9 Temmuz 1986 İstanbul

MEVLÂNA'yım ben!

1 HAK ADI'na uyduk geldik, HAK KELÂM'ı duyduk geldik; duman diyen kullarını, ‘Geçer’ dedik, sildik geldik.

2 "DOST KAPISI açılandır, HAK ADI'na geçilendir, bilim deyip seçilendir." dedi, YUNUS' um sözü aldı; kuma geldi, deryaya daldı, elde olan taşları kıyıya saldı.

3 "Gün gelir güzelden-güzeli getirir, gün gelir bilmeyende kayguyu bitirir. Selam olsun bilenlere, elden-eli verenlere, ER yüzüne gülenlere. ER'lik yolun hızıdır. Yerden-göğe çalışılır, bir yoncaya alışılır. Dağlara derman sorsan, bal ile kar alıp karsan; akan çeşmeden suyu bilirsin, elindeki destiye alırsın." dedi, YUNUS' um selamladı.

4 "BAYRAM sözü alacak, HACI adını cümleniz bilecek, yorumdan yoruma gerçek diye gelecek, aldığı her lokmaya ‘Helal’ diye gülecek." dedi, HACI BAYRAM selamladı.

5 "Şahit olsam sözüne, örtü koysam dizine, teli gersem sazına; gelen-giden eğleşirdi, alan-seven paylaşırdı." dedi, MERYEM sözü aldı :

6 "Dinle yelden geleni, değirmenden vereni, YUNUS ile bekleşip, YAKUP ile göreni. Ayrı vermez Güneş'i, bulunmaz hiçbir eşi, yüce dağdadır taşı, gönülden-gönüle yoldaşı. Yoğun gelse de bildiğin, rehberin olur sevdiğin." dedi, MERYEM, DOST ADI'nı DOST kapına bağladı. Gayret gördü, "Değirmenden geleni, senin yoluna çevirdi." dedi, MERYEM selamladı.

MEVLÂNA'yım!

7 Niyaz ettik seninle, ‘Yerde yaprak, yazıda gerçek var.’ dedik, ele aldığımız cevizi taş ile kırdık. Gelen özüdür katkıya girmez, "Neden, nerden?’ diye sormaz, dün ile günü ayırmaz. 

8 Seyredelim devranı. Neyden gelen ses ile, HAY ADI’nı dinledik; seven gönül yöneliktir, DOST'u DOST ile ünledik. Geçmişe kapak örtelim, geri gelmez bilelim; duymaktan öte bildik, güzel hali bulalım.

9 "Yeniyi-eskiyi bilenlerden mi, günü-geceyi soranlardan mı ses gelir?" dedi, HACI BEKTAŞ sözü aldı, KAYGUSUZ ile yola koyuldu.

10 " ‘Senden-benden ayrıda, ayağı hep gayrıda.’ diyene, de ki: Bilen ile katıldım, HAK YOLU'na atıldım, ‘Yedek gelsin.’ demedim, pişmemiş aşı yemedim, gelen-gideni saymadım." dedi, HACI BEKTAŞ, KAYGUSUZ ile selamladı.

11 "Kayguyu silmeye esen yel gerekmez, bağladığın atın yerini koşan tay tutmaz, ipliği olan buğday satmaz." dedi, YAHYA EFENDİ sözü aldı:

12 "OMAR ile yol bağladık, gayrette birlik olduk; yerde olan ile gönülde kalanı birbirine ekledik; değmeden ipteki çamaşıra, yanında yürüdük." dedi, YAHYA ile OMAR, ‘DOST!’ diyeni selamladı.

MEVLÂNA'yım!

13 Huzurhane olsun yuvanız, güneş misali kalsın havanız, ‘Denizden, kumdan gelen sesleri dileyen alsın.’ diye niyazımız.

14 "Kendime almadığım kayguyu başkasına asla vermem, gelen-gidende hata görmem." dedi, RABİA sözü aldı:

15 "Açan çiçek güzeli verir, seven her kulu gülleri bulur, aldığı her nefeste RABB'i ile kalır. O'nun ile O'nu bulacağız, O'nun ile O'na varacağız, O'ndan gelene ‘RABB'im şükür.’ diyeceğiz; her nefeste, her heveste, O'ndan geleni her zerremize ileteceğiz; BİRLİK’e talib olduk, gürlüğüne katılacağız; yumuşak huyumuz ile, deryaya adım-adım yaklaşacağız. ‘Ne ondan, ne bundan, asla kalmam yolumdan.’ dedik, her olaya el-ele adım attık; doymayı bildik, doyan ile soylu kaldık. Dağlar bize yol verdi, ovalar gittiğimiz yolu gördü, uçan kuşlar selama durdu, ‘HAY’ diye-diye gönüllerimiz GÜLİZAR'a daldı." dedi, RABİA selamladı.

16 " ‘Ata bindim varayım, SARI SALTUK'a sorayım, gideceği hedefte durayım.’ dedim, duvarın önüne geldim." dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

17 "Kapı varsa geçerim, güneş varsa seçerim; MEVLÂM gerçek DEDİ'yse, ben yolları aşarım; YEMEN'den selam aldım, kimliğime şaşarım; demirden pabuç giysem, yollarda taşa çarpsam, ‘Neden, niçin?’ demeden ben-RABB'ime koşarım." dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı.

MEVLÂNA'yım!

18 MERKEZ'im "Selam." dedi, önüme sofra koydu. "Her öğünde yemeğe başladım, asi geleni taşladım, gün geldi ne derlerse-desinler boşladım." dedi, MERKEZ'im selamladı.

19 "Altın sahan, gümüş kapak; niyazımız cümle ile, gelen-gidene dön de bak. Kendimden-kendime ayna olsam, aldığımı kendim bilsem; neden kaygu edeyim, kuru yaprağı tutayım?" dedi, HAMZA DOST sözü aldı:

(Not: "Vakıf için" diye GARİB not düşmüş.)

20 "Derman veren ALLAH'ım; kumdan izini alır, kuldan SÖZÜ’nü verir. Kandiller yanar oldu, pervaneler döner oldu, her kulundan selam geldi, bildikleri fener oldu." dedi, HAMZA DOST selamladı.

21 ALLAH'ıma emanet olunuz, yoldan gelene yol GÜL'ünü sorunuz. Kement atan, yolu bilir; gelmeyi dileyen, dilediğini bulur; her sofrada aşını yer, aldığını gönlüne koyar.

ALLAH' a ısmarladık.

LAİLÂHE İLLÂLLAH MUHAMMEDUR RESULULLAH