4 Nisan 1985 Perşembe

MEVLÂNA’yım ben!

1 Gayret ile başladık, güzel günde, dilenen yönde, DOST ile kumda BİR’likte olduk, BİR’liği bulduk. Cümlenize selam olsun; her niyette kul, dilenen gerçeğe adımını atsın!

2 “Her dalda yaprak çoktur, gayrette olumsuz yoktur! Geldik yolcu ile hana, selam verdik cümle CAN’a.” dedi, YUNUS’um sözü aldı:

3 “Yemeni giydim ayağa, sırtımı verdim ağaçtaki dayağa. Günden güne erişir, niyaz ile kul dilediği sofraya ulaşır. Seyri yerden göğe biliriz, ÖZ’ümüze dönüşte gölgesinden uzaklaşırız.

4 DOST YOLU'na güldüm geldim, HAK ADI’nı duydum buldum, RESULÜ’ne uydum doldum; doyduğum sofradan, doyacağa geldim." dedi, YUNUS’um selamladı.

5 “İğne iplik yamayı tamamlar, YUVA’nın havasında gerçek yolu tanımlar. Dayandığımız her destek yerli yerine oturduysa, koruyucu olur; yerini bulmadıysa, güvendiğine pişman eder.” dedi, YESEVİ sözü aldı:

6 “Değirmene su gelse, değirmenci sevinir, ‘Hizmetteyim!..’ der övünür. Akan suya sevinelim, AKITAN’a şükredelim! Saydığımız her günden, bildiğimiz dört yönden, kulluk bilgisi ile alırız; ektiğimiz fidanı, ağaç olur biliriz; demde güzel ararız, zanda görgüde sanırız. Güzel, yaratıldığı günden güzeldir!” dedi, YESEVİ cümlenizi selamladı.

7 “Başıma çevre sardım, düşümde gördüğüm çehreyi sordum. ‘Bildiğin senin, bulduğun cümlenindir!’ dediler, bal ile elmayı şifa olsun diye yediler.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: 

8 “Eylemeden bilgimi, peylemeden sevgimi, ‘Nerden geldim?’ dedim durdum; eylediğim bilgimde, peylediğim sevgimde, ‘Nereye?’ diye düşündüm… Madem RABB’imin EMRİ ile geldiğime inandım, EMRİ ile gideceğime şüphemi sildim. Gelişim ile gidişim arasındaki mesafe; O’ndan bana, benden O’na devreden olaya aklım ile mantığımın hizmetine girmeyi, gönlüm ile bu hizmeti örmeyi kulluk görevi bildim ve aradığımı öylece buldum.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

9 “Düğünde dernekte cümle alan buluşur, ‘Bir senden, bir benden.’ der iki köyü karışır; aldığına verdiğine sevinir, bütün ile karışır.” dedi, HACI BEKTAŞ sözü aldı:

10 “Düğünden dernekten söz ettik, sevgimizi saz ettik; her bilgiyi eledik te, ‘Bir senden, bir benden!..’ deyip, aklımızı koz ettik. Seyret güzel geleni, seyret güzel vereni, sen bilesin göreni.” dedi, HACI BEKTAŞ selamladı.

11 “Suyun aktığı gündür, kulun baktığı yöndür; okuduğumuz her satırda, biliriz ki nokta sondur. ‘YA ALLAH!’ der söze yeniden başlarız, söz ile ÖZ ile dilediysek taşlarız.” dedi, KAYGUSUZ sözü aldı:

12 “Taş alıp baş yarmayız, kayaları kul diye sormayız; bir sözü bir söz ile bağlar, bin sözde benliğimizi eğleriz; DOST dilinden gelse bir taş, ‘Başka var mı?’ der bekleriz; GÜL’den gelen  her nefesten, örtülü olan kafesten yol alır yol veririz; selam ile geldik, selam ile döneriz.”

13 “Komşu ile olmayı dilediysek, bir zeytin istesek dostluğa mendil sunmaktır. Yumuşak olsun beklersek, yeri değil; gülmeyi denesek, zoru değil.” PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

14 “Selam ile bağladığım her günde, selam ile çözdüğüm düğümler var; selam veremediğim gün, yürüdüğüm her yol dar!” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.

15 “Soğuktan geçtim, sıcak ile seçtim, günden güne her engeli aştım.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı:

16 “Niyetimde, olmamış meyveyi koparmak hevesi hiç uyanmadı, benim olmayan ağaca kolum uzanmadı; RABB’imin EMRETMEDİĞİ lokmayı, kulu kazanmadı. SEN’in İZNİN’e, SEN’in EMRİN’e, SEN’in EMRİN ile helaline niyet kurdum ALLAH’ım! Geldiğime, aldığıma, bulduğuma, ‘Şükür.’ dedim ALLAH’ım! YUNUS ile gördüğümüz, seherde hep ördüğümüz, selam verip sorduğumuz güzel, SEN’den ALLAH’ım! Sarı çiçek açacak, yeşil fistan giyecek, ‘ALLAH! ALLAH!’ diyecek. ‘Verdiğine, gördüğüne, niyaz ile ördüğüne şükür ALLAH.’ diyelim.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

17 “Her derenin suyuna, her verenin huyuna dost olduk; dostluk verdik, akan suyun boyuna.” dedi, BEHLÜL’üm sözü aldı:

18 “Sır sakladım soydular, bir çuvala koydular, akan suya verdiler; ‘Neden?.. Nerden?..’ demedi, deniz orda komadı. ‘Oh orda, oh burda, geldiğin yerde dur da etrafına bakın, bilgini şerden sakın!’ dediler, eğri odunu doğru adama sundular. BEHLÜL kimi kimden sormaz, aldığı bilgiyi ‘HAK’tan.’ der, yormaz; destiyi aldı ise ele, kırmaz.” dedi, BEHLÜL’üm cümlenizi selamladı.

19 ‘YA ALLAH!’ diyelim, yapraktan dal ile ağacın bütününü görelim!

MEVLANA’yım, soylu bilen.  MEVLANA’yım, huyu ile veren. MEVLANA’yım, noktadan zerreleri bütünleyen. MEVLANA’yım, sevgi ile başlayıp AŞK’ı ile bağlayan. MEVLANA’yım, yerden göğe cümle diye ağlayan.

ALLAH’ıma emanet olunuz!

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

tekemmüm: örtünüp bürünme.