11 Nisan 1985 Perşembe

MEVLÂNA’yım ben!

1 Haz ile aldık sözü, ‘HAK YOLU’nda.’ dedik sizi, kimsede ayrı görmedik ÖZ’ü. Gönüllerden gelen güzel, gördüğümüz konu da özel. Cümlenize selam olsun; doğruyu, her kulu kendi varlığında bilsin.

2 “SEN’den ayrı kalmadık ALLAH’ım, VARLIĞIN ile BÜTÜN’deyiz, YUNUS ile yazdığın katındayız. Sorduk, cümle alemin aradığı güzeli… Sular akarken, kulun ömründe çubuğunu yakarken kendini bulsun, kendinden kendine ‘DOST oldum.’ desin. Yaktığı çubuğun dumanı gelmez, eline aldığı GÜL’ün rengi solmaz.” dedi, YUNUS’um selamladı.

3 “Her toprağın rengine göre dengi vardır, toprakta yetişen her bitkinin ahengi vardır.” dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

4 “Çiçekler oylum-oylum, sevgiye doymaz gönlüm. Bir alan sevinir, bir veren övünür; kul kendini bulmazsa, durduğu yerde dövünür.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.

5 “Çoban geldi sürüye, yolu sordu SARI’ya. Yoldan gelen alacak, yolu bilen gülecek.” dedi, SARI ANA gönülden gönüle aktardığı selamını her alana soracak.

6 “Bitti soğuk esen yel, yetti gelen sel. Her adımda alalım GÜL, ‘DOST.’ diyelim ayırmayalım kul.” dedi, SARI ANA selamladı.

7 “Burçak tarlası ekeni bekler; yakacağız ocağı, güleni saklar. Oynamayı dileyen, yerden göğe bilir de, aldığı her damlada uyumsuzdan kaçar.” dedi, HACI BEKTAŞ sözü aldı:

8 “Toprağa ektiğim her tanede, ocağını yaktığım her hanede, bilenlerle buluştum, sevgi ile doluştum.” dedi, HACI BEKTAŞ selamladı.

9 “Balık suda oynaşır, böcek kumda kaynaşır, kul ‘Nasib.?’ der savaşır. ‘HAY’ dedik geldik, ‘Hey.’ diyenin kapısında durduk.” dedi, KAYGUSUZ sözü aldı: 

10 “Örtü aldım ayağıma denk, ağacı gördüm çiçekleri hevenk, güzelden güzele her olay ahenk.” dedi, KAYGUSUZ selamladı.

11 “Kuyuya vardım, kovayı sordum; ‘İpi koptu, kova suda kaldı.’ dediler, ‘Su dilersem, çekip vereceklerini…’ söylediler. ALLAH’ım RAZI olsun, her damlasına binbir sevap yazsın.” dedi, VEYSEL’im sözü aldı, çölde yoluna daldı.

12 “Gittiğim kadar gideceğim, aklımın yettiği kadar bileceğim, ne derlerse desinler her olaya güleceğim.” dedi, VEYSEL’im selamladı.

13 “Ayağımdan gelen sızı, yere koydurmaz dizi; MEVLÂNA’dan gelen sözü, dileyen alır, gönlünde olanı satırda bulur.

14 Ok alsam, yayı kursam, ağaçta dalı kırsam; bekleyen derde düşer, güvenen olaya şaşardı.” dedi, YESEVİ sözü aldı:

15 “Yerler gökler dert bilmez, seven kulu sert demez; elden ayaktan alır, gerçekte cümleyi bulur.” dedi, YESEVİ selamladı.

16 “Altın tasa su koydum, tepside pirinci saydım. Düğün dernek açılır, yolda güzel seçilir.” dedi, MERYEM sözü aldı:

17 “Dağlara selam verdik, sofradan alanı gördük. Her düzene uyarlar, yere kilim koyarlar, ‘DOST.’ diye-diye doğruya gelirler.” dedi, MERYEM selamladı.

18 “İneceğim tane-tane, bileceğim hane-hane. Ne güzelden geçeceğim, ne ‘Olumsuz.’ deyip kaçacağım.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı:

19 “Açtığım her kapıda gülen yüzleri gördüm, her basamakta seven sözleri duydum. ‘ALLAH’ım.’ dedim, ‘Kulların SEN’in ile… SEN’in verdiğin GÜL’e selam verir alırlar, SEN’in olan EMİRLER’i bilirler. Suya yol veren SEN’sin, kuluna bildiren de SEN’sin. Fiil de SEN’den, fail de SEN’den ALLAH’ım. Ayırma bizi doğrudan ALLAH’ım.’ ” dedi, HAMZA DOST cümlenizi selamladı.

20 “YEMEN’den selam ile geldik, yapraklardan ağacına sorduk; ‘Kökümüz ile BÜTÜN’deyiz.’ dediler, HACI BAYRAM ile sohbete geldiler.

21 Dağlar SEN’in, bağlar SEN’in, akan suya bakan SEN’in… SEN’den alan, SEN’den bilen, seni beni bilgisi ile silen; güzelin tarifini öylece bulur. Bildiği her konuda ÖZ’ünden aldığı ile kalır.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

22 “İğne iplik aldın mı, yola haber saldın mı?” dedi, RABİA söze geldi:

23 “Eteğin yere değmesin toz olur, yola kaygu koymasın söz gelir. Her kulunun sevgisine, gönül karar verir. Geldiğim gittiğim yollar açık, DOST KAPISI’nda durdum, verdiği ışık. Sevgiliye bağlandım, doymayı denedim, günü güne ekledim.” dedi, RABİA selamladı.

24 “Aydın olsun gözümüz, açık gelsin sözümüz, yedi renkte ÖZ’ümüz. Aldığımız ile BİR’deyiz, verdiğimiz ile haldeyiz.” dedi, MERKEZ’im sözü aldı:

25 “Yağı koydum kandile, şeker sardım mendile. Dumanı sildim, dostumu ocak başında buldum.” dedi, MERKEZ’im selamladı.

26 “Sudan balık avlarsam, doyasıya bulurum; suyun verdiği kadar, aldığıma uyarım.” dedi, LALELİ sözü aldı:

27 “ ‘Bağlamazsam salımı, bilemezsem halimi, kim tutacak kolumu?’ dedim, RABB’ime yöneldim, bağlı olan aklımı kainata saldım. ‘Gez de gör, gör de bul, bul da ol, görgüde sevgi ile dol.’ dedim, kendimden kendime çemberi kurdum.” dedi, LALELİ selamladı.

28Yaprak-yaprak açacağız, kanat takıp uçacağız; MİRAÇ geldi, bilgimiz ile gerçeğe geçeceğiz; ayna alıp elimize, kendimizden kendimize bakacağız. Niyaz edelim, dört duvarı açık tutsun. Niyaz edelim, bilgimize bilgi katsın. Niyaz edelim, güne kadar olan hatalarımızı silsin. Niyaz edelim, bilen bilmeyen RESULÜ’ne dönsün. Niyaz edelim, kulu kendini bilmediği güne yansın. Burda yansın ki, MİRAC’ını bugünde bulsun.” dedi, OMAR sözü aldı, ALİ ile soframıza geldi.

29Katıldık sözünüze, YEMEN’den ÖZ’ünüze, perde kalksın gözünüze. Niyazımız niyazınız ile olsun, gönüller TEVHİT ile dolsun. Bilenden bilmeyenden, sorumlu değilsiniz. HAK KATI’nda, her kulu BİRLİK’e dönsün.” dedi ALİ, OMAR ile selamladı.

30 Her öğütten BİRLİK'e geçeceğiz, DOST KAPISI’nda ADI ile göçeceğiz.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH