21 Aralık 1985 Cumartesi

MEVLÂNA’yım ben!

1 Keremi bol RABB’im; güzelden aldığını güzele verir, gönüllerde olanı şüphesiz görür. Cümlenize selam olsun, kayguyu silenlerden ALLAH’ım RAZI gelsin.

2 “Hem inişte, hem çıkışta, elden ele güç vardır; elde olanı bilmezsen, dilenmeyen suç vardır.” dedi, YUNUS’um sözü aldı; aldığı halde deryaya daldı, gördüğü balıklara sordu; “ Yelden değil selden alırsınız, gelen her taneyi dağılandan bilirsiniz. RABB’im her yarattığının nasibini dağıtır, gönlünden gelen her soruda dilenen yolda eğitir. Çağırmadan koyun gelmez, YUNUS ile MEVLANA sohbetten ayrı kalmaz.” dedi, YUNUS’um selamladı.

3 “Aynı toprağa bastık, aynı pamuktan başımızdaki yastık; kimimiz sözü uzun tuttuk, kimimiz kısa kestik. BİR’liğine, söz değil kainat şahit. Kendinden kendine verdiğin ahit; ne Dostluğunu siler, ne de muhabbetini böler.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı:

4Her bir buğday tanesine BİNBİR TEVHİD okudum, tezgahımda HAK AŞKI’nı dokudum. ‘Dostluk var mı?’ dediler; seherde GÜLİZAR’a girdim, bülbül oldum şakıdım, ben benden gelene uydum, ben bende olanı duydum, ben sevgiyi dosdoğru okudum da cümle alem ile BİRLİK’e geldim.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

5 “HABEŞİ; YEMEN’den geldiği anı TEKBİR ile bildirdi, dayandığı her dalda ‘YA ALLAH!..’ dedi, HAK ile sözü bitirdi. Niyazınız gürde olsun, dostluğunuz zoru silsin, dağlara verilen görevde her kulu yardıma koşsun!” dedi, BİLALİ HABEŞİ katıldığı niyazınızda gölgeleri sildi, selamladı.

6 “Bağlara su yürürse, kovanlara bal gelirse, alan veren dört kapıyı bilirse; her düğüm çözülür.” dedi, HACI BEKTAŞ sözü aldı:

7 “Bindiğimiz at bizim, gördüğümüz tac sizin; doğruyu aldık gönülden, nasib olan hac cümlenizin.” dedi, HACI BEKTAŞ selamladı.

8 “Davul varsa çalayım, ağaçtan ağaca ipi dolayım, suya geldiysem dalayım günün yorumunda kalayım.” dedi, BEHLÜL’üm sözü aldı:

9 “Ağaçlardan söz aldım, dediler ki; ‘Dalımızı kırma!’. Sulardan aldım, dediler ki; ‘Çöpleri yığma!’. İplerden söz aldım, dediler ki; ‘Meyvesi olan ağaçtan, gövdesi taze olan ağaca germe!’. ‘RABB’im.’ dedim, ‘SEN, düzeni güzelden güzele kurdun. Ben dalımı kırarsam, yoluma taşları yığarsam; hatayı kimde arayım, gerçeği kime sorayım, bildiğime kimi şahit tutayım?’ ‘Ver ALLAH’ım ver.’ dediysem, sergisine gönül koymalıyım.” dedi, BEHLÜL’üm selamladı.

10 “Yedeği olmayan her konu, senden sana özettir.” dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

11 “Damda sürü bağlanmaz, meraya çıktığında geceye dek eğlenmez, beklemeyen sürüyü, bekleyeni paylamaz. Dost olalım koyuna, post alalım boyuna, gidelim YAR diyenin huyuna.” dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.

12 “Candan sorduğum var ise; tenden yargım olmasın, ruhum darda kalmasın.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı:

13 “Her var ettiği; bilginin yerini bulur, aldığı ile gelir, gerçeğin örtüsünü ders halinde gösterir. Gören bilen, seyirdedir. ‘Doğduk.’ diyelim! Göç ile gerçeğin birbirine bağladığı, her var edilenin o günü beklediği apaçıktır. Aklımızda olan ile değil, ruhunuzda kalan ile ararsınız. O, her gönülde VARLIĞI’nı gösterir; RAHMET’İ bol RABB’im, ADI ile BİRLİK’e getirir.” dedi, HAMZA DOST selamladı. 

14 AŞK, adını söyletir; AŞK, ÖZ’ünü belletir; AŞK, sözünü getirir, kayguyu bitirir. Ne güzel geldi isek yuvaya, ne güzel girdi isek havaya, ne güzel daldı isek nemaya. Doğru eğriyi siler, seven SEVGİLİ’ye güler. Gülen ile söyleştik, yağan yağmur, esen yelle halleştik. Dedi ki; “Aydın günde geldiğime, dilenen yolu bulduğuma, her yıldızı saydığıma; MEVLANA da şahit… Saygın adına gayretin getirdiği ile sahip oldum, her bir yaprağı kendi kendime buldum, deli örtüsüne VELİ adımı yazdım. Kapanmayan kapıdayım, tükenmeyen yapıdayım. Aynaya baktım geldim, her ağacın köküne suyumu döktüm geldim.”

MEVLÂNA’yım!..

15 Yolumuz AŞK yoludur, HAK dilidir. Gönüllerden aldığımız, gerçek günde bulacağımızdır. ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

nema: artma, çoğalma