|
30 Mayıs 1985 Perşembe
MEVLÂNA’yım ben!
1 Gönül
aldım doluya, yolun verdim ULU'ya. Gerçeğe kapı açdım, güzel günden yorum
seçdim. Cümlenize selam olsun, komşudan komşuya sular taşınsın.
2 "Dağdan dağa seslendim, 'Güzel gelir' dedim heveslendim,
özgür idim kafeslendim." dedi, YUNUS'um sözü aldı:
3 "Her çiçeğin sözüne renkten sepet örülmüş, hasret denen
günde sevgili görülmüş, doğruya eğriye çizgi çekilmiş.
4 Al güzel al elden elmayı, bil güzel bil halde kalmayı, gecede gündüzde
sessiz durmayı, dermansız olandan DOST'u sormayı." dedi, YUNUS'um elden
ele, güzelden dile, emekten bilene, yerden göğe selamını iletti. Cümlenize
selam olsun.
5 "Bağladığım her satır, bilirse kulu hatır; adımızı anacak,
HACI BEKTAŞ diyecek.
6 Gömlek giydim yakasız, papuç giydim tokasız, gezdim gördüm kainat hatasız.
Bekleme daha güzel gelir diye, saklama olanı birin iki olur diye. RABB'im
dilediğince verir, dilerse birini beşe çıkarır." dedi, HACI
BEKTAŞ selamladı.
7 "DOST KAPISI'nda dursak, elindeki sopaya vursak, adını değiştirene
sorsak; 'Gönlünden geçen kimdir? Ömründe seçen nerde?' Dar gelen kafese deyin,
'Düşmesin derde' dedi, YAHYA sözü aldı:
8 "Bir adımda ordayız, bir sözüne burda; 'ALLAH' diyen her kulu,
sanılmasın kahırda. Doğruya yer vermezse kulu, durmayı bilmezse seyri;
duvarı açarız, öteye geçeriz." dedi, YAHYA selamladı. (Bulgaristan'daki Türkler'in
durumu hakkında mı?) EYVALLAH.
9 "Koyduğumuz her satır, mevcut bilginin sahifesindendir, asla
mesnetsiz değildir. Doğuştan, düzenin yapısına uyarız;
bilmediğimizi, aklımızın kapısına sorarız." dedi, KAYGUSUZ sözü aldı:
10 " 'Nerde duracağım, kapıya nasıl vuracağım?' diye üç gün
gece gündüz düşünürsem, bir o kaleye bir bu kaleye taşınırsam; kendim
yorgun düşerim. Bir de bakarım ki, her varlık düzenini bulmuş, bende
sadece kaygusu kalmış. Dağlar dostum olaydı, postum yerde kalaydı;
aşıma başıma kaygu almazdım, sevgiden başka güzelle
dolmazdım." dedi, KAYGUSUZ selamladı.
11 "İnce fistan giydim, sıcağı sildim, yağmur ile gelene
güldüm." dedi, HAMZA DOST sözü aldı:
12 "Bir bir yokladım her pazarı. Doğrudan geçirdim, sonsuza sevgimi
taşırdım, gemiye her adım atan ile sohbete katıldım. 'Derde deva oldu'
dediler, aldıkları bilgiye sofra kurdular.
13 Aşık olan sözünü bilir, bildiği ile kendini bulur;
bulduğuna şahit, çölün kumları olur." dedi, HAMZA DOST
selamladı.
14 "Atımı yedeğe aldım, 'Gideyim' dedim, ormana daldım. Her
ağacın türküsü kulağıma geldi, gelmiş geçmiş cümle alemin
sesi ağaçta kaldı. Binbir telle bağlanmış, demet demet birbirine
eklenmiş, gün gelir verir diye saklanmış. Madem ki her varolan yok
olmaz, ses te açıkta kalmaz." dedi, HACI BAYRAM her ağacın kaydına
selam verdi.
15 "Öğüt alan söğütte, kahır bulan çınarda, şarkı diyen
çamda buluşur. (Bu
ağaçlarda buluşulduğu- tefekkür edildiği- zaman, açıkladığınız
neticeler mi elde ediliyor?) EYVALLAH.
" dedi, HACI BAYRAM selamladı.
16 " 'DOST gelsin' dedik, EYYÜB'üm kapısında bekledik, soğuktan
sıcaktan güzeli sakladık.
17 Nur olsun soframıza gelsin, DOST'luğu yüzümüze gülsün." dedi,
EYYÜB'üm her adımda BİR'liğe cümlenizi çağırdı.
18 "Dostluğumuz sevgimiz cümlenize eşittir, aldığımız
verdiğimiz çeşit çeşittir. Kimin elinde lale, kimin elinde
leylak, kimi yere eğilmiş menekşeye el sürmüş. dostuyuz
'HAK' diyenin, postuyuz HAK bilenin, dostuyuz cümle kuluna gülenin."
dedi, EYYÜB'üm AKDEVE'ye HAK ADI'na selam verdi, cümleniz adına YEMEN'e selam
iletti, cümlenizi selamladı.
19 "Üzüm aldım çöpsüz, kuş oldum sessiz, desti aldım kulpsuz. 'Her
noksan bana mı, yoksa noksan bende mi?' dedim, düşündüm." diye diye
BEHLÜL'üm sözü aldı, yüksek yerde gözü kaldı:
20 "Çağırdım gelsene, ömrünce gülsene. 'dostlukta; üzüm çöpüne,
destinin kulpuna bakma' dediler, 'Yüksekte alçakta olana aklını takma' dediler.
Umduğum güne geldim, 'Nerde o günler?' dedim. Elimde olsaydı, gücüm
yetseydi; hayıflandığım her günü silerdim, sevgimi her yaratılmışa
bölerdim. Doğruya eğildiğim gün, eğriyi sildiğim gün
oldu." dedi, BEHLÜL'üm selamladı.
21 "Doğruya geldiysem; HAK'tan gelene uyduğumdandır, seven her
sesi duyduğumdandır." dedi, MERYEM sözü aldı:
22 " 'Köhne yollar götürmez' diyene de ki; 'Gönülden geleni, akılda olan
bitirmez' Kuşlara sor da gör, 'Kayguya gelirler mi?' Çiçeklere sor da
bil, 'Hatalı bulurlar mı?' RABB'ime yönelmişler, nerde olursa olsun;
dostluğa güvenmişler, kimden gelirse gelsin." dedi, MERYEM
selamladı.
23 "VEFA ile sohbete binbir günde oturduk, günleri geceleri bir hamlede
bitirdik, soyunduğumuz gerçekte HAK aşını kotardık." dedi,
LALELİ, VEFA ile sohbete geldi:
24 "Bir nağmeye bağlı kalmadık, aynayı aldıkta sözden
bilmedik. Saz ile sözün BİR'liğine eğildik, dostluk çorbasına
kaşığı çaldık. Cümlesi gelsin, TELLİ ile YUŞA kalede
kalsın, LOHUSA cümleye KEVSER ŞARABI sunsun, RABİA elden ele dilenen
nasibi versin, SARI SALTUK elinde belinde kuşağını bulsun, dilenen
her derde ALİ şifa versin. Öğütte söğütte buluşanlar
bilsin, 'BİR'liğe örnek, ormandır' desin."
25 "Söz ile ÖZ ile bağladık, cümlemiz gelecek niyazı bekledik. Her
dileyene iletelim." dedi, NİYAZİ MISRİ cümle ile söze
katıldı; "Cümleniz bir olunuz niyaz ediniz, günlerin en güzeline talib
olunuz."
ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE
İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|