Ahmet el Rufai

14
“Selam sizlere. Elde gül, gönülde nehir; akın bizlere.” dedi, AHMED’im geldi. HAZRETİ AHMED EL RUFAİ der ki: “MEVLÂNA ile geldik. Manayı gönül ile, maddeyi düzen ile bulduk. AŞK ile uyduk, ‘SAMANYOLU’nda buluşalım.’ dedik buluştuk. Ne mutlu bizlere; suyumuz akar, gönülleri paklar. Ne mutlu bize; kahır çekmeyiz, ‘Neden?’ demeyiz. Ne mutlu bize; yudum SEN’dendir, HİMMET SEN’dendir, alan gönüldendir. Ne mutlu bize; biz de SEN’deniz, SEN de bizdensin. Ne mutlu bize; ‘Dünyada söze, perdede göze, ahirette ÖZ’e getir bizi.’ dedik, duacı olduk. Ne mutlu bize; hepimiz buradayız, YOLUN’un NURU’ndayız. Ne mutlu bize; gelenin mutluluğu, bizden değil gönüldendir. Bizleri sevdi iseniz, ‘Yardımcı ol.’ dedi iseniz; ne mutlu bize, selam olsun sizlere.”

26
“Kucak dolusu selam ile geldim, kamayı yolumdan çektim. Kunduz kamaya söz etmesin, ‘Vazifem dalları yığmaktır.’ demesin, derecede eşitlik görülmesin. HAZRETİ AHMED RUFAİ: “Umduğun gibi geldim, adımda ALLAH’ımın AŞKI’na mühür bastım. Tekrar-tekrar sorulur, ‘Adın nedir?’ denilir. AHMED olmasam, gönlüne vermesem, kucak dolusu sevgimle gelmesem; neyde neyi, açar mıydın? Kainatın sırrı; neyde ney, odur. Sır neyde de değil, neyzende de. Ondan gelen zandadır, onu çözen zamandadır. ‘Ney alsam, neyzen versem.’ der. Dumansız beden, neye benzer. Neyi üfleyen, varsın sedasını vermesin. Neyde kayıp olur mu, kula hata verir mi? Üflemek hoş. Seda vermedi ise neden yerinsin? ‘ALLAH’ım.’ desin, O’ndan beklesin. Nefeste keramet aramasın, heveste bulsun. Nefes, heves ile güç bulur. Gelişim gönüldendir, verişim YÜCE’dendir. Adım AHMED. Kayıttan verilir, kaygudan silinir, geçitte dürülür, el ele verilir. Kuşun sesinde sonsuzluk aranır. Adım AHMED dedim ya. Selam ile geldim, sevgimi söyledim. Adım ile geldim, resmimi verdim. Meşrebimi bilenden, adımda sevgiyi bulana verdim. ‘YA ALLAH.’ dedik, selameti cümlenize diledik.”