Seyyit Ahmet

29
“Saymaya yönelin! Dayandığını bilsin, adadığına sevinsin, ödediği ile övünsün. RABİA ile söyleştik, her öğünde buluştuk, YUVA’nın havasına şükür kavuştuk. Övülen YUVA’da, öğütülen kor vardır. Soğuktan sıcaktan DOST havası oluştu, yaprak olan her kulu dostlar diye buluştu. ‘Nerde?’ denilir. (SEYYİT AHMET) Hudutta adımız bilinir. Yoğun gelişin olduğu yerde, YEMEN hududu. Tabak çanak yapıya gelir, dileyen kulu kapıda bulur. AŞK ile oluşan halde, kulu kendini bilir.” SEYYİT AHMET, RABİA ile söyleşti. Dediler ki: “ Her sofrayı bildik, her gönülde bulduk. Dilenen her yuvaya geleceğiz, selam diyeceğiz. Alacak, bileceksiniz. Cuma günü selâda geldiğimizi daha önce söyledik. Söz, verilenindir; ÖZ, bilinenindir; her niyaz, gönülden iletilendir. Alınır, bilgi nakledilir. Dağlara sordum, geleni gideni bilir misin? Yollara sordum, gitmeyi dileyeni iletir misin? Dağlar alışır, yollar bilişir. Alan aldığı ile, bilen verdiği ile önemini bulur.” dediler, cümlenizi selamladılar. “ALLAH’ım onlardan razı olsun, her niyazları yollarına dursun. Kavak misali yücelsinler, çınar misali genişlesinler, sarmaşık misali sarsınlar. YUNUS’um misali sorsunlar, KAYGUSUZ’a uysunlar, BEKTAŞ misali dursunlar, duvara ayak koysunlar. BAYRAM misali doysunlar, YAHYA misali dağıtsın, MERKEZ’im misali eğitsin, NUMAN misali öğütsün!” dediler, her varolanın niyazını cümlenize bağladılar.