1 Haziran 1985

MEVLÂNA’yım ben!



1 Kuşlar gibi yol alır, gönüllerden yol buluruz. Cümlenize selam olsun, soyunduğunuz gerçekte YARDIMCI’nız sizi bulsun.

2 “Kement attıysak dala, adım attıysak yola, selam verdiysek kula; her nağmesi DOST’a gider. Seyre daldık güzeli DOST’u gördük, tez yolda dumansız bulduk.” dedi, YUNUS’um sözü aldı:

3 “Göbeğini bağladık, kundağını sakladık; yapraklara göz attık, ‘Suyumuz gürleşir.’ dedik, yuvanıza göz attık. Destek olsak duvardan duvara, Güneş’ten olanı göstersek güzelden güzele; bakamazsın, yoğun olsa odunlar yakamazsın. Doğruya eğilen kulu, bilir elbet gerçek yolu. ‘Kayguyu silelim.’ dedik, daha önce sofranıza geldik. Davar güdenindir, duvar örenin.” dedi, YUNUS’um selamladı.  

4 “ ‘Bir öğün almadan duramam.’ diyen, DOST sözünü sepete koymaz.” dedi, dumansız yolun dumansız kulu söze geldi:

5 “MERYEM ile söyleştik, YUNUS ile paylaştık; dereden su bekleyeni ‘Gelsin.’ diye çağırdık, el ele deryaya vardık.” dedi, MERYEM selamladı. 

6 “Tepsiye verdim lokmayı, tasa doldurdum çorbayı. Değirmene yürüdüm, değirmenciyi aradım, başaklarını sordum. Yükünü sırtıma sardı. Alıştık oluştuk, aynı sofrada buluştuk.” dedi, HACI BAYRAM sözü HACI BEKTAŞ’a verdi: 

7 “Zeytin dalı bezenir, yerde taneler gezinir. Alalım toplayalım, nasibimize katlayalım. (Bir can ekler: ‘Birbirine ekleyelim.’) EYVALLAH. Her toprakta izi var, her yaprakta sözü var, kainatta gözü var; dinledik durduk bülbülü, denildi ki ‘Ayın yenisinde düzü var.’ (Bir can ekler: ‘Düze çıkacağız.’) EYVALLAH. Ay’dan sordum, yıldızdan gördüm; ‘Hayır.’ dedim, güzele yordum. 

8 Çevreyi başına koysan, çehrende GÜL’den oyalar görsen; dumanını silerdin, aydın güne gülerdin. (Bir can ekler: ‘Dumanı atmamız söyleniyor.’) EYVALLAH. Kendinden kendine sözünü veresin, elinde olan güzeli göresin.” dedi, HACI BEKTAŞ selamladı. 

9 “ ‘Masam, bir ayak daha olsa tamamdır.’ denilir. DOST sofrası, masa olmasa da kurulur.” dedi, demde sözün vergisine OLUHA geldi: 

10 “Her mendile pul bağladık, gelen seven el salladı; dileyenden, adını sorduk. ‘Olmazsa?’ demeden bekle, bildiğin gerçeği kendine sakla. Ayın doğuşunda, güneşin verdiğini göreceksin.” dedi, OLUHA; her an, her dem yanında olduğunu söyledi, selamladı. 

11 ‘EYVALLAH.’ diyelim, Seymen’den yerden göğe niyaz alalım. Tezgahında her gün, üç yüz otuz üç ‘YA REZZAK’. 

12 “Yumuşak halin ile, gönlünden geleni veresin.” dedi, TABDUK sözü aldı: 

13 “Yoldan taşları aldık, eldeki dikenleri saldık, sevgide huzuru bulduk. ALLAH’ım RAZI olsun, serginde çiçeklerin rengi bilgine gelsin.” dedi, TABDUK selamladı. 

14 Al elma yiyesin, yeşilden giyesin, olumsuza asla akıl takmayasın.

 
  

ALLAH’ıma emanet olunuz, YUNUS’um ile yolcuyu el ele biliniz.   

  

ALLAH’a ısmarladık.

  

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH