
Tedbir, imanı zedelemez.
Mesnevi der ki:
‘Nerden geldiğini bildiğin felaketin
üstüne gidersen, ortağı olursun.’
Gözü kulağı, ağzı burnu,
en mühimi aklı ALLAH’ım niye sana verdi?
Binayı yaparsın, balkonu açarsın,
kenarına duvar çekersin, niye?
‘Düşmeyim.’ dersin.
Hastalıktan, kötülükten kendini korumazsan,
elbet yolunu o yana çevirirsin, oldukça.

Ne kadar tedbir alsan,
takdire karşı gelemezsin.
(PEYGAMBER EFENDİMİZ
bir Hadis-i Şerifinde; tedbir,
takdiri bozar buyurmuşlardır.
Bunun açık manası nedir?)
‘Tedbirde hata etme’ demektir.
Ne var ki takdir edilen, tedbir ile bozulmaz.
Neden bozulamaz?
Çünkü seni tedbire götüren de,
takdire yer verendir.
Sana tedbiri VERDİ ise,
takdire uyduğundandır.
Söylenen Hadis-i Şerif,
RESULÜMÜZ’ün yaşadığı günde,
tedbirden uzak kalan kulları
HAKK’a davet için söylenmiş sözü idi.
Günümüzde de sözün değeri aynıdır.
Ne var ki, takdir edilen yazı bozulmaz.
Kulun vazifesi,
HAKK’ın EMRETTİĞİ’ni yapmaktır.
Kapını açık bırakma ki,
gelenden şikayetin olmasın.
O zaman, gelen de HAK’tandır.
Gönül kapını kapa demedim.
Gönül kapın kapanmasın.
Yürümedik yavruya,
MELEKLER kucak açar,
yürüyenin önünden kaçar,
onunla koşmaca oynar.
Neden denir, ‘bırak düşsün’?
Sen korumaya kalkarsan, yanılırsın.
Ne var ki tedbirden uzak kalınmasın.
Bebeğe gülmeyi öğretin ki;
hep gülsün, GÜL’den geldiğini bilsin,
VEREN’den nasibini alsın.

VEYSEL’im sözü aldı:
“Üç ucunu bağlarsan mendilin, katığın dökülür;
dört ucunu bağla ki, elde olan iş görsün...”