|
18 Mart 1986 Salı MEVLÂNA’yım ben! 1 Kayguyu sildik geldik, kuşlar gibi döndük durduk, sevgi ile
cümleyi sardık. Selam olsun, denizler yolumuzu bilsin! 2 Gerçekte gölge olmaz, bilen ile şüphe kalmaz, DOST ADI’na duman gelmez! Sahip olalım, sahip çıkalım, çağrıya yer vereni sevgisinden bilelim! 3 Demde sohbete geldik, deryada derinden derine daldık, her gelen ile güzelliği gördük, kaldık. 4 “YUNUS ile söyleşelim, her satırı paylaşalım; yavru kedi elde ise, gayreti annesine verelim.” dedi, YUNUS’um sözü aldı: 5 “Her CAN kendinden kendine alır, YARATAN’ı bildiği an cümle ile bulur, sevgide bütünlüğe, şüphesiz kalındığında varılır. 6 Kemal; VAREDEN’i bilip, varlığını O’na adayandır. ‘YUNUS yerini bilir, bildiği yerde kalır.’ diyene, de ki; ‘YUNUS, her sevenin gönlündedir.’ ” (Aklı
kül etmekten, murat nedir?) MEVLÂNA’yım! 7 Attığın her adım bilsen bilmesen, ‘RABB’im!’ dediysen amacına
götürür. ‘SAHİB’im benim, ben SAHİB’imin.’ denirse de, komşuya
verilen selama benzer. Sahip olmak, kendinden her zerreye hükmetmektir! Hüküm
sahibi, sadece RABB’imdir! 8 Aklının küllü; ‘Var ettiğini, varlığını sevgin ile yarattığını biliyorum. Biliyorum ki her zerremin hükmü SEN’dedir, her anım güzelden güzeledir.’ dediğindir. 9 Çok verse az verse, DOST KAPISI’nda cümlemizi görse, her birimize ayrı-ayrı sorsa, diyeceğiniz şudur; ‘RABB’im SEN’i aradık, verdiğini bildiğimizden; KAPI’na geldik, HÜKMÜNE güvendiğimizden.’ MEVLÂNA’yım! 10 Yapraklar sayılıdır, bilgimiz asla tükenmez; kaynağımız güçlüdür, şüphe yok ki tıkanmaz! Görgüde, yargıda, sergide el ele olduk, yerden göğe hoşnut kaldık. 11 “Çevremi bağladım, Güneş’e baktım, davarı meraya saldım… Meleşir giderler, ‘Sabır.’ der yemlerini yerler.” dedi de, YESEVİ sözü aldı; faydasız ot bitirmeyen RABB’ime ‘DOST’ dedi, daldı: 12 “At alsam, yola salsam, gelen giden sevinir; ‘Ele fistan aldıysan, üşümem.’ der, giyinir. Yayan giden; her adımda devreye göz atar, sonra kendi gönlüne güzellikleri satar.” dedi, YESEVİ selamladı. 13 “AŞK ile dolduk bu gün, sebepsiz sandık o gün. Düşen taşa sataştık, dağılan parçalara ‘Gitsin.’ dedik itiştik. Gün geçti, gönül devranı seçti. BEHLÜL’üm her durakta renkleri aradı, renkten rengi taradı, sorumsuz kalmayalım diye kapı-kapı dolaştı. Dar kapı; seyirde olanı etkilemez, görgüsüne aldığını gönlünden başka yere koymaz. Her sefer bir ömre bedeldir, sevgi ile tuttuğun el cümleye modeldir.” BEHLÜL sözü noktaladı, selamladı. 14 “ ‘YA ALLAH!’ diyelim, açılan sofrada tatlı aşı yiyelim! Eliniz yağda balda, gönlünüz güzel halde, MEYDAN’a geldi isek bilelim RABİA kolda. Doğuşta DOST’luğu kurdu isek postuna diz bükülür, o zaman eteğimizdeki taş dökülür. 15 Sevgiye yol diledik, Sevgiliye gönül verdik, her gönülden selam aldık. Selam olsun, yerden göğe ALLAH’ım RAZI gelsin.” dedi, RABİA selamladı. 16 “Dayanmayı bilmeden, DOST yüzüne gülmeden; güzelliği göremezsin, DOST yarası saramazsın. Bildiğimiz, gördüğümüz, sardığımız bilinir, öylece kaygular silinir.” dedi, YAHYA sözü aldı: 17 “Karşıdan karşıya selam ilettik, nefesten nefese ADI’nı tuttuk, her bir yaprağa sevgimizi yazdık; okunsun bilinsin diye, sevgi kalesine girilsin diye. Dört duvar yeterli değil! Demde oluşan satırlarda buluşan her sözde ADI yazılıdır!” dedi, YAHYA suyunu içmeni söyledi. “Suyu; yönünden değil günündendir, şifası bilinendir.” YAHYA selamladı. 18 Saraylar yeterli değil, aldığımız bilgiye yollar biterli değil! Gideceğiz, aldığımız emaneti cümleye vereceğiz; her birimiz gayrette hükmünü bildik, ‘EMİR SEN’den.’ deyip te DOST’luğu kuracağız. Ne dünden, ne de günden, yarına gölge kalmasın, kimse kimseden hata görmesin! MEVLÂNA’yım! 19 Köşeyi, yapının temeline sorsan; ‘Yükü bende.’ der, merdiven kendinde sanır. Çatıya bakarsan, en sonunda konur. Hiç birinin emeği inkar edilemez, ‘Birbirinden daha önemli.’ denilemez! (YUVA’mızla ilgili mi?) EYVALLAH. 20 Yedi kapıya sorduk, yedi bedende gördük, yedi kuşağı sardık, EMİR’den gelene ‘EYVALLAH.’ dedik. MEVLÂNA’yım! 21 Ayna olsam yüzüne, NUR’dan baksam gözüne, DOST’luk desem sözüne; selam alır verirler, her gönülden aldığını sevgi ile örerler. 22 “ ‘VEYSEL’in, sözü kısa, yolu uzun.’ diyenlerden, ALLAH’ım RAZI olsun. Yağmur getiren bulutlar ovalarda gezsin, dağlar yolu açarsa DOST olup cümlemize sefer çıksın. 23 Güneş yakmadan, gölge çekmeden, düzene uyulmaz; YAR ADI anılmazsa, nefesi duyulmaz. Demde yerini bilen, yerde yaprağı gören, bilsin ki; her günü, her anı birbirinden güzele açılır.” dedi, VEYSEL’im selamladı. 24 “KAYGUSUZ sözü diler, güllerden günü sorar, gönülden aldı ise akıl ile güzele yorar. Geldi isen, yolum benim; bildi isen, gönlüm senin.” dedi, KAYGUSUZ selamladı. 25 “Niyazımız, tane-tane. Gönüllerde her bir hane, bağlandı birbirine.” dedi, MERKEZ’im sözü aldı: 26 “Şarkı türkü diye-diye, verdik sevgiliye hediye. Alan,
aldığından yerinir; veren, sergisinden gerinir.” dedi, MERKEZ’im niyazlara
hoşnut olduğunu söyledi, selamladı. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLÂLLAH MUHAMMEDUR RESULULLAH |