Sandık
9
“Ne geçerim düzenden,
ne kaçarım YAZAN’dan;
bardak dolu ise, ayrı dururum kızandan.
Bellediğim söz benim,
beklediğim haz benim,
sakladığım koz benim,
sevgim cümle alemin.
Kör olsam kara gelsem,
karda bilenin izini bulsam;
kimi sorarım, kimi yar diye sararım?
YUNUS’un sözü ile soruyu bağlarım.
Alan veren; sandık ile kurduğunu görecek,
kardığını verecek, sardığı ile kalacak.
‘Er olsam, sandıkta kalanı bilsem,
her zerrem ile göçümde buluşabilsem.’
diye niyaz ederdim.
Ne bedenin zerresi yok olur,
ne yerini alanın sorgusu kalır.”
dedi, HAMZA DOST selamladı.

MERKEZ’im sözü aldı:
“ ‘Çevremde sevenlerle,
gerçeği övenlerle mutluyum.’ dedim,
her günümde dileyenden şifa sordum;
bağladığım dizden,
eklediğim bezden sakınmadım.
Her yazımın dosyası, bilenin dolabındadır.”
dedi, MERKEZ’im selamladı.
(Efendim, öyle ise bu sandık,
maddi değil manevidir?)
EYVALLAH.