|
6 Haziran 1985 Perşembe MEVLÂNA’yım ben! 1 Hazır olduysak güne, selam veririz GÜL’e,
dostluğumuzu gönülden açarız. RESULÜ. Cümlenize selam olsun, her satırdan
güzeli bilen alsın. 2 YEMEN’den geldik yolumuz düzdür, selamet diledik, almayı
dilediğimiz tezdir; gelmeyi dileyen her kuluna sorduk, dedi ki ‘Sırtıma
giydiğim, bezdir.’ 3 “Demde Güneş göz alır, her yaprağı söz verir.”
dedi, YUNUS’um sözü aldı, ‘Serin olsun.’ dedi, akan suya daldı: 4 “Güller açtı bağımızda, sular geçti sırtını veren
dağımızda; kayaların sertliği, toprağın mertliği, kaldı
huyumuzda.” dedi, YUNUS’um sözü KAYGUSUZ’a verdi. 5 “KAYGUSUZ yolun tozunu bilgisinden sildi, elden ele olsun
diye PİR SULTAN ABDAL’a selam verdi. 6 Gayreti bildiğimiz yerde bağımsızlığa
heves ederiz, yolun gidişinde DOST’u sorarız. Demek ki, önce dünyaya
bağımlı oluyoruz, çözdüğümüz anda kainatta dönüyor dönüyoruz, pervane
olup NUR’u ile yanıyor yanıyoruz; ‘YETER.’ DEMESE RABB’im, doyduğumuz anı
asla bulamıyoruz.” dedi, KAYGUSUZ ile PİR SULTAN ABDAL selamladı. 7 “YEMEN’den aldık sözü, DOST diye andık sizi, geldik
bulduk HAK diyen ÖZ’ünüzü.” dedi, MERYEM sözü aldı: 8 “Her dala ip bağlasam, her gelen gidene
ağlasam; BİR’liğin adına gölge verirdim. Saklamadan her günümü,
açtım her sorana gerçek yönümü. 9 ANA’yı yumuşak bilen, ANA’da RABB’in SÖZÜ’nü bulan;
beklediği her günde, alacağı RAHMET’tir.” dedi, MERYEM selamladı. 10 “Fistan açık giyemem, ‘Ben de gelsem.’ diyemem; deryayı
alsam, içinde bulsam, bilirim ki doyamam.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı: 11 “Yama aldım fistanı dikeceğim, gönülde güller açtı
otları sökeceğim, her ağacın köküne deryadan aldığım suyu
dökeceğim; sakındığım her emredilmemişi, soframızda olanlardan
çekeceğim.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 12 “MERKEZ’im söz diledi, kumu aldı eledi; yaprakları saydı
da, zeytin dalını bilene salladı. 13 Meyveyi bilen alır, sevgiyi sonsuz görür; naneyi
kaynatırsan, gönlüne ferahlık verir.” dedi, MERKEZ’im selamladı. (Kime?) 14 “ ‘Sevmeyi bilmiyorsak, kaydımız yok mudur?’ diyenin
sorgusunda sevginin yeşerdiği görülür, her dileyenle arasında sevgi
bağı örülür.” dedi, gönülden gönüle SARI ANA selam verdi. 15 “Soğuktan beklersen, sıcaktan saklarsın; dostluktan
beklersen, küslüğü silersin; aldığın her lokmayı, çevrene bölersin.
‘Nerden aldım, kime vereyim?’ demeden, gerçeği öğren.” dedi, SARI ANA
selamladı. 16 “Söz aldık, atı saldık; koyun ile keçiyi aynı ağıla
koyduk.” dedi, HACI BAYRAM DOST bağından beklediği üzümleri derdi de
cümlenize verdi: 17 “Yelden selden koruyan RABB’im, soframıza DOST’u gönder.
Aldık güldük, diledik geldik, her niyaz sahibini seyirde gördük; ‘YA ALLAH.’
dedik te, koyun ile keçinin emeğinde ayrı, emelinde bir olanı bildik.”
dedi, HACI BAYRAM selamladı.
(Koyun ile keçinin anlamını biraz açar mısınız?) 18 “Koyunun uyumunda, tevekkülü; keçinin oyununda, muhabbeti
müşahede ettik. MEYDAN’da; bilimli olana alim, uyumlu olana arif denir.
Muhabbet, devamlı münasebeti, uygulamaya getirir; tevekkül, dünü günü hayır
bitirir.” dedi, YAHYA (EFENDİ)
sözü aldı: 19 “Her daldan sorduğun konuda, çok ağaca söz
verirsin. Bir daldan aldığını bitir, onu sofrana getir ki; tadını
alabilesin, darlığı silebilesin.” dedi, YAHYA selamladı. 20 “SARI SALTUK geldi söze, dedi oturduk sohbet ile dize.
Bayram; seyranı bilenlerin günüdür, komşuyu komşuda bulanların
günüdür. Dumanını sildi isen, ateşinde yandı isen; güzelleri bildiğin
gündür.” dedi, SARI SALTUK selamladı. 21 “Sürü ile ata çoban olduğum, her tanede bilgisini
bulduğum gerçektir. Dağlardan selam aldım, yollardan her geçene
sordum. Dediler ki; ‘Bastığın yerde akacak suya selam verirsin, nasibini
öylece görürsün.’ Uyanmayı dilesem, uyum vermezdim.” dedi, RABİA sözü aldı: 22 “Başımı bağlasam, sergiyi silemem; ayağımı
bağlasam, vergiyi bölemem; sağlığıma niyaz etsem, çokluğa
geçemem. Her anımda, her yanımda cümleyi gördüm, RABB’imin sevgisini dostlarım
ile ördüm.” dedi, RABİA selamladı. 23 Bir tutam tuz, bir katım şeker, bir tadım bal, bir yudum
su, soframıza gelmeli; her arayan, gönlündeki cevheri bulmalı. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH |