Ayran Veren

29
“Aldım-verdim,
 şafakta yaprak saydım.” dedi,
 AYRAN VEREN söze girdi: “Demde kement atmadı,
 sütü sağıp satmadı, 
dört aydan öte gitmedi.”

EYVALLAH.
 (Benim düşündüğüme mi? diye sormuştum)
 Uzak değil yakındır yattığı yer.
 Vakit sorulur.
 Yaşadığı vakit
 dört yüz yıl önce. 
EYVALLAH.
 (“1600 yıllarında” şeklindeki konuşmalara)

 (AYRAN VEREN.
 Resim verilir) Doktorun yolunun üstünde, 
kapalı mezarlıkta

 (Selçuk, İzmir’in kazası yolu üzerinde mi DEDE’ciğim? )
 EYVALLAH. 
Demde sözünü verir, 
kozada görülür. 
Dikime gidenlere,
 “Ayran versem, ‘DOST.’ denileni öyle görsem” dediğinde,
 her gidenden niyaz aldığı bilinir. Elden ele nasip iletilir. ‘Nasıl?’ dendi. Ekiciye yardımcıdır, toplayıcıya olduğu kadar.

 (Bize mi söylüyor acaba?) EYVALLAH. (İsmi sadece AYRANCI mı? Başka ismi yok mu DEDE’ciğim?) 
Elbet var.
 AYRAN VEREN MUSTAFA. 
Kapalı denilen, erken örtülen, 
günü geceyi bir bulan her yolcuya niyazdadır. “Kaşık verelim, DOST’u görelim.” dedi AYRAN VEREN, sözü söz ile birleştirdi.
 (Resim de AYRANCI MUSTAFA’nın mı DEDE’ciğim?)
 EVET.

27
"AYRAN VEREN anılsa, gelen geçen yanılsa; yolu veren kimdendir, gönderilen nerdendir? Açılan gözde değil, seçilen sözde eğil. Dar gelirse fistanın, söz verirse destanın, alacağını bağışla." dedi, AYRAN VEREN yolda kalanlara yardımcı oldu. 

25
"Ayran alalım dileyene sunalım." dedi, AYRAN VEREN, yolun düzüne durdu: "Söz veren dize gelsin. Sazı aldı sözü sildi, kayıtta olana değil, şahitte aradı." dedi, selamladı yürüdü.