19 Nisan 1985 Cuma

MEVLÂNA’yım ben!

1 Gezdim gördüm şu alemi, ele verdim şüphesiz kalemi; darlıktan geçilsin, güzel yol seçilsin diye. Cümlenize selam olsun, kırılan her aynanın yerine yenisi gelsin.

2 “Gördüğüne, ördüğüne, selam verdim sardığına.” dedi, YUNUS’um sözü aldı:

3 “Duyandan getirdik, uyan ile kayguyu bitirdik; SAHİB’ine niyaz ettik, yolunda güzele uysun diye.” dedi, YUNUS’um selamladı.

4 “Adım vardır söylenmez, yorum gelir bellenmez. Dizde nasır, yerde hasır, gönülde AŞK’ı ile YESEVİ gelir; bir söze, cümle ÖZ’e bilgisini verir.

5 Dağılan ile eğlenemezsin, yanan ateşte dağlanamazsın. Çünkü; aklın seni bildiğine götürür, sevginde yoğunlaşan örtü, gerçeği bekletir.” dedi, YESEVİ selamladı.

6 “Açık kapıya gelsem, anahtar gerekmez; çiçeklerle söyleşsem, yapraklara söz düşmez; seyre gelsen Dostları, bilen bilmeyen şaşmaz.” dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

7 “Davul çalsam düğün dernek sanırlar, ABDAL’ı yolun çobanı tanırlar. Sürüm nerde alayım, otlağı nerde bulayım, diledim su başında kalayım. Sürünün vebalini yüklenen, her lokmasına mukayyet olmasını bilendir. Bağdan dağdan dolanan, aldığı bilgi ile donanan; her adımını düşünüp te atmalı, attığı taşı havaya kendi eliyle tutmalı.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.

8 (Sevgiye örtüyü biz mi koyuyoruz, yoksa koyduruluyor mu?) Sevgiye vade koyarsan, sevgiye şartlı girersen, örtüye yer hazırlamış olursun.

9 “Geldim günün güzeline, gümüş altın yer bulmuş, dilenen yerde seyrine gelmiş.” dedi, KAYGUSUZ gönülden gönüllerden selama yer verdi.

10 “Altını bilgine, gümüşü görgüne koyarsan; yerli yerini bulmuş olur, gönüllere huzur dolmuş olur. Yolların götürdüğü yerde, kulun bilgisi yetersiz olmaz; sevgiliyi buldu ise, hatada kalmaz.” dedi, KAYGUSUZ dumansız gönlüne cümlenizden aldığı selamı yerden göğe sizlere sundu, selamladı.

11 “Dost aradım kapında, DOST’u buldum gönlümde. YA İLAHİ, SEN’siz bırakma. Yolarına niyet kurduk, yapımıza temel koyduk, EMRİNE şüphesiz uyduk.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı:

12 “Soğuk sıcak bildi isek, RAHMET’ine güldü isek, ‘YA RABB.’ deyip sığındı isek; SEN’den SANA dönüşümüz, seni beni silişimizdir. Dağlar EMRİNE uyar, ovalar RAHMET’ine doyar, her damla ile kulun nefsinden bir yaprak soyar.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

13 “Atı aldım yedeğe, yolu sordum DEDE’ye; ‘Al başını yürü.’ dedi, ‘Gelen taştan başını koru.’ dedi. Soyundu isem Dostluğa, zorunlu geldim taşlığa. Ne derlerse desinler, HAK YOLU’nda gidenin uymayacağını bilsinler.” dedi, EYYÜB’üm sözü aldı:

14 “Değdiğim her çalıda, heybenin tozu kaldı; yerden göğe baktım da, aklımda RESULÜ’nün sözü kaldı. Dileyin de RABB’inizden RAHMET’ini, görürsünüz kaldırır üzerinden zahmetini.” dedi, EYYÜB’üm selamladı.

15 “Emek verdim ağaca, dalını kırasın diye değil; dumana baca kurdum, taş yığasın diye değil; yarım bırakmadım yapıyı, hayvan bağlayasın diye değil.” dedi, BEHLÜL’üm sözü aldı:

16 “Yerden aldım da taşı, toprağa koydum başı. ‘SEN verdin, ben gördüm ALLAH’ım. SEN yarattın, ben erdim ALLAH’ım. Cümleyi ERENLERİN’e eklesen, yaratılanın ermesini beklesen?.’ dedim de, kendimden utandım. ‘Sen BEHLÜL, toz gibi canınla canları düşündün de; alemleri YARATAN, cümlesini gözetenleri GÖZETTİREN’i düşünmedin.? O, senden de, cümleden de merhametli sevgili, yargısında sadece AFFEDİCİ olduğunu düşünmedin mi?’ Dost olalım gönlümüzle, Dost kalalım zannımızla, Dostluğu kuralım bilgimizle.” dedi, BEHLÜL’üm RABB’imin AFFI’na sığındı, cümlenizi selamladı.

17 “Olacağı geleceği, yazdığını dilet bize;  gönlümüzde, sevgi dolu muhabbetini ilet bize; SIRRIN’ı çözemeyiz, akıl mantık ver bize. Darlığına gürlüğüne iman ettik; yolumuzda, GÜL’ümüzde, görgümüzde aşırıdan koru bizi.” dedi, RABİA sözü aldı:

18 “Sevginizin ölçüsü dilimizde değil, gönlümüzdedir; doğru eğri aldığımız verdiğimiz bilgimizdedir; gerçekte, her var edilen yerli yerindedir. Dostluğa niyet kurdu isek, selam verir, selamet dileriz; canımızı malımızı kanımızı, Dosta açık tutarız; destek gelsin diye, RABB’imden himmet öylece bekleriz.” dedi, RABİA selamladı.

19 “Alayım destiyi elime, varayım suyun başına, sorayım; ‘Her dileyen alır mı, yoksa suyunu almadan kalır mı?’ ” dedi, HACI BAYRAM söze geldi:

20 “Söz ustası, saz hastasına sorsak; ‘Elinden mi, dilinden mi?’ Gönül ustası der ki; ‘RESULÜ’nün halinden.’ Dağlara yol soralım, her taşın önünde duralım, sakladığı binbir sırda Dostluğu kuralım.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

21 “Bir-bir topladım bostanı, satır-satır yazdım destanı, giyeceğim allı pullu fistanı. ‘Gel güzel.’ desinler, hurma toplayıp yesinler, cümle aleme selam versinler.” dedi, MERYEM sözü aldı:

22 “Aydan yıldızdan yol soran, denizde gördüğü her balığı bilgisinde sayan; güzelin aynasına bakar da, gönlündeki çerağı yakar.” dedi, MERYEM selamladı.

23 ‘YA ALLAH.’ dedik, selameti cümleniz için diledik.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH