFFIN’a sığınıp güldük ALLAH’ım. Sonsuz
kavramını, yarattığın güzelden bulduk ALLAH’ım. Öyle güzel ki, AŞKIN
ile dolduk ALLAH’ım. Doğmayan her nefese, Dost nefesi verdik ALLAH’ım.
İZNİ’ne sığındık, kulca sorduk ALLAH’ım. Sorgumuzda, asla
yargıyı düşünmedik. SEN’i bilmek, ‘ÖĞREN.’ DEDİĞİN
İLMİ’ni bulmak için her
yöne döne-döne geldik ALLAH’ım.
14 BEHLÜL ile MERKEZ’imden
yaprak-yaprak aldığımız, kimi Güneşten kimi buluttan geldiğini
bildiğimiz her sözde, RABB’imin İZNİ olduğundan asla
şüphe etmeyiniz. Her satır, noktası ile birbirini tamamlar; İZNİ
gelen her konuyu, İZNİ olan açıklar.
15 “Çobanı gördüm
sürüsünün başında, dedim ‘Yaşı küçük, on dört on beş civarında…’
Sürüye hakim olduysa; başından aldığına sadece göz ile bakıyorsa;
yaşının hükmündendir.” dedi, AHMET YESEVİ her sürünün çobanına,
gerçek bilginin sahibi olmasını öğütledi.
16 “Aldığım
hizmet, HAK ADINA’dır. Bir hata, bağlı olan binbir hatayı çözer; olumsuz
bilgi, boşlukta gezer. Vebali, sürüsünü yönetmeyi bilmeyen çobanındır.”
dedi, AHMET YESEVİ cümlenizi selamladı.
17 “MEYDAN’da
toplandıysak, gecede kutlandıysak;
niyazların gürlüğüne geldiğimizdir, renkten renge her niyazda
girdiğimizdir. RESULÜ’nün hizmetini RABB’imden dilediysek, himmetine
erdiğimizdir.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı:
18 “Ne dünya
sildiğimiz, ne kainat böldüğümüzdür; BİR’likte kaldı isek,
zerrelerimiz ile buluştuğumuzdur. Öyle olduk ki RABB’im, SEN’i
yarattığın ile öyle bulduk ki; sevdik-sevdik, güzel olan her
yaratılmışı benliğimizin bir parçası bildik. Öyle bir parça ki,
güzeli çirkini silip bütünleştik; işte o zaman, her zerremizin
birbiri ile dostluğuna şahit olduk. Aydın olan her gönülde
dostluğumuz açık görülür, her kulu ile ayrı-ayrı örülür.” dedi, HAMZA DOST
selamladı.
19 DOST ADI’na
niyaz ettik, TEVHİT ile başladık, RESULÜ’nün adında gönlümüzü açtık.
ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun, sevgimizde gerçek bütünlensin.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
tekemmüm: örtünüp bürünme.
|