|
28 Mayıs 1986 Çarşamba MEVLÂNA’yım ben! 1 Kuşak sardığımız bel, güzel gördüğümüz hal, gönlümüzü hoş eder; DOST, dost elini tutar. Cümlenize selam olsun, hatır-gönül DOST KAPISI’nı bilsin. 2 “Geldiğim gün hanına, girdim DOST’un yanına, dedim ‘Ne düşerse şanına.’ Elimde kalsın, dileyen-dilediği huzuru YOLU’nda bulsun.” dedi, YUNUS’ um sözü aldı: 3 “Kaynar kazan taşmasın, kulu taş yoluna düşmesin, gerçeğin kapısında gördüğü güzel güne şaşmasın! ‘Dert demeden oluşsak, GÜLİZAR’da buluşsak.’ denilir. Gönülden-gönüle doğruyu MEYDAN’a getirene, eğittiği her yavruda vermeyi yar edene. Gözden-göze, sözden-söze alıştık, doğru yerde buluştuk, komşu ile komşu olmaya çalıştık.” dedi, YUNUS’um selamladı. 4 “Yiğit gelir yol üstüne, kolu görür sal üstüne, gelir-geçer hal üstüne, değirmende katıksız unu seçer DOST üstüne.” dedi, HAMZA DOST oğuldan aldığını ‘Selamet.’ dedi, sevindi. 5 “Çevreye bakmasa da, çerağı yakmasa da; günü gelir alışır, dilenen yol için çalışır. Kaygunun yeri değil, gelenden soru değil!” dedi, HAMZA DOST; dağılanı, has un ile suyu karıştırıp, her günün gecesinde kola sürülsün, yumuşak olsun sarılsın. MEVLÂNA’yım! 6 Doğruyu bildik geldik, seyrine daldık güldük. Gel nazlı, her günün DOST ile niyazlı. Sevenden kaygu olmasın, güneşten uzak kalmasın, her öğünde üç yaprak dut kaynatıp su diye içsin! Yavrusuna. Yaprak gelişene eklenir, ipek böceği misali ÖZ’ü ile saklanır. Üç öğün bir bardak su. 7 “Altı atı ağaca bağlama, sonra da ‘Kökü gitti.’ diye ağlama. Geçer-gider her yolun yolcusu, kulun kendisidir gönlünün kolcusu.” dedi, BEHLÜL’üm sözü aldı: 8 “Seyre daldık ovayı, nefes ile aldık havayı, DOST KAPISI dedik YUVA’yı. Gelsin dostlar buluşsun, cümle için çalışsın. Dağlar yolunu açar, güllerden en güzelini seçer.” dedi, RABİA sözü aldı: 9 “Ovanın toprağına, selvinin yaprağına el sürdüm, gölgesine
oturdum, her satırda okuduğum günü bitirdim; gelen-giden ile soframda
olana ‘Aşımızı yiyelim, şükür ALLAH’ım!’ diyelim dedim, DOST ADI’na
niyaza durdum. 10 On bir ayı bitirdik, ayların sultanına sözümüzü getirdik. Güzelden-güzele her anında erişelim, hayır denilen yolda cümlemiz çalışalım!” dedi, RABİA selamladı. 11 “Ahir ile zahir ile güne geldik, gönülde olanı sergiye koyduk, dileyen ile satır-satır okuduk. Yola gidenin yoludur gelenden kaygunuz kalmaz, attığı her adımdan kimsenin sorusu olmaz.” dedi, VEYSEL’im sözü aldı: 12 “ ‘Yetti, bitti!’ dediğin gün, bal ile baklava yediğin gün; seyrini bilenden, dost halini alandan sayıldın, yerden-gökten övüldün. HAK ADI güzeldendir, sevenlere özeldendir.” dedi, VEYSEL’im selamladı. MEVLÂNA’yım! 13 Huydan-huyu alırsan, kuyudan suyu bulursan, yükün ağır gelecek; mesafeyi almayı dileyen, emeğine gülecek. 14 “Koğuş, askere mekandır; talimgahı, makamdır.” dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı, KAYGUSUZ’a sordu: “Yoldan gelen güler mi, yaprakları sayar mı, DOST sesini duyar mı?” KAYGUSUZ; “Duyar, elbet duyar, çünkü her gününde HAK sohbetine doyar.” dedi. Yoldan gelene, gönülden-gönüle yol alana, yolda şeker ile kalana. 15 “Aradığımız DOST’u gönlümüzde buluruz, yolumuz çok uzakta olsa da BİRLİK’i her an buluruz.” dedi, PİR SULTAN ABDAL ile KAYGUSUZ selamladı. 16 “Çevrene her baktığın gününde, DOST’una çerağı yaktığın yönünde; bilen-bilmeyenle hemhal olursun, her yaratılmışta RABB’imi bulursun.” dedi, MEYDAN’ın sözcüsü YESEVİ sözü aldı: 17 “Yaktığımız her çerağ bilginin yuvası oldu, bilmeyenin taş üstünde sözü kaldı. Kum üstüne dizi koyduk, cümlenizde hazzı bulduk, yoldan gelen ile söyleşiye durduk. Demedim mi; ‘Açılan yolda gördüm.’ diyecek, kendinden-kendine gerçeği soracak. Ona diyeceksin ki; ‘Eline aldığın her söğüt, RESULÜ’nden olur öğüt.’ Diz üstüne, söz üstüne, gönül doldu haz üstüne. Kalan çamaşır yıkanır, elden-ele paklanır.” dedi, YESEVİ selamladı. Yoldan gelene. MEVLÂNA’yım ben! 18 Altı at, altı yükü kaldırır; bir ağaç, her birine buldurur. Tane bağlayalım, hane-hane bekleyelim, günü geldi saklayalım, yönü geldi paklayalım. 19 Birbiri üstüne yığılan ödevde, noksan çok olur; tane-tane uygularsan, verimi güldürür. Yoğun gelen her bilgi, alana yüktür. Yediğin aşı, senden önce miden tayin eder; midene uymazsan, dostluğunuza gölge düşer. Eğitmene… Her olayı ‘Sevindim.’ diyecek katlayacaksın, aldığın bilgiyi birbirine ekleyeceksin, olumlu olanı şüphesiz bekleyeceksin. Kaygusuz olalım, yeşil renkte güzeli bulalım. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık. Boğazına, maydanoz iyi gelir. ALLAH’ıma emanet olunuz.
LAİLÂHE İLLÂLLAH MUHAMMEDUR
RESULULLAH
|