18 Nisan 1985 Perşembe

MEVLÂNA’yım ben!

1 ‘Buğday ektim.’ diyenlerle gönül bahçesine geldik, gönüllerde açacak çiçekleri gördük; cümlenize selam verdik; doymayı bilenlerle, benliği silenlerle sohbeti kurduk; ceviz ile fındığı aldık, taş üstünde kırdık, ‘Ne güzel.’ dedik; sertliği gittiğinde, DOST halini cevize benzettik. Desteğini, kendinden kendine bulmuş. Kumda olsa kırılmazdı, DOST elinde savrulmazdı. SEYYİD OMAR der ki:  

2 “Değişmeyen halinden sorumlusun, gelişmeyen bilginden kurumlusun. Öyle ise, her gününde haline yenisini ekle, bilginde gelişeni öylece bekle.” dedi, SEYYİD OMAR selamladı, cümle ile söyleşti, bilen ile bilmeyeni paylaştı, suyundan alana, yolunu bilene selamı ile katıldı.

3 “Her sofranın verişi bir değildir. Kiminde kuru lokma, kiminde börek çörek; olmasın kimsenin gönlü kurak. Azdan da, çoktan da VEREN ALLAH’ım. Doğruda kaldı ise kulu, nasibini bildi ise açıldı yolu.” dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

4 “Yediğimi saymazsam, gönlümdekini soymazsam, gemiye saatinde gelmezsem; ne gelenden sorumluyum, ne verenden… Sen sana geleni alırsın, ben bana geleni  bilirim.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.

5 “Eyyam dedik, varlığımıza katana; HAYYAM dedik, yoğun gelen sevgimizi yutana. Meyhaneyi mesken diye tutanlar, bağda üzümü bulup kütüğünü atanlar, almaya yedeksiz gidip, aldığını yedeksiz satanlar; ne yönde buldu isek o yönde harcarız, HAYYAM adımız ile güne kadar koşarız. ‘Yerden göğe aşık olduk.’ dediysek te, elden ayaktan tutan ile dağları aşarız.

6 Yarın bu günden sorulsa, gülerim; dündeki hal bu güne yorulsa, ağlarım; aldığım her damla ile gönlümü dağlarım, dünü günü geleni birbirine bağlarım.

7 Aldığım her damlada, binlerce yorum oldu; bildiğim her anıda, güzeli cümleye, bana da zoru kaldı.” dedi, HAYYAM her gönülde gördüğü bir damla ayyaşa selam verdi. (HAK SOFRASI?) EYVALLAH. ‘HAYYAM, içer.’ dediler, seyrine nokta koydular. ‘Ben sarhoşum, sen değilsen.?’ dediği günde, kendinden kendine açtığı gönlünü cümle ile paylaştı.

8 “YUNUS söze gelmezse, sözde benliği silmezse; nerden nereye bulur, nerde sohbete katılır? MEVLAM benzetmiş GÜL’ünü gülüne, kulunu EMRETMİŞ haline… Bir ağaca, bir dalına, gel güzelim gel yoluna.

9 Saydım göldeki salı, yeterli değil; akan su ile gelen, biterli değil; almayı dilediğimiz, vermeyi denediğimiz, hudut ile bağımlı değil.” dedi, YUNUS’um selamladı.

10 “Yük verdim yağız ata, dizgininden kim tuta? Saya-saya gidelim, DOST KAPISI’ndan nasibimizi alalım.” dedi, KAYGUSUZ söze geldi:

11 “ ‘Doğruyu ikiye bölsem, birini alsam, birini salsam…’ diyemeyiz, doğruyu bildi isek eğriyi yiyemeyiz. Sevgi oldu ölçümüz, DOST ile açılır kapımız, güzel olur yapımız.” dedi, KAYGUSUZ engelsiz gelen her konuya selam dedi, selamı cümlenize iletti.

12 “Yumuşak alınırsa vergimiz, birbirine eklenir sözümüz.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı:

13 “Gölgeyi tarlada çalışırken ararsın, dikmedi isen ağacı kendinden kendine sorarsın; ‘Her gönül, bağı mıdır? Bilenlerle, çağı mıdır? Verdi ise çoğu mudur?’ Ne verdiyse şükür ettik, akan sudan toprağa kattık. Emeğimiz, bilgimiz kadar geçerlidir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

14 YEMEN’den selam ile geldik, HAMZA DOST’u gelende bulduk.

15 “Yerden göğe GÜZEL’in VARLIĞI’nı biliriz, darlığı sileriz, GÜZEL’den güzele güleriz.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

16 “Her ağaca selam verirsen, her ağacın verdiği selamı görürsen, aldığın bilgini korursan; ‘Soylu oldun.’ deriz de, sofrada olan her kulunu selamlarız.” dedi, ALİ sözü aldı:

17 “Yapraklar, gördüğümüz güzeli verir; çiçekler, aldığımız bilgilerde erir. Elden ele gelişen, bir çekirdek ile buluşan her ağacın vergisine söz etmeyiniz. Çınarın gölgesinde oldunuz, yerden göğe bilgi ile doldunuz, çölden gelen her nefese gönülleri açtınız. Selam olsun, selamı her kulu gönlünde bulsun, DOST ADI’na sevgi ile gerçeğe dönsün.

18 Doğan Ay’da yoğun gelen her niyaz yerindedir, yerini bulur; BİRLİK’e, niyaz ile her kulu katılır.” dedi, ALİ, YEMEN’den gelen selamın cümlenize iletilmesine EMİR aldığını söyledi.

19 ‘Dağlara, ovalara, deryalara selam olsun; her nefese, RABB’im selamet versin.’ diyelim, kainatın her zerresi için niyazda olalım.

20 Dağlara verdiğim selamda, sesimin aksini bulurum; sulara verdiğim selamda, açık gelen simamı görürüm; ovalara verdiğim selamda, birbirine eklenen emeğimin vergisini alırım.

21 ‘ALLAH. ALLAH.’ dedim de, SEN’i seyre daldım da, gölgemde bir an kaldım da; gerçeğe yöneldim.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

(Resim verildi: HAYYAM)

22 “Destimde dolu olan, bana halimi bulduran, AŞK’ı ile gönlümü dolduran, KEVSER ŞARABI oldu, adım ayyaşa kaldı, HAYYAM gönlünü kainata saldı. Ne derlerse desinler, cümlesi HAYYAM’ı dost bilsinler.”