|
22 Temmuz 1986
Salı
MEVLÂNA'YIM BEN !
1 Gölgesiz güne adım atarız, her konuda
kulunun elini tutarız. Satırlarda verdiğimiz, bayramdan-bayrama sevinç
duyduğumuz bilinir.
2 "Meyveyi dalından, kulunun halinden
severim, DOST KAPISI'na öyle gelirim." dedi, YUNUS'um sözü aldı:
3 "Doğruyu bildim,
güzelden-güzeli öyle aldım; derin sulara sevgim ile daldım,
gelmeyi dileyene haberi saldım. Sevgiliye varlığından geldiğince
gülersin, darlıkta her gördüğünü silersin. Öyle olmalı ki, darlıkta zorlukta gürlükte; sildiğimiz olmasın." dedi, YUNUS'um
selamladı.
4 "Bakmayı denediğim çiçekten
yönümü sorsam, beni suya götürür; atmayı
denediğim hayvancık, beni kayguda bitirir. Öyle olmalıyım ki;
çiçeğe böceğe vereceğimi ne olursa-olsun bilmeliyim,
istediğini duyabilmeliyim."
dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı, VEYSEL'in yolunda durdu, gelene gidene
sordu:
5 "El tutarsa, dil getirir; gönülden
katana, yolunu buldurur. Dert demeden, sert yemeden; kendinde olana dönesin,
aldığın her yudum suya kanasın." dediler, PİR SULTAN ABDAL ile VEYSEL'im selamladılar.
6 "MERYEM Güneş'i gördü,
Güneş'te fistan ördü, beline kemeri sardı. "Gel gönül yoldaşım,
gel ömür sırdaşım, gel yol arkadaşım." dedi de, YAHYA'yı. AZİZ
YAHYA.
7 "Gülleri bahçemize diktik, dikenleri
ellerimiz ile söktük, gerçeği tezgahımıza serdik, "MERYEM'den yol
alanlara, müjdemiz olsun." dedik. Soyluluk;
gönül ER'lerinin adıdır, andıdır. Ne zandadır, ne kandadır. Dört duvarı
BİR'ledik, "MUHAMMED!.." diye cümlemiz gürledik."
dediler, MERYEM ile YAHYA cümleniz ile selamlaştılar.
8 "Boyundan-huyundan, gözler ayrıda
değil; bilenler-sevenler, gayrıda değil. "HAY" dedik geldik
söze, kement attık vurduk size." dedi, LOKMAN sözü aldı:
9 "Döllenmişse balıklar, yemez
sözü güllekler. Seyre gelse halk, doğru verir
HÂLİK. Evvel ahir, dostlar ile BİR'lenir zahir, SÖZÜ cümle dilde
zorlanır. ‘Gelsin, gitsin.’ deseler, demde denize inseler, bir tutam yosun ile
olanı dağıtsalar, gerçeğin yarasını kendi bilgilerinde bulsalar.
MEYDAN'da bilenler, ‘DOST!..’ diye-diye; MEYDAN'da bilmeyenler, post vere-vere.
Güzel olanı silseler, verilen gerçek bilgiyi bölerler." dedi, LOKMAN
selamladı.
10 Üç renk, bilgiye güç verir; yeşil,
mor, sarı. Maviyi, bulunduğun odada daim tut;
gözlerini dinlendirir. Seyreden her göz, mavi ile dinlenir. Koyuya
değil, hep açığa önem veririz. EYVALLAH. Gözün dinlendiği yerde,
gönül beslenir.
11 "Dağlar ‘DOST!..’ diye-diye
kendinde olanı saklar, ovalar ‘DOST!..’ diye-diye gelen her kulunu bekler,
sular ‘DOST!..’ diye diye cümle kulunu paklar."
dedi, RABİA, FENARİ (MOLLA) ile söze geldi:
12 "Bağladık sözü, bekledik sizi,
değirmende sakladık ÖZ'ü. Dünden güne,
günden yarına her adımda söyleşiriz, aldığımız çiçekleri birer birer
paylaşırız. Beklediğin sözden alacağın, gerçeğin yapısıdır; her çiçekte can
veren, RABB'imin toprağıdır. Unutulan değil gününde almayan dayanır,
güzelin yerine bilinmeyen boyanır." dediler, RABİA ile FENARİ
selamladılar.
13 "Üç öğüt diledim ömrümün her
gününde, üç EMİR ile güldüm ömrümün her anında." dedi, HACI BAYRAM
sözü aldı:
14 "Üç öğüt ALİ'dendir.
Denildi ki:
1- Ömründe,
ayağından-başına bil ki emanettesin. Kaygu etme,
emanete saygısız durma!
2- Bil ki,
aklın-bilgine sınır koyamaz. Mantığını çalıştır!
Bilginde sınır oluşsun,
öylece aklın ile gönlün buluşsun!
3- Göresin ki
bilgide sonsuza varamazsın. Verildiği yerde,
verildiği kadar
RABB'ime şükretmesini huy edinesin!
15 " ‘Öyle de, böyle de; SEN'den
RABB'im.’ dedim, ne derlerse EMRE
uydum.
Naz-niyaz-haz benimle oldu, gönlümde sadece sevgili kaldı."
dedi, HACI BAYRAM
selamladı.
16 "Bahar bitti yaz geldi,
gönülden-gönüle hazzı kaldı." dedi, MERKEZ'im sözü aldı:
17 "Dayanmayı bilenler; uyanmayı
deneyenlerdir, kum alıp eleyenlerdir. Ne saz ile, ne söz ile, her kulunda bin
naz ile gelişen, yerden-göğe gerçeğe alışandır." dedi,
MERKEZ'im selamladı.
18 "Düne-güne bakalım, çölde çerağ
yakalım, etekten taşı dökelim, sudan kilimi
çekelim. Yerden-gökten alışan, gölgede hep çalışan; gecenin sırrına
eremez, erse de bileceğini soramaz." dedi, HACI BEKTAŞ sözü aldı:
19 "Dinledim sayhayı, çevirdim sayfayı,
doğruya getirdim softayı. Az bilir, az verir, çok görür, yanan ateşe
suyunu getirir. Varettiğine söz
yetmez, dilediysen sözünü, ömür boyu bitmez." dedi, HACI
BEKTAŞ selamladı.
20 "Zeytin aldım yiyeceğim, ince
fistan giyeceğim; AŞK'ım bütün, sevgisine doyayım." dedi, SARI
ANA sözü aldı:
21 "Bir çiçek BİR'liğine
meseldir, bilmeyene masaldır. Gezdik yürüdük sahilinde;
kumlar iz aldı, kullar söz verdi, cümle BİR'liği kurdu.
Aldık-güldük vergisine, sevindik RABB'imin sargısına, sığındık affeden
sorgusuna. Kapı bize açıktır, elden-ele geçittir." dedi, SARI ANA
selamladı.
MEVLÂNA'YIM !..
22 Kalbur aldım un eleyim, kuşak aldım
bel sarayım, konu aldım cümlenize
sorayım: ‘Daldan, baldan, halden; GÜL'den güzeli var mıdır, AŞK'ına
düştük RABB'im; gönüllere kor mudur, SEN'i aradık-bulduk; gelip-gitmek zor
mudur?..’ Yerden-göğe ses verelim, güzeli sizler ile bulalım, her
birimiz-öbüründen hoşnut olalım, olduğumuz halde kalalım,
YOL'dan-GÜL'den sevgimizi sunalım!
ALLAH'ıma emanet
olunuz.
ALLAH'a
ısmarladık.
LAİLÂHE
İLLÂLLAH MUHAMMEDUR RESULULLAH.
|