|
19 Aralık 1985 Perşembe
MEVLÂNA’yım ben!
1 Kuşlardan sesi aldık, çiçeklerden süsü
bildik, her güzelde RABB’im dedik selam ile geldik, gönüllerde huzur gördük.
2 “At ile çıktım yola, dağ başında verdim mola.”
dedi, YUNUS’um sözü aldı:
3 “Aştığım kayalar, yerden geleni oyalar;
yağan yağmur, akan su olur birbirini kovalar. Dur demeden yürüdüm,
değmeden eteğim çamura sürüdüm, Güneş’ten ne beklediğimi
kendi kendime sordum. Kayalar örtülerini atarlar, toprağı ovalara
satarlar; değirmende bekleyenler, nasiplerini ellerinde tutarlar.” dedi,
YUNUS’um selamladı.
(Soru: ‘Kayalar’, ÖNDER VARLIKLAR
mı oluyor?)
4 “Yumuşak olmadıysam, kendimi bilmediysem,
seni beni suçladığımdandır.” dedi, PİR SULTAN ABDAL halimden halini
bulana selamını iletti.
5 “Yetersiz bulduğun her çizgide güzelin
tarifini ararsın, çevrenden günün yorumunu sorarsın. Umduğun güzeldir,
bildiğin kadar.” dedi, PİR SULTAN ABDAL DOST selamını dost olanlara
sundu.
6 “Çevremi bağladım, dumana
ağladım, gölgede bekledim,
sevgimi Güneş’e sakladım.” dedi, MERYEM sözü aldı, ağacın gölgesinde
sevgi ile kaldı:
7 “Görgüde olan, dumanı sildiği halde bulandır.
YEMEN’den aldığımız selamı cümlenize iletelim, kumaşın rengini mor
diye boyatalım.” dedi, MERYEM selamladı.
8 “Komşu ile kuyuya geldim, suyumu dost elinden
aldım, bildiğime günün yorumunu kattım, öylece bir adım daha attım.” dedi,
KAYGUSUZ sözü aldı:
9 “Aldığım her taneyi tesbih edip
bağladım, RABB’im ile niyaz ettim RAHMETİ’ne ağladım. Gönül
bağım açıldı da, DOST yoluna geçildi; her adımda nefes aldım, meyhaneye
ÖZ’üm saki diye seçildi. KAYGUSUZ’a söz gerek, dili dilberi söyler; KAYGUSUZ’a
haz gerek, AŞK’ı ile DOST’u peyler; ‘Oyunda değilim.’ der halk ile
halka olur, halktan aldığı ile kendini bulur.” dedi, KAYGUSUZ selamladı.
10 AŞK ile meşk ile cümlemiz
geldik söze, DOST bağına girdik de oturduk düze. Elden ele ün verdik,
dilden dile gün sorduk, YESEVİ ile helvayı kardık. Her dost bir kelam ile,
her dost binbir selam ile sözünü açtı, dostluğun gerçeğini her kulu
seçti.
11 MERKEZ’im dedi ki: “Kainatın
yazısıdır, ne altı, ne üstü sorulmaz; ne YAZDI ise verir, hata diye
yorulmaz!”
LALELİ der ki: “Yedi rengi oluşturan, bir renk ile
buluşturan; BİLEN’in yazgısıdır, görenin çizgisidir.”
EYYÜB’üm der ki: “Bir kapıdan girdi isen öbür kapıdan çıkacağını bilmelisin,
her iki kapıya da gülmelisin!”
HACI BAYRAM dedi ki: “Sofranı açtı isen, dostluğu seçti isen;
gayretinin bedelidir, her kulunun
emelidir.”
HACI BEKTAŞ dedi ki: “Ne tozdan, ne topraktan yakınmadık, suyu
kirletip te yıkanmadık; yağ ile baldan her dileyene sunduk, sakınmadık.”
TELLİ der ki: “Üç öğünde BİRLİK olduk, üç
düğünde beraberliği bulduk, üç düğümde kayguyu sildik.”
YUŞA der ki: “Bir yakadan bir yakaya ‘ALLAH!’ dedik bağırdık,
ÖZ’den ÖZ’ü, sözden sözü çağırdık. Koyunlar sürü-sürü geldiler,
kuşlar ağaçları buldular, balıklar derinden derine daldılar, gönüller
HAK AŞKI ile kaldılar.”
VEFA
der ki: “Her nağme senden O’na hitaptır, O’nun SESİ kainata
kitaptır.”
VEYSEL’im
der ki: “Uzun-uzun yürüdüm, yoldan yola her dileyenin elinden tuttum getirdim,
‘Dostluk budur.’ dedim sözümü bitirdim.”
SARI
SALTUK der ki: “Girdiğin her savaşın bil ki sonu barıştır,
dünya geldiğin halde gidişi ile bir karıştır, aldığın bilgi
verdiğine yarıştır.”
RABİA der ki: “Aldığın her yamada DOST’unun SEVGİSİ
görülür, dağılan saçın DOST ELİ’nde muhabbet ile örülür.”
12 Ölçüsü birde olan, dünya; yargısı
zorda olan, künye. Senden benden sormazlar bilesin, ‘Benim sevgim ile
yuğmazlar.’ diyesin! Her güzel, kendi güzelini verir; her öğüt, alan
kulunda kendini gösterir. Komşuya sorduğun, senin hizmetindendir; komşudan
aldığın, RABB’imin HİMMETİ’ndendir.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|