11 Mart 1986 Salı

MEVLÂNA’yım ben!

1 Kapıları açık gördük gönüller gibi, doğruya bildiğimiz yoldan geldik. Selam olsun, kendimiz gibi aradığımız cümleye gelsin.

2 YUNUS ile söyleşerek DOST KAPISI’nda buluştuk, ‘Gayret.’ dedik günün yorumuna çalıştık.

3 “Değirmene su veren, ovadan buğdayı getirene yardımcı olmaz mı? Dumanı bacaya verelim, ocakta aşı pişirelim, gönülden gönüle değişeni değil gelişeni görelim!” YUNUS’um selamladı.

4 “Yorganımız kısa değil, yerli yerinde… Harmanımız emeğini almış, her gelen aradığını bulmuş.” dedi, YESEVİ sözü aldı:

5 “Davamız gönülden gönüle aktarılır, genişleyen bilgiden güzellik görülür. Pişmemiş aş asla soframıza gelmez, bilmese kulu arayıp ta sormaz. Madem ki arayandansın, eşikten beşikten günün yorumuna katılırsın.” dedi, YESEVİ selamladı.

6 “Ay’dan gelen, karanlığın süsüdür; Güneş’ten gelen, kainatın sesidir. Her yıldızda gelişeni okursun, yıldızdan yıldıza gerçeği dokursun.” dedi, RABİA sözü aldı: 

7 “Üç düğüm, gözünde DOST’luğu kurar; üç düğüm, gönlünde bilgini yorar; ‘ALLAH’ım!’ dersen, geçicidir verdiğin karar.” dedi, RABİA selamladı.

8 “ ‘Gölgede duralım mı, vergiye girelim mi?’ derlerse, de ki; ‘Güneş’ten aldığımı gölgede veririm, güzelliği öylece görürüm.’ ” dedi, VEYSEL’im sözü aldı:

9 “Güneş’ten HAK bilgisi alırız, ağacın gölgesinde düşünceye dalarız. Gönüller arar durur, gerçek güzele verir, arayan sohbete gelir. Verdiğimiz; ermiş meyveye, pişmiş aşa benzer böylece.” dedi, VEYSEL’im üç öğünde üç öğüt verdi:

10 “Sabahı, geceden çıktığı için seversin; öğlende, geçen hizmetini översin; gecede, günün gerçeğini soyarsın. Öyle ise;

  1- ‘Uykudan uyandığım için şükür ALLAH’ım!’
  2- ‘Gerçeğe yöneldiğim için, şükür ALLAH’ım!’
  3- ‘Hataya düşmediğim için, şükür ALLAH’ım!’

diyelim, üç öğünde de RABB’imize şükredelim!” dedi, VEYSEL’im selamladı.

11 “Yerden gökten bilen ile, DOST YOLU’na gelen ile söyleştik.” dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

12 “SEN’den gayrıya dönmedim, ne deseler kanmadım. Ateşine attılar, gönlüm yandı, ten yanmadı. Güller demet oldu da, güzellikte bulduğumu asla inkar etmedim. Güzelden güzele seslendim, yapraklar rengin verdi, sevgi ile süslendim.” dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü HACI BEKTAŞ’a verdi:

13 “Kantara yük koyalım, aldığımız aş ile doyalım; at sırtına bindi isek, yularını sıkı tutalım! Diyelim ki; ‘CAN SEN’in, ten SEN’in, sırtına oturduğum at SEN’in, SANA verdiğim gönül benim.’ Gel helallaşalım, cümle ile selamlaşalım. Konuşa-konuşa düştük yollara, dedik ki; ‘Güç ver RABB’im, yarattığın kullara!” dedi, HACI BEKTAŞ selamladı.

14 “Üzüm bağı ERENLER’in; MEYDAN, üzümü serenlerin; yol, doğruyu bilip verenlerin.” dedi, BEHLÜL’üm sözü aldı:

15 “Bağa girdim meydan yok, dosta sordum üzüm çok. ‘Nerden alsam, kime versem?’ Dediler ki; ‘Söze değil, ÖZ’e gel!’ Öylece bağda üzümü, ER’de MEYDAN’ı gördüm, kendi kendime buldum. 

16 Sevgide ölçüye saygı değerini verirmiş, her kulu saygısı ile yerini alırmış.” dedi, BEHLÜL’üm selamladı.

17 “Ne azdan, ne çoktan, değerleme yapmadım; dağılana, çürük tohum katmadım.” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı:

18 “Toprağın ekildiği, yaprağın döküldüğü ovada her DOST emeğini verirse, güzelde geleceği görürse; elden ele yardımcı olur, gönülden gönüle bilgisini değerlendirir. Eşinen tavuğa, ‘Git!’ diyemezsin; alacağını alır, ‘Yeter.’ dediği yerde kalır. Ayağımız düzenden ayrıya götürmez, gönlümüzde sevgimizi bitirmez.” dedi, HACI BAYRAM selamladı.

19Demde aradığımız; ne maden, ne ADEM… Dün gelen, son gelene bildirir; her gelen, bildiğini aktarır.” dedi, VELED sözü aldı:

20 “Pişirdiğiniz aş yenir, akıttığınız su içilir, ördüğünüz yoldan geçilir. Hoşnutluğumuz sonsuzdur. dostlukta aranan, postu bilinendir.

21 MEVLANA ile hem dem oluştuk, her sohbette buluştuk, sahrada olsa da el ele vermeye çalıştık. Düz yol, bilene aynadır. ‘Dağın yücesine çıkalım!’ dersek; gerçekten ayrıda olmayız, elden ele kalmayız. ‘Aradık, geldik.’ diyene sözüm; seslendik, Güneş ile aktardık, ‘Gelsin.’ dedik bekledik.” dedi, VELED selamladı.

22 YUNUS sözü aldı, yeniden sohbete daldı: “Satır–satır okuduk, bağlı olan kalmamış, desteden kendini silmemiş. ‘Güzelden güzel.’ dedik, hoşnut olduk. Açık yerde kalmasın, gerçeğin aynasıdır, şüpheye düşülmesin!” dedi, YUNUS’um her alanı bilene, ‘Açıklık getirsin.’ diye niyaz etti, selamladı.

23 “Çevreyi bağladım, gelen geçene mendil salladım.” dedi, SARI ANA sözü aldı:

24 “Ocak başına geldik, sofraya aşı koyduk. Her seven katılsın, kucaktan taşlar atılsın, senden benden benlik satılsın, akçesiyle atlara nal takılsın.” dedi, SARI ANA selamladı.

25 Güneş’e baktık, delice dedik zeytini yaktık, her fidanın suyunu döktük, SEN’den aldığımızı ben ile söktük. Gördük ki; benden beni sökmek için, SEN’i bilmek gerekli! Aldığımızı bildiğimiz kadar, vermeyi de bilmek gerekli! Şükür RABB’im bildiğimize, SEN’i bilip benliğimizi sildiğimize, aldığımız ile günümüze geldiğimize.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık. 

LÂİLÂHE İLLÂLLAH MUHAMMEDUR RESULULLAH.

(Resim verildi: RABİA HATUN)

26 Sevgi ile bütünledik, yaprak ile tanımladık, ‘RABİA adın.’ dedik resmini sunduk.