12 Nisan 1985 Cuma

MEVLÂNA’yım ben!

1 Damla-damla gelen suda, güzel dedik VEREN HÜDA. DOST ADI’na dumanı sildik, cümlenize selam dedik. 

2 “Gelen giden hayır söyler, ‘RABB’imden.’ der hayır bekler, her nefeste aldığını AŞK’ına ekler.” dedi, YUNUS’um söze geldi:

3 “Yandım GÜZEL AŞK’ına, döndüm güzel şaşkına. Sevgili yolum açmış, çevreme çiçekler dökmüş. Ben bilirsem kendimi, DOST ile bulurum andımı.” dedi, YUNUS’um selamladı.

4 “Verdim elim ADI’na, otur Dostun postuna. ‘Doyduk ALLAH’ım.’ diyelim, PİR SULTAN ABDAL ile her kapıya gülelim. Selam verdik yoluna, zorda girdik koluna. Dağlar geçit verdi de, taşlar kuma geldi de; sorguya yer vermedik, yolda şaşkın kalmadık.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.

5 “HAY diyelim, saymayı önce kendimize ödeyelim. Kendi kendini saymayan, çoklukta GÜZEL’e uymayandır.” dedi, HACI BAYRAM söze geldi:

6 “Attığımız adımda, karıncaya söz gelmesin; kopardığımız çiçekte, yola ÖZ’ü koymasın; dayandığımız ağaçtan aldığımız meyveyi, ‘YUNUS ile gelen, VEYSEL ile veren, kimden?’ diye sormasın.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. (‘HAY’ hakkında açıklayıcı bilgi verebilir misiniz EFENDİM?)

7 “Kuşağı dar gelene şikayetini sorsan, kuşağı suçlar. Eline almazsan, beline sarmazsan; kuşak, kendi gelmez ki suçlu olsun.” dedi, HACI BEKTAŞ sözü aldı: 

8 “Demde güller açar, bülbüller dallarda uçar; bekleyenden olurlar, ses verip te bulurlar. Siniye koyduk aşı, dağlarda bulduk taşı, yastığa koyduk başı. Ne aradık, ne bulduk; ‘Oldu. Olmadı.’ diye şikayete durduk. SEN bilirsin ALLAH’ım, SEN görürsün ALLAH’ım. Ağaçlar olmasaydı, güneşinde yanardık; güneşin olmasaydı, soğuğunda donardık; ELÇİLERİN olmasa, gelen gidene kanardık. Binbir sözü aldıkta, bir siniye koydukta, bir andan öbür ana nefsimize uydukta; yol götürdüğü kadar, kul bitirdiği yerde uyanır.” dedi, HACI BEKTAŞ selamladı. 

9 “Diri kaldık SÖZÜ’ne, selam verdik ÖZ’üne; yerden aldık, olur dedik tozuna. ‘Dağlar şahit olsunlar, ovalar var olduğumu görsünler, sular bildiğim yere götürsünler.’ dersem; kendimi diri tutmalıyım, ÖZ’ümde olanı DOST’luğa katmalıyım. HAY, O’dur.” dedi, YESEVİ sözü aldı:

10 “Her çerağ bir sancağa, her sancak bir bucağa, cümlemiz tek ocağa bağlıyız, bağlı kalalım; nefesinden aldık, yoğun geleni gördük, nefsimizi silelim, bilgimizde olana uyalım.” dedi, YESEVİ selamladı.

11 “Ay ile yıldız birbirine selam verse, verdiği selam alemlerindir. Kainatta her satır, KALEM’dedir. Yarattığı düzende; dileyen okur değil, ALLAH’ın İZNİ olan okur.” dedi, HAMZA DOST söze geldi. (Hikmeti nedir EFENDİM?)

12 “Dinlediğim her konuda, okuduğum satırların vergisini bilirim, ‘YA ALLAH’ der İZNİ ile gelirim, kapı-kapı dolaşmadan TEK KALEM’de bulurum. Dağlar taşlar erimeden YAR kulunu korur, derman dilerse kulu RABB’im yanında olur. ‘Doğruya geldik.’ diyen, HAK SOFRASI’nda helal lokma yiyendir.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 

13 “ ‘Ağaya selam.’ dedik, tarlada ekeni gördük, ekene ekilene selam verdik. Yerde toprağa baktık ekime hazır olmuş, vereceği hizmeti bilmiş. Toprağa selam olsun. Göklere baktım gün Güneş, yağmur gelmezse düşecek ateş. Bulutlar küme-küme geldi de, damlaları vereceği hizmeti bildi de, ne güzel oldu… Bulutlara selam, damlalara selam.” dedi, KAYGUSUZ her var edilmişin hizmetine kulluk bilgisinin katılması ile güzelden güzeli bulduğunu söyledi; cümlesini, cümlenizi selamladı.

14 “Açalım gerçeğe kapımızı, bilelim nerde gerekli yapımızı, hizmete girmeden sormayalım katımızı, sevgi ile dolmadan kurmayalım soframızı. Sunduğumuz, bir tane zeytin bir lokma ekmek olsun, verirken gönlümüz sevgiyle dolsun. Az diye gocunmayalım, gerçekten kaçınmayalım.” dedi, YAHYA EFENDİ söze geldi:

15 “Eylemediysem yolumda bir nefes hizmet, peylemem RABB’imden versin diye himmet. Doymayı biliyorsam açın yanında, yargıyı kimseye bırakmam. ÖZ’üm ile savaşırım, doğru bilmeyi, doğruda isem denerim.

16 ‘Cihat?.’  diyenden soralım; ‘Nefsi ile savaşını kazandı mı? DOST ADI’na hayır deyip, bir kuluna uzandı mı?’ YUNUS söz ile cihat açtı, önce ÖZ’ü ile savaştı, nefsini mümin kıldı, yolları öyle aştı.” dedi, YAHYA EFENDİ cümlenizi selamladı. ‘Kime?’ denilir; cümleye.

17 Gönülden gönüle aktardığımız her konu satırlarda okunsun, tezgahlarda dokunsun. Cümle kulu, şüphelerden sakınsın. Verdiğimiz arı sudur, her dileyen yıkansın.

18 ‘Selam.’ diyelim size, dosdoğru gelelim ÖZ’e; BİNBİR KELAM ile DOST’luğu kurduk, cümlenin adına gelelim söze.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH