10 Temmuz 1986 İstanbul

MEVLÂNA'yım ben! 

1 Kuşlardan yolu aldık, gelen güne geceden güldük, açılan sofraya cümlemiz geldik. Cümlenize selam olsun.

2 "Korku ile olanın, RABB'im korkusunu silsin." dedi, YUNUS'um sözü aldı :

3 "El-ele olduk, doğru yolu arayan ile bulduk; çeşme başına geldik, akan su ile destimizi doldurduk; yolda durana, ‘Suyundan ver!’ diyene, dilediğince sunduk. Aldığın taşı elinde tutma, oturduğun sofrada acıyı tatma, dilediğin yolda gönlüne kaygu katma; az gelene, çok verene DOST ol da, DOST'luğuna gölge düşürme!" dedi, YUNUS'um selamladı.

4 "On kapıya geldik, on birincide bulduk; yaprağı okuduk, yazıya sevindik." dedi, YESEVİ sözü aldı :

5 "Vardığın her kapıda yüzüne ayrı, dizine ayrı söylerler; geldiğin yolda, getirdiğini kollarlar; elinde olanı alır, seni yollarlar. Düzenin verdiğine gönlünden uyasın, gönlünde olanı dumansız göresin, yapına uygun geleni kaderine sarasın, kapında bekleyen yoksuldan DOST'luğunu sorasın. Eline bakan, yaktığını dökendir; sevgine bakan, döktüğüne gülendir. Geçmeyi dilediğin yoldan DOST elini verdik, elden-ele geleni olumsuzdan sıyırdık. Olduğun gibi kalma, kaldığın yerde durma! Gayretin, dilinden değil emeğinden olsun; önüne dağlardaki taşları yığsalar, ruhun ferah bulsun. Bil ki, açılan yolundur, tutacağın ip kalındır; ak koyun senindir, yeter ki kara koyunu da sevindir. 'Kapanır kapı.' deme, umutsuzluk aşı yeme: girdiğin bina DOST yapısıdır, demde kendinden uzak durma!" dedi, YESEVİ; dört ağzında duran, ‘Nereye gitsem?’ diyene elini sundu. ‘YESEVİ'yi nerde bulsam, nasıl ansam?’ denilmesin. YESEVİ her an yanında, yardımındadır. 

6 "YAR ADI'nı analım mı, YAR YOLU’na gelelim mi; ADI'nı andık bu gün, cümleyi saralım mı?" dedi, MERYEM sözü aldı :

7 "Oyun almaz diziniz, asla solmaz GÜL'ünüz. Gölgeyi, Güneş'in vergisinden ararız. Her ağacın gölgesi yeterlidir, her kulunun çağrısı tutarlıdır, emeğini katarsan kaygular biterlidir." dedi, MERYEM selamladı. 

(Resim verildi : YESEVİ HAZRETLERİ)

8 Nefes alıp verdiğimiz, ‘HOCA'm.’ deyip gördüğümüz, ‘YESEVİ.’ diye andığımız. Miyyarına şahittir, mesafeye yer verir, dar olanın yanında kalır. 

9 "Destan yazsam okunmaz, iplik versem dokunmaz, elden tutsam sakınmaz." dedi, BEHLÜL'üm sözü aldı, mesafeye kendi yönünden baktı.

10 "BEHLÜL destan yazmazsa, fistan giyer de yürür, her adımında gelen-gideni görür, kimde toz var ise sırtına vurur; tozu gitsin, kaygusu bitsin diye. Yayan gidemem yola, Güneş'te veremem mola. Asla sözün yalanı yok, DOST KAPISI'nda kulu tok." dedi, BEHLÜL'üm selamladı. 

11 ‘Ağır geldi yükümüz, RABB'im bu mu hakkımız?’ diyene, PİR SULTAN ABDAL üç öğüt verdi:

12 “ 1- RABB'imin verdiğini paylaşmazsan, sana yük olur.

       2- Kulunun dilediğini paylaşmazsan, sende tek kalır.

       3- ‘Müymin olayım, emeğimi-sevgimi-varlığımı paylaşayım.’ diyesin, her lokmanı bal ile yiyesin." dedi, PİR SULTAN ABDAL selamladı. 

13 ‘Boyuma huyuma değmezse nasib, alacağım-vereceğim SEN'dendir hesap RABB'im.’ diyelim, her zerremiz ile GÜZEL'i gönlümüzde bulalım.

14 Sağır olan, kör olana acır; tok olan, aç olandan kaçar; ayakta duramayan, toprağı suçlar. Gel de geç, senden olmayanı senin gibi seç! De ki; ‘Ayni toprakta yeşerdik, ayni su ile yaşardık, ayni Güneş'te kendimizi pişirdik; neden, nasıl yolları aşırdık?’ Akkoyun karakoyun aynı sürünün malıdır, iyi-kötü bilenle-bilmeyenin halidir. Bilen ile olalım, bilmeyeni-bilenlere katalım; gömlek giydi isek, evde olanı giyemeyene satalım. Miras, soyludan aldığın olsun. Her verdiğinin karşılığı, muhakkak vardır. ‘Gömlek satılır mı?’ denilmesin. Verdiğin gömleğe niyaz aldı isen, fiyatı odur. 

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

15 ‘Adım atayım mı?’ denilir. Atmadığın adıma, binbir niyaz edilir.

LAİLÂHE İLLÂLLAH MUHAMMEDUR RESULULLAH