10 Mayıs 1985  İstanbul

MEVLÂNA’yım ben!

1 Kendimden gelen her sesi, kainatta gördüğüm her süsü, ‘RABB’imden aldığımız!’ dedim; aldığımız her güzeli, dileyene sundum. Cümlenize selam olsun!

2 “Sedef aldık masayı, billur dedik kaseyi. Dünden bugüne geldik, aldığımız nasibe cümlemiz güldük.” dedi, YUNUS’um sözü aldı:

3 “Sürü bizim, yol ister; konuk bizim, söz ister, her öğünde gölgesini siler.” dedi, YUNUS’um selamladı.

4 Doğduğum güne baktım, perdeyi yerine çaktım, MERYEM’in eline suyunu döktüm, huyu ile gelene baktım. MERYEM sözü diledi, sevgi ile gelen her konuyu bekledi, olumsuz geleni eledi.

5 “Yumuşak yol bizimdir, sevgiliye sözümdür; yerden göğe adadık, verdiğin, gönüllerde sözümdür. 

6 Her sepet bize gelmez, ne deseler söze vermez; dün bağladığı çevreyi, el sözü var diye çözmez. Dört yolu dileyene açar, sevgiliden namert olan kaçar. Ne kaçtık, ne olur olmaz seçtik; ‘HAK YOLU’nda, elden ele olalım!’ dedik. Cümlenize selam olsun, ‘Ay karanlık?!’ diyen, kendi yolunu seçsin!”

7 “YEMEN’den gelen selamda RABİA’nın sesi var, seyre meyyal değilim, doğruya gönlüm yatar; bugün uyanmasa da, yarın gerçeğe adım atar.” 

8 “Her adımda, DOST, elini tutacak; ay, gün-gün ömrünü aydınlatacak. Kement yerde kalmasın, yorumda bulut arkasında kalmasın; kayguyu, beline görev deyip sarmasın; yağız ata yük verip, yola diye dizgin vurmasın! Her güne gereğini RABB’im getirir, kayguyu tez elden bitirir.” dedi, RABİA nefes ile getirdiğini, nefes ile götürür.

9 “Bahçemize çit koyduk; davar gelip yolmasın, sular taşıp dolmasın, yolcu yoldan kalmasın diye.” dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı: 

10 “Bir-bir okuduk, dilenen ipeği dokuduk, bülbül olduk dalında şakıdık; tane-tane ele aldık, hane dedik gönüle koyduk. Seven sevilen YAR’dadır, bağdan gelen nasibimiz yoldadır.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.

MEVLÂNA’yım!

11 Dürdüğümüz her yaprakta güzeli okuruz, ektiğimiz fidanda aldığımızı dokuruz. Doğmaya yol sorana, OSMAN der ki; HAZRETİ OSMAN, “Gezdiğim her fidana ADI’nı yazdım, yerden göğe güzeli gördüm, LATİF olana selam verdim; BAĞIŞLAYAN ADI ile DİVANI’na durdum, bağışına katılan CAN ile DOSTLUĞU’nu kurdum. Yaprak gibi düzenli, gül misali bezenli; doymayı bilecek, bildiğine cümle alem gelecek!” dedi, OSMAN, “Gölgesiz günde kalasın!” diye niyaza durdu.

MEVLÂNA’yım!

12 Soframızda bereket, ömrünüze hareket diledik, MERKEZ’im ile niyaza durduk, semerden aldığımızı dileyene dağıttık. “Elden ele aldılar, ‘Ne güzelmiş!’ dediler, tatlı helva yediler, döndüler yürüdüler, vergimizi bitti sandılar. Bir heybeye biz gelmeyiz, bir selamda biz kalmayız. Her dilenen günün ayrı taamı vardır, her verilen günden bir sonraki daha gürdür; bilen ile yol kolay, bilmeyen ile zordur!” dedi, MERKEZ’im selamladı.

13 SÜMBÜL’e selam verdim, açan gülleri sordum. Dedi ki; “Boy-boy uzarlar, su vermesem yazarlar. Aldığımız her öğütten günümüze Güneş doğar, gerçeğin bilincinde olanı çevreye yayar; ‘Nerde güzel?’ demeden, güzelin izinde olduğunu bilir;  ‘Veren ALLAH, gören ALLAH!’ der de, gerçek huzuru bulur.” dedi, SÜMBÜL’üm her öğünde niyaz ile sofrana geldi, selamladı.

14 “Mor renge ulaşmışsam, MOLLA ile buluşmuşsam, açan GÜL’den konuşmuşsam; niyazımın gürlüğündendir. Olumsuza selam vermem, eğri odunu doğru bahçeye sarmam, bu günümde yarınımı sormam. Güzelden güzel ile bağlaşırım, DOST KAPISI’nda HAK DOST ile söyleşirim.” dedi, MOLLA YEMEN’den selamını iletti.

15 “Doğru yolumu gideceğim, değirmende unumu bulacağım. Ne toz olup gider, ne de ocakta yanıp tutar; sofranı kurduğun gün, kim ne dese biter!” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı:

16 “Oyundan gelmedim, dağılana asla talib olmadım! Topladık düzeni, bekledik YAZAN’ı. Darda olmadan bulduk, RABB’imin İZNİ ile huzurda kaldık.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

17 “Doğudan batıya nasibi gelir, attığı her adımda kendini bulur. Uçan kuşa, koşan geyiğe hedef sormaz, çünkü RABB’imden başka REHBER görmez! Aldığı men-dilden gerçeğe döner, HAK ile BİR’liği aklından kurar.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

18 Sözün ÖZ’ünü aldı, HAMZA DOST sohbete geldi, YEMEN’den aldığı selamı sizlere iletti. “DOST eli doğudan gelir, YUNUS ile gerçeği bulur, MEVLÂNA’dan selam alır; gemiye adım atsa, elinde deryanın en büyük balığını bulur.” dedi, HAMZA DOST selamladı.

19 Ona de ki; ‘Elim boş döndü!’ demesin, alacağı selama sevinsin. Doğuya selam verecek, gönlündeki güzeli orada görecek.

ALLAH’a ısmarladık. 

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

taam: yemek.