
Gözde ÖZ'ün sözü olur,
gönülde kendini bulur. "Selam olsun." dediler, DÖRTLER yoldan
verdiler. "Düzen vardır." dediler, "Görene kardır."
diye sevindiler. DÖRT ALEM'den alınan, DÖRT KALEM'den verilen, DÖRT YÖN'den bağlanan
düzen; YUVA'dan geçendir. Saydık gülen gözleri, sevdik denen sözleri. 'Kayalar
eriyecek, denizler durulacak.' dedikte, kayıttan okunan verilir, düzende
dokunan söylenir. 'Selam.' diyen her kula, selamet dilenir. "Kul kuldan,
kul yoldan, kul halden beslenir. Kul, gönlü ile süslenir. Dil söylerse, gönül
eylerse, 'Hal ehli' denir." dedi, DÖRTLER'den gelen, yel misali cümleyi
saran selam, cümlenizden alındı. Konuk gelene,
selamı iletene kayıttan verdik. Konuk denilen, deryada kaybedilendir. 'DOST ile
buluşalım, DOST ile konuşalım.' dedikçe kaygusu silinir, 'ALLAH'ım
RAZI olsun.' denilir. Her adım O'na götürür, her damla O'ndan getirir.
'Dayandığım SEN'sin.' denildikte; demde oluşan, su ile buluşan
görülür. Gönül DOST'u aradı, akıl kainatı taradı. YARATAN ne DİLEDİ
ise onda karar kıldı. Duyan sayan, sevilir. Bilmiyen bilenden sayılırsa, bilen
hatalı olur. Kuşak belde, cümle dilde olsun. Duman dağılsın. 'Somut
örnek?' diyene de ki: El bende ise, söz dilde ise; gönül taş mıdır, akıl
tuş mudur? (Bir can
ekler: 'piyanonun tuşu.') EYVALLAH. Gayret yetmez verilmezse söz
niye bitmez? Kum DOST YOLU'dur, kul DOST halidir. Yol aldık güne geldik, günde
kendimizi bulduk. 'Olduk diyelim mi?' denir: Oluşta kalış yoktur.
Sonuna kadar gelişme, verme verişme vardır. Sel götürürse, yel
getirir; yol götürürse, hal gösterir. 'Bildim.' diyen, bilmeyeni buldurur.
Kazanan, bilmeyenden karlıdır. ALLAH'ım cümlenizden RAZI olsun, her adımı
sevabına yazılsın. AKDEVE'den söz aldık, cümlenize selam getirdik. Adım-adım
iletir. "ADI'nı anan kuludur." denildi. "Sohbette anılan HAK
ADI, cümlenizin sevabına yazıldı." denilir.