|
14 Mayıs 1985
Boğaziçi – İstanbul
MEVLÂNA’yım ben!
1 Yerden göğe huzur ile geliriz, her bileni hazır deriz görürüz,
HAK’tan gelir selam veririz. DOST ADI’na selam olsun, YUNUS ile sohbetimiz dile
gelsin.
2 “Yol açılır söz ile, gün seçilir yaz diye, güzel günde haz diye. Gelmeyi
dileyenler, düzeni eleyenler; her kapıda dururlar, bir kapıya vururlar, olayın
en güzelini görürler. Her yolun sözü BİR’dir, DOST’tan gelen sohbet
gürdür; inandığın gerçek güzel, kayguda olana zordur.” dedi, YUNUS’um
selamladı.
3 “Atı aldım binemem, sözüm verdim dönemem, ne derlerse desinler,
şüpheye düşüp sınamam.” dedi, MERYEM sözü aldı:
4 “Dağlara ses verdim, sesimi geri aldım; sulara yöneldim, deryaya
öylece daldım; gönülden gönüle aktardım, kaygusuz kaldım.
5 ‘Gel eyleme girelim, seyirde cümlesini görelim, bilgimizi taşa
toprağa verelim.’ dedi, TOKTAY yerden göğe her yaratılmışa
selamını gönderdi.
6 ‘ANA, OĞUL…’ dediler, fındık ceviz yediler, taşı ele aldılar,
ÖZ’den ÖZ’e görgüye düştükten sonra geldiler.” dedi, MERYEM TOKTAY’ın
selamına kendi selamını kattı.
7 “Komşuya güldüğün gün, seni beni silersin; yoksulu gördüğün
gün, lokmaları bölersin. Güneş cümleye doğar; gece, bilmeyeni
boğar.” dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:
8 “Ağacı oyar da sincap, yuva kurar; yaprağı döker de,
toprağı çöpü besler; çiçekleri, dilendiğince, kainatı süsler. Her
taş birbiriyle çatışır, ufalır toprağa karışır. Hiçbir var edilmiş,
yararından zarara dönüşmez.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.
9 “Çözdüğüm düğümden güzeli buldum, gerçeğin ilminden
dilediğimce doldum, sevgimde VAREDEN’in hikmetini gördüm. YA RABB, SEN’den
SANA sığındım. YA RABB, BÜYÜKLÜĞÜN ile korundum. Bilinmeyenin
şerrinden, niyazına yöneldim.” dedi, YAHYA (EFENDİ) söze geldi:
10 “Seyre daldım güzeli, düşündüğüm ezeli. Senden benden geçtim de,
gördüğüm düşte RESULÜ’nü seçtim de, dağlar kadar yüceldim.
11 Gel el ele verelim, BİR’lik olduk korkumuzu silelim; dağılan
HAKK’ın EMRİ, düzenine uyalım.
12 Bir elden aldığına, DOST olandan bulduğuna inandıysak,
bildiğimiz gerçeği savunduysak; ne derlerse desinler, gölgesi asla
bize gelmez.” dedi, YAHYA selamladı.
13 “Dayanmayı bildiyse, gönülde olan ile kaldıysa; şüphesini silsin,
geleceğe gülsün. Değirmenden su gelir, ekini olan bulur, çuvalını
doldurur. Ergin kulun heybesi demde yolu açacak, YUNUS ile yerden geleni
seçecek.” dedi, MERKEZ’im sözü aldı:
14 “Yeşil renge donatsınlar, yemediğini önünden alsınlar, yumurta,
süt, bal bol versinler, sevgi ile olumsuzu silsinler.” dedi, MERKEZ’im
selamladı. Cem ile candan, BİR’liğin yazısını buldum.
15 “Duymayı dilediğin, DOST ile güldüğün, DOST için
ağladığın gerçeğe uydun, nefesine gelen her nağmeyi bilgin
ile yuğdun. Alay-alay geldiler, ‘Halay.’ deyip güldüler, selama selam
eklediler, çevrenden aldıkları her dumanı dört duvarın ötesine ittiler.
Yumuşak noktada sert yoruma düşme, doğudan aldığına
şaşma, akan nehir ol taşma. Yol senin, gün senin, eline gelen
GÜL senin, ayna misali pırıl-pırıl son senin.” dedi, HAMZA DOST selameti, her dosta
selamda buldu, selamladı.
16 “ ‘Gelse-Gelmese.’ demesin, adı ile güzeli bulmuş, ham meyve yemesin.
Adına yakışanı bilir, aklında olan ile gerçeği bulur. Dumansız ocak
arar, buluttan rahmeti seçer.” dedi, HACI BAYRAM söz ile ÖZ ile cümlemizi
selamladı.
17“ YEMEN’den gelmedik mi, serapta gülmedik mi; tek düş ile
kavuştuk, bir ömürden bulmadık mı; geldik gördük serdik ALLAH, AŞK’ın
ile dolmadık mı? Geldik ALLAH, gördük ALLAH, AŞK’ın ile yandık ALLAH.
Sebep SEN’den, seher SEN’den, sonsuz inayet SEN’den. Yolumuz açıldı da, köprüden
geçildiyse, yerden göğe himmet SEN’den.” dedi, VEYSEL’im DÖRT KAPI’nın
kilidine anahtarı getirdi: “Her birini açalım, gölgesiz alemden geçelim,
‘Sevdik. Sevmedik.’ diyen yaratılmışı seçelim. ‘Bilmem?.’ derse,
anlatırız; bilen ise, bekletiriz, elden ele donatırız.” dedi, VEYSEL’im
selamladı.
18 “Kırmızı gül yeşil ile, beyaz gül elinde olsun; doğruyu bilen
ile, bilmeyene selam versin.” dedi, YEMEN’den yumuşak yolu bilen, DÖRT
KİTAP’ta adı olan…
(Resim
verildi: HAZRETİ EBUBEKİR ve TOKTAY)
19 YUNUS’um der ki: “TOKTAY’a selam versen, erdiği günü bilsen;
dağlar taşlar erirdi. EBUBEKİR’i bilsen; kar tanesi dolardı, her
kul gönlünü ak ile belerdi.”
20 EBUBEKİR, TOKTAY. “Dumandan uzak kaldık, her yaratılmışa
güldük, cümlesine selam verdik.” dediler.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|