|
29 Mayıs 1986 Perşembe MEVLÂNA’yım ben! 1 Hazır olan her kulu, gidecek elbet yolu. Gönüller yunduğu gün, AŞKI ile yandığı gün, seni-beni sildiği gün: kendini GÜLİZAR’da görecek, ‘Nerden buldum?’ diyecek. Ona sözümüz; sana, senden yakın olanı bildiğimdendir. 2 “Söğüt dalı gövdesine dayalı, çıktığım dağ koca-koca kayalı, somun aldım has un ile mayalı.” dedi, YUNUS’um sözü aldı: 3 “Gide-gide bitmeyecek bu yollar, ala-ala susmayacak bu kullar, DOST
KAPISI’nda giyinilir bu haller. YUNUS’um söz derim de, ‘Sözüm bitti!’ der
misin, sofraya oturup ta kuru somun yer misin? 4 ‘ALLAH, EYVALLAH.’ dedik, VEYSEL’imle sohbeti kurduk, sofrada toprak-çanak dedik. Somunu bansak, şükürde vereni ansak. Her lokmada andığımız, her nefeste yandığımız YÜCE RABB’im! SEN’i-SEN’den sormadan, onu-bunu yormadan; aynayı nerde görelim, yüzümüzü hangi toprağa sürelim?” dediler, YUNUS’um ile VEYSEL’im selamladılar. 5 “Güneş yaktı tepemde, sular aktı çatımda, dedim ki ‘BEHLÜL hangi KATIN’da?’ Ne bağladığım ip bende kaldı, ne çözdüğüm at sözünü bildi, aykırı olan her olay geldi BEHLÜL’ü buldu, BEHLÜL’de olandan bitenden akıl mı kaldı? Dört kapıya danıştıysan, dört hakimle konuştuysan, elbet aklın dağılır; bil ki, RABB’ini bilen, bir kapıya eğilir.” dedi, BEHLÜL’üm selamladı. 6 “At üstünde gezersem, çiçeği böceği ezersem, SEVGİLİYİ üzersem; benden, beni bilemem.” dedi, KAYGUSUZ sözü aldı; çevrede olan her güzele bağlandığı gerçeğin gözü ile baktı, söyleşe-söyleşe yazmayı dilediği her satırı bile-bile okudu: “Demek,” dedi, “Bildiğime şahit kendi aklımmış, birbirine bağlayan gönlüm ile mantığımmış.” Bir-bir saydı ismini, ismi ile buldu cismini. MEVLÂNA’yım! 7 HAK yolcusu yolundadır, gerçek bilim kulundadır. YAZDIĞI her satırı okursun, ‘Bilmem!?’ dediğin her konuyu yaşadıkça dokursun. 8 KAYGUSUZ elden-dilden gerçeği buldu, “Gönülden.” dedi selamladı. 9 Her yaratılmışın ismini andığın, cismine gönül verdiğin, elbet zikirdir. Suyun gelişi, kaynaktan verişi, RABB’imin HÜKMÜ’ndendir. ‘Başı nerde, sonu nereye?’ der misin? Gördüğünde akan suyu akar-durur, toprağa bereketini getirir, deryada hizmetini bitirir. Nerde buluştu isek, bizim için kaynağın başı odur. 10 “Erlik-geçlik değil, güzellik bilinçtedir.” dedi, HAMZA DOST sözü aldı: 11 “Bakla nohut aş olur, bilen kulu baş olur; ‘Toprak çamur olmasın, olmasın!’ dersen, döşediğin taş olur. 12 Yoğurt yedim tatlıca, hayır dedim kutluca. Yumuşak yönden bildim, DOST KAPISI’nda güldüm.” dedi, HAMZA DOST sözü EYYÜB’üme verdi: 13 “İki yaprak bir olsa, iki gözüm kör kalsa; RABB’im SEN’i bulurum, RESULÜ’nün dizinde kalırım, ÖZ’den-sözden bağlanır AŞK’ı ile dağlanırım, SEN’den aldığım gücü SEN’in için harcarım.” dedi, EYYÜB’üm selamladı. 14 “Pirinç dolu çuvala buğdayı atar mısın, akan suyu el açıp yumruğunda tutar mısın, aldığın her bilgiyi bilmeyene satar mısın?” dedi, HACI BAYRAM sözü aldı: 15 “Sarı safran zerdeye, deli oğlan gerdeğe. Yumuşak yol açılır, dileyen her kulu ile geçilir.” dedi, HACI BAYRAM selamladı. 16 “Saz aldık, semaya daldık, aldığımız her nefeste tezahürünü gördük.” dedi, VELED’im sözü aldı: 17 “ ‘Din günü, yan günü müdür?’ dediler, yanan gönlümüze sordular. Yanan gönül din gününü beklemez, aldığı güzele çirkini eklemez, içinde olanı dışında olandan saklamaz. Öyle ise, bilen için; her gün, her an, din günü, din anıdır.” dedi, VELED’im; demde DOST’u arayan, son için bilgisini tarayana selamını iletti. 18 “Kalın perde ışığı sızdırmaz, ince perde bildiğini
sezdirmez. Aynayı eline aldığında, kendinde-kendini bulduğunda,
perdenin ölçüsünü bilgin ile yoklarsın.” dedi, MERKEZ’im söze geldi: 19 “Yaprağa bakmadıysan, köküne su dökmediysen, gelene-geçene hayıflanma; bildiğin her konu güzeldir, bilmeyenin yanında keyiflenme!” dedi, MERKEZ’im selamladı. 20 “Damla–damla suyumuzu içelim, geldiğimiz yolda YAHYA ile gerçeği seçelim!” dedi, YAHYA EFENDİ sözü aldı: 21 “Umduğum günden yana DOST oldum, DOST ile posta geldim; üç kapıyı bilgin için açtım, “Almayı dilediğin, dördüncü kapıda dar gelmesin.” dedim, gerçeği seçtim. Elbet açacağımız kapıda seçilen ile duracağız, ‘YAHYA sözünü verdi.’ diyene soracağız. HAK’tan verilenin emrindeyiz, sözümüz asla gerçeğin dışında değildir!” dedi, YAHYA selamladı. 22 Seyre geldik sahrayı, kurduk RABB’im sofrayı. Beni-seni sildikte, sohbetine ADI’n ile girdikte; güzelden-güzele erdik bu günde, saydığımız günleri serdik bu günde. Her anımız ADI’n ile geçerlidir, BİNBİR TEVHİT her gününde tutarlıdır. (KADİR gecesine kadar her gün karşılama mı?) EYVALLAH. ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık.
LAİLÂHE İLLÂLLAH MUHAMMEDUR
RESULULLAH
|