"Gölde balık avlamadım,
aydan yolumu sormadım. Üfledim nefes verdim, nefesle canları sardım. Canım
dedim, yalvardım. Gecede düşmem yola, AŞK sofrasında geldim bu hale.
Günümü bilenler, 'Bir nefes.' diyenler. Nefes canda, can tende, AŞK bende,
görgü sende. 'Sarhoş.' dedin alındım, dost dilinde dolandım. Daldan dala,
halden hale; her diyene uydum, her diyenden duydum. 'Diyen DOST'un dilidir,
vuran DOST'un elidir, seven DOST'un GÜLÜ'dür.' dedim. Yıkık duvara dayandım,
duvar beni taşır mı? Yolun gidişine uydum. Bildim ki; döven de seven
de benden. Çünkü cümle can O'ndan. Olmaz, güzelin görüntüsü camdan bilinmez.
Camını aç, öyle bak." Gelmeyi diledi, söz ile verdi, NEYZEN yürüdü.
"Yırtık pabuç neyime, nefes verdim
nayıma, 'Heves.' dedim huyuma." dedi, NEYZEN TEVFİK sözü her gülene
bağladı. " Bilinmeyen.' dedi, gününde ağladı. 'Kor ateş!' denir, suda kendini bulur.
'Bulsun.' dileyen olmaz. Çünkü kul olduğu gibi kalmak istemez. "
Kül olayım savrulayım, ateş isem kavrulayım." der, TEVFİK
cümlenizi selamlar.