6 Temmuz 1986 İstanbul

MEVLÂNA'yım ben!.. 

1 Kuşlardan yolu sorduk, gelen yolcuyu sardık, dünde-günde sırdık, demde her niyaz ile BİRLİK olduk.

2 "Güzel bağlar bizimdir, erişecek üzümdür; DOST yoluna bakarım, açık olan gözümdür." dedi, YUNUS' um sözü aldı:

3 "Adım-adım gelsen bile, ER yüzüne gülsen gine; yaprak-yaprak okunacak, elden-ele dokunacak." dedi, YUNUS' um selamladı.

4 "Bağlayan; düğümü çözer de gelir, dert denilen olayı örter de bulur, gölgesiz günde Güneş'i görür. " dedi, PİR SULTAN ABDAL; yerden-gökten, dağdan-taştan ne geldiyse günün yorumuna getirdi, kayguyu öylece bitirdi.

5 "Destan yazdım, fistan ile gezdim; ER sözünü, DOST gönlünü arayana sundum." dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.

6 "Yamaçtan-yamaca ses verelim mi, daldan-dala el sürelim mi; GÜLİZAR' ı bulduk, DOST ADI'na girelim mi?." dedi, MERKEZ' im sözü aldı:

7 "Müymin  olan bilsin, DOST sofrasından nasibini alsın; elde olan tepsiyi dileyene sundu, gönül bağında öylece kalsın." dedi, yuvanın sahibini selamladı.

8 "Gerçek sendedir, güzel seninle; yoğurt yesen, balın elinle; gülmeyi denesen, güller gününle." dedi, MERKEZ' im selamladı. 

MEVLÂNA'yım!

9 "Hayır olan her yazıda RESULÜ'nün Gönlü vardır, RABB' imin her EMRİ'ne şüphesiz uyanlardır, doğruyu bilip eğriyi silenlerdir." dedi, YAHYA; her dilden, her gönülden aynı niyazı aldığını söyledi.

10 "Doğan güneş, cümleye yeterlidir; akan sular, bilen için tutarlıdır; girdiniz bahçeler, aldığı ile biterlidir. Bitmekten maksat, yeşermektir. MESNEVİ okuyan her kulu, elbet bulacaktır yolu. (Verilen bu sohbetler MESNEVİ mi?) EYVALLAH. Çünkü, verdiğimiz tane-tane KUR'AN'dandır.
Bağlı düğümü çözen, saygının ölçüsünü çizen, her anında gül bahçesinde gezen; elbet ayrı söze girmez, dünden bu güne yetmeyeni vermez." dedi, YAHYA dünde-günde cümlenizi selamladı. "Hoşnut olduk, hoşnut kalsınlar, her adımlarına BİNBİR TEVHİT alsınlar."

MEVLÂNA'yım!

11 ’Er olsa, gür gelse, zorluğu günde yense.’ denilir. RABB' ine dayandığın her anın, zoru yendiğindir.

12 "Çevreye gül bağladım, elden-ele DOST ADI'na sevgimi verdim." dedi, RABİA sözü aldı :

13 "Ne sitem, ne hatem, dağları yere sermez; bağlarda üzüm görse, şarap niyetine vermez. Al eline aynayı, bil gönül ile uymayı. Adım-adım getirdik, kayguyu günde bitirdik." dedi, RABİA selamladı.

MEVLÂNA'yım!

14 Hasır serelim yere, yaprak verelim ele. ‘YAR' dan geldik.’ diyelim, doğruyu bildiğimize sevinelim. Müymin; yolun bekçisi değil, hakçısıdır. ‘Ben bilirim.’ diyenler, bekçiliğe taliptirler. ‘Miyyarını ben bilemem, gelmeyeni zorlayamam." diyelim, her öğünde yerden-göğe şükredelim. 

(Resim verildi: TİMURLENK)

15 Kumdan aşıp ta gelen, sahrada cümleye gülen, mevsimden-mevsime her yüze gülen Moğol Hükümdarı. (TİMURLENK mi?) EYVALLAH. Destanı yazıldığı, güzelden-güzele geçildiği bilinir, DOST hanesinde sevgi ile anılır. (TİMURLENK kime veriyor?) “ Kement atan, çevreyi elinde tutan; gelen günde olacak, yerden-göğe gülecek. ALLAH'ıma emanet olunuz.” 

MEVLÂNA'yım!

16 "Elif, adına; kabak, tadına sevilir; yapıda, gerçek uyum görülür." dedi, HAMZA DOST sözü aldı :

17 "Somun aldım yensin diye, soru verdim bilsin diye, güzel dedim görsün diye. Elden-ele yazdığımız, kainatı övdüğümüz; kolay geldiğine değil, RABB' im verdiğinedir."

MEVLÂNA'yım!

18 "Derman dileyen her kulunda RABB' ine olan bağı görülür, YUNUS ile aldığımız her konu sevgi ile örülür. Olumsuzluk, deste olana girmez." dedi, HAMZA DOST cümlenizi selamladı.

19 "Elden-dilden aldıkta; dağ başında durduk, her söz ile bilse-bilmese ‘SEVGİLİ’den.’ dedik sardık." dedi, MERYEM sözü aldı:

20 "Açtığım her kapıya geldiğim halde baktım, bildiğim kadar çerağı yaktım." dedi, MERYEM selamladı.

MEVLÂNA'yım!

21 Aşık; yolu sormadan bulur, sofraya geldikte kaşığını alır, akan suya gönülden katılır, elbet her niyazında elinden tutulur. ‘YA ALLAH!’ diyelim, her öğün üç zeytin yiyelim.

MEVLÂNA'yım!

22 HAK ADI dilde oldukça, HAK sevgisi gönülde kaldıkça; ne yelden, ne selden kaygunuz kalmaz, akan suya çer-çöp dolmaz. Dağlar taşlar bilendendir, açan çiçeğin solmaz.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH' a ısmarladık.

LAİLÂHE İLLÂLLAH MUHAMMEDUR RESULULLAH